

Sevgili Durmuş abi ;
Biliyorum, artık yoksun ve ben sana yazıyorum. Doğrusu tedirginim bir ölüye mektup yazdığım için, ama içten içe diyorum ki kendime "Durmuş abim anlar beni. Ne de olsa, martılarla konuşmuşluğu var onun". Hep merak etmişimdir, masana konan martıyla neler konuştuğunuzu. 'Dili olsa da aktarsa o martı’ diye düşünüyorum şimdi… Bilirim, geçmişe mektup yazmazdın sen. Mutlaka umuttan söz etmişsinizdir karşılıklı ya da gelecek güzel günlerden…
'Gün' dedim de, bugünlerde ülke olarak çok hareketli günler yaşıyoruz abi. Taksim Gezi Parkı'nda parlayan kıvılcım, tüm yurdu yangın yerine çevirdi adeta. ‘Yangının güzeli olur mu?’ deme, çok güzel bir yangın bu. Öfkenin, dayanışmanın, sevginin, umudun, sabrın, 'yeter be' isyanının ilmek ilmek işlendiği bir yangın hem de. Üstelik herkes şaşkın! Şaşkınlığımız sahip olduğumuz gücün farkında olmayışımızdan. Üzerimizdeki ölü toprağını atıverdik bir gecede. Korku yok oldu. Bir tek şey çıktı ön plana; Özgürlük.
Evet özgürlükten başka hiç bir sözcüğe gerek yok, yaşadıklarımızı aktarmak için. Hem de, 'Bunlardan bir şey olmaz' dediğimiz çocuklar en önde koşuyorlar. Adettendir ya, kuşak ismini yakıştırmak. 2008 kuşağı deniliyor bu çocuklara. Ne denilirse denilsin, bu kadar zeki, bu kadar kendinden emin ve bu kadar inançlı oluşları şaşkına çevirdi hepimizi. Dünya tarihine geçecek kadar zekiceydi her yaptıkları. Ya mizahi tavırlarına ne demeli.
'Bu çocuklar bir başka' dedi geçen gün Ümit abi. Evet, sizin Eğitimli Ümit. Hani senin can arkadaşlarından biri olan. Konuşuyoruz arada. Ya da meydanlarda karşılaşıyoruz bazen. 1 Mayıs'ta İzmir’de yan yanaydık örneğin. Elbette sensiz pek iyi geçmiyor o anlarımız. Bu yüzden; hep yanımızda, aklımızda tutuyoruz seni de. İşte, Ümit abi dayanamamış, kalkmış gitmiş Ayvalık'tan İstanbul'a. 'Ben' diyor hızlı ve heyecanlı ses tonuyla '1980'den beri bugünü bekliyorum. Yok böyle bir şey.' ve ekliyor 'Tıpkı Paris Komünü gibi burada hayat.'.
Tahmin edersin elbet, her şeyin bu kadar kolay yürümediğini… Tezer Özlü'nün 'Burası bizim değil, bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi' cümlesini de yaşadık biz, evet.
Yine de, sıcak ama umutlu günlerden geçiyoruz bugünlerde. Sonu nasıl olursa olsun, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı ve tarihe yazılmamış adeta kazılmış günlerden üstelik.
Vedat Türkali ' Boşuna çekilmedi bunca acılar' demişti ya şiirinde.. İşte aynen öyle Durmuş abi, boşuna çekmediniz onca acıyı. Bugünlerde düşüyor kentlere, o acıların çiçeğe dönmüş halleri.
Sanırım bende saplantı oldu, sana çiçeklerden bahsederken sümbülleri anımsamak. Hani senin varlığına bayıldığın, o mor mor çiçekler açan sümbülleri. Bana mı öyle geldi bilmem, yoktu bu yıl sümbüller. Senin yokluğunla, onlar da yok oldular sanki. Belki seni çağrıştırmasınlar diye görünmediler gözüme, bilemedim.
Benzer duyguları Gürsel Abi de yaşıyormuş, dizelere dönüşen duygularından biliyorum. Evet, İstanbul'daki Gürsel. Dizelere ya da düzyazıya döküyor arada sana olan özlemini, yoldaşlığını…
‘...geçen kış ağır ağır yürümüş boydan boya ölçmüştük
Kabataş taraflarında sahili
"efe yırtar mıyım kefeni" sorusuna
"evet" demiştim "sen neleri atlatmadın
be Durmuş.."
şimdi mavisini yitirmiş denize yaşlı gözlerle bakıp
"ne kıyak bir adamın yoldaşı idik değil mi Ümit..
"diyorum...’
Böyle yazmasına bakma Gürsel Abi’nin, inan ağlamıyoruz. Çünkü gizli gizli içimize akıtmasını öğrendik gözyaşlarımızı. Şiirle, umutla ve özlemle geleceğiz yanına. Evet ya abi, bir yıl oluyor 6 Temmuz da. Gülen gözlerini toprakla buluşturduğumuz günün üzerinden koca bir yıl geçti işte. Ve yine arkadaşların, dostların ve yoldaşların yanı başında olacak o gün. Kimi sevdasını fısıldayacak gizli gizli, kimi kavgasını. Ama en çok da sana olan özlemlerini, bilesin.
'Eğitimliler' yine yalnız bırakmayacaklar seni. Pek severdin 'Eğitimli' sözcüğünü. O yüzden ‘Buca Eğitim Enstitüler’ demedim zaten.
Ahh! Az kalsın unutuyordum, Ozan'dan söz etmeyi. Yeğenin; canın, ciğerin.
Bana mı öyle geliyor bilmem, bir başka oldu senden sonra. Seni kaybetmek, ona verilebilecek en büyük ceza oldu sanırım. Tam da senin istediğin gibi şimdilerde o. Yani sevdasını da ölümüne yaşıyor, kavgasını da. Sana olan özlemini ise hiç sorma. Eminim o da ağlıyordur gizli gizli…
Sevgili Durmuş abi;
Fark etmişsindir, sözcükler yol aldıkça, tedirginliğim kayboluverdi. Belki arada bir yine yazarım sana, kim bilir?
Özlemle...
15 Haziran 2013


