Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Gençlerimize kıymayalım efendiler!..

Reklam

Mehmet SARI

Taksim Gezi Parkının yok olmaması ve ağaçlarının sökülmemesi için yapılan eylemler çok yerinde bir tepkiyi oluşturuyor. Ağaç ve yeşilin yok edilmesi, yalnız İstanbul ilimizde değil… Örneğin Milasımızda bile bahçeli evler, yeşillikler yok edilerek yerine yüksek katlı apartmanlar dikiliyor, yeşilliklere kıyılıyor, yeşil yok oluyor ki, bu ağaç ve yeşillikler, biz insanların, baş ihtiyacı olan oksijeni üretirler. Yani, doğadaki canlılara en büyük hizmeti yaparlar. İşte, bu bakımdan hem ağaçları-yeşili, hem de demokrasimizi yıkımdan korumak adına protesto eylemleri yapmalıyız, yapılıyor da…

Bir de, en önemli tepkimizi gençlerimizin kıyılmasına göstermeliyiz.

İşte, benim, önceki hafta yapılan Kadın Meclisi genel kurul toplantısına gitmemin birçok nedeni yanında, acaba gençlerimizin yanlış bir eğitim sistemimizden dolayı kıyılmasına karşı bir tepkileri, gezi parkı gibi yanlışlığa bir haykırışları var mı veya olacak mı, bunu öğrenme arzusu vardı..

Belki, ‘Kadın Meclisi kongresine az sayıda erkekle birlikte, Mehmet Sarı da niye geldi’ diyen bile olmuştur.. Ama ben eğitimciyim. Başta kadınların eğitimine çok önem veren birisiyim. Sonra eğitimin temelinin ailede atılacağına ve bu temel üstüne okullarımızda eğitim binasının kurulacağına inananlardanım. Yani bence Kadın Meclisi çalışmaları eğitimimiz için çok önemlidir. İşte Mehmet Sarı da eğitim etkinliğinin olduğu her yere gider. Burada eğitim nasıl yürütülüyor diye araştırır. Çünkü ülkemin geleceği eğitim çalışmalarının iyi veya kötü gidişiyle anlaşılır. Atatürk ‘iyi eğitim ülkeyi iyiye, kötü eğitim ise kötüye götürür’ demedi mi?

İşte, Kadın Meclisi eğitim çalışmalarının benim özlediğim gibi olmadığını toplantılarına katılarak anladım. Yani toplantılarına katılmasaydım, bunu anlamayacaktım ve böylece de, eğitim için iyi yolu görmelerini biraz sağlayacak önerilerimi yapamazdım. Sonra, bu yazımın başlığındaki, gençlerimizin kıyılmasını önleyici eylem talebimi ileri süremezim.

Ha, bu önerilerimi dikkate alırlar veya almazlar, onlar bilecektir. Ben almalarını bekleyerek bir eğitimci olarak, bu önerilerimi kendilerine sundum. Hatta toplantılarında evlilik kursu açmalarını, çok şehirde olduğu gibi sürdürmelerini önerdim. Ayrıca bu kursta biz emekli öğretmenlerden yararlanılmasını da toplantıdaki konuşmamda belirtmiştim. Yani, ‘çağırırsanız geliriz’ dedim. Bence bu kurs çok önemlidir. Nasıl karayoluna çıkacak araçları sürecekler için ehliyet eğitimi yapılıyorsa, daha önemli olan evlilik için neden bir eğitim çalışması yapılmasın… Hatta tüm eğitim çalışmalarımızın noksan taraflarını gidermeye önem vermeliyiz. Bu gerçeği sayın Kaymakamım Bahattin Atçı da, odasını okula çevirdiğimiz günde, eğitimdeki noksanı şu örnekle çok güzel belirtti.

Konuşma, boşanan aile çocuklarının zararları üzerindeydi. Kaymakam; ‘Boşanmalar en çok tahsilli ailelerde oluyor, demek ki eğitimimizde bir yanlışlık var’ diye belirtti.

