

Celal DURGUN / celaldurgun@hotmail.com
Diyanet İşleri Başkanlığı ile Gençlik Spor Genel Müdürlüğü el ele vermişler, "çocukları camiye nasıl getiririz" diye
düşünmüşler, düşünmüşler, düşünmüşler ve
sonunda bulmuşlar.
"BADMİNTON oynasınlar" demişler.
İki kurumumuzu da kutluyorum! Bu bir devrimdir!
*** *** ***
Hem biz anaları babaları, hem de çocuklarımızı derin
düşüncelerden kurtardılar.
Yaz geldi, okullar tatil, elde yok, avuçta yok.
Çocuklarımızı alıp tatile çıkma olanağımız hiç yok.
Yazın sıcağında pişeceklerine, gitsinler camiye, BADMİNTON oynasınlar, dinimizi öğrensinler, dualarımızı bellesinler.
Düşünüp bulanlardan, uygulayıp kuranlardan Allah razı olsun.
Dilerim bu "mucitler" en kısa zamanda hak ettikleri mevkilere terfi ettirilirler.
*** *** ***
Çocuklar camide, hoca elifbadan başlayacak.
Çocuk bu, bir süre sonra sıkılacak.
O zaman BADMİNTON öğreticisi sıraya girecek.
Çocukların elinde raket, bir o yana, bir bu yana koşturacak.
Bir yandan duasını edecek, beri yandan oyununu oynayacak.
4+4+4, bu buluşun yanında sıfır kalır.
Alın size uygulamalı eğitim.
Alın size eğitici-öğretici eğitim.
*** *** ***
Gazetedeki fotoğraflara baktım da ağzım açık kaldı.
Camimizi görmeye gelen turist kadınların, saçını örtmesini
istediğimiz bilinirken, öğretici bayanın dar pantolon, açık başı ile raket sallamasına izin veren cami hocasına,
onunla karşılıklı oynayan müftüye hayret ettim.
Çağ atlamak diye buna derler.
Gerçekten sevindim.
Dilerim bu övülecek davranış,
bütün din görevlilerimize örnek olur.
*** *** ***
Diyanet İşleri Başkanlığına bir öneride bulunuyorum.
Bekâr gençlerimize yönelik bir kampanya başlatalım.
Bir yıl süre ile devamsızlık yapmadan camiye gelip namazını kılan bekâr gençlerimizi evlendirin.
Üç çocuk yapma sözü veren kızlarımızı,
bu gençlerimizle baş göz edin.
Çocuklara bilgisayar, bisiklet, kitap dağıttınız!
Büyüklere pasta, börek ikramında bulundunuz!
Evlendirme işine de el atsanız ne olur?
Sevap alırsınız.
*** *** ***
Ancak BADMİNTON oyununu bulanların
geleceğinden endişeliyim.
"Bu adamları yiyecekler" diye korkuyorum.
Ya Başbakanımız, bu ne "cüret" diye kükrerse.
Ya, "Be hey gafiller, Allah’ın evinde BADMİNTON oynanır mı? Oyun oynanacak başka yer mi yok? Okullarımız mı kapalı?" sorusunu sorup, "tiz bunların kafaları vurula" fermanını verirse.
İkinci Dünya savaşı koşullarında, camide asker yatırdığı için
İsmet İnönü’yü eleştiren Başbakanımızın bu "densizliğe" sessiz kalması beklenemez.
"Camiye ayakkabısı ile girene kızan" başbakanımız,
dar pantolonu ve başı açık camide oyun oynamayı öğreten
bayanı görmezlikten gelemeyecektir.
Vah ki vah.
Devrim başlamadan bitecek gibi.
"Mucitlerin" kellesi gidecek gibi.