İşte, Kent Konseyi çalışmalarımızda bu eğitimdeki noksanlar rapor edilip, üst makamlara sunulmalıdır. Onlarca da bu raporlar değerlendirilmedir ki daha iyiye gidelim…

Eğitimimizi ilmin yoluna sokamazsak, çok sorunumuzu da çözemeyiz. Bu yüzden de çözemiyoruz zaten.

Geleceğimizi düzenleyecek ve ileri götürecek olan başta gençlerimizdir, onları, eğitim iliminin dediğine göre eğitemiyoruz maalesef…

Ne istiyor eğitim ilimi? ‘Çocuklarınızın gelecek hayatlarında başarılı, mutlu ve ruh sağlıklarının iyi olmasını istiyorsak, onları ilgi ve yeteneklerine göre yetiştirin’ diyor. İşte bu yönden, ne ailelerimizde ne öğretmenlerimizde bir eğitim çalışması yaparak bir hazırlığımız yok. Sonra, okullarımızdaki rehberlik ve araştırma merkezlerimizi yeterli uzmanlarla donatamıyoruz. Bunları yapmadığımız için de çocuklarımızı ilgi ve yeteneklerine göre eğitmiyoruz. İşte bu nedenle, çocuklarımıza kıymış olmuyor muyuz?

Gençlerimiz diyor ki, bizim belleğimize gereksiz bilgiler yüklenerek bizi eziyorlar, yoruyorlar, hayatta ihtiyaç olan bilgileri vermiyorlar. Süs bilgiler veriyorlar. Bu yüzden, hayatta başarımızda noksan oluyoruz diyorlar. Neden mesleki okulları çoğaltmıyorlar diye sızlanıyorlar.

Sonra, hep üniversiteye gitmek üzere eğitimi uyguluyoruz. Bunun sınavı olan ÖSS’ye 1 milyon 700 bin kişi, gencimiz katılıyor… Ama bu gençlerimizin ancak 4’te 1’ini bir okula alıyoruz. Geri kalan büyük çoğunluğu ise bir okula girememiş olarak yolların karanlığına, işsiz güçsüz bırakıyoruz. Bu gençlerimizin bu durumda psikolojileri bozuluyor. Geleceğe güvenleri kalmıyor. Kara bahtı olan insanları toplumumuzda çoğaltıyoruz. Sonuçta bu gençlere kıymış olmuyor muyuz? İşte bu kıyılışa da tepki göstermeliyiz, bence… Bu kıyılış, ülkemizin geleceği ve güvencesi olan gençlerimize yapılıyor. Demek ki ilim dışı bu eğitim düzenimizde bu haksızlıkları gençlerimize yapıyoruz. Bence bu olumsuzluğa tepki göstermek ve düzeltmek baş işimiz olmalıdır. İşte bunun için herkesin göreve ve sorumluluğa gelmelerini istiyorum. Saygılarımla…

Özet olarak eğitimimiz düzelmeyince,  gençlerimizin kıyılması durmayacak, gençlerin gelecekteki hayatlarında başarılı mutlu ve ruh sağlıkları yerinde olmaları için eğitim ilmine göre, eğitimimizi çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerine göre düzenlememiz gerekmektedir. Yani bugünkü eğitimimiz ilim dışında olmaktadır, bir de ezberci ve at yarışı gibi olmasından düşüncelerimiz yeterli gelişmiyor, bir de birbirini kıskanan, çekemeyen sevemeyen insanlar yetiştiriyoruz.

Örneğin aynı partide, ailede, şirkette ve kuruluşta insanlar genellikle  iyi geçinemiyor. Sevemiyorlar birbirlerini. Bunu hep görüp yaşamıyor muyuz? Bir örnek de parlamentomuzda görülmüyor mu? Yani asgari müştereklerde anlaşmaları pek görülüyor mu?

Demek ki eğitimimizi, başta demokrat değerler kazandırıcı düzende yürütmüyoruz, yürütemiyoruz. İnsanlarımız karşı fikirlere pek saygılı olamıyor, hoşgörü noksanlığımız var. Yani, yeterli demokrat değiliz. Ama, demokrat olacağız diye çok söz ediyoruz, maalesef…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!