

Mehmet Sarı / Emekli İlköğretim Müfettişi
Atama padişahlık işidir. Cumhuriyet ve demokrasi işi değildir. Cumhuriyeti Mustafa Kemal ve arkadaşları, halkı ile birlikte kurunca, ‘hakimiyet bilakaydı şart milletin’ kabul edilmiştir.
TBMM salonunun en yükseğine böyle olduğu yazılmış ve ilke olarak kabul edilmiştir Cumhuriyetimizde. Bu ilkeyi parlamentomuza gidenler açık olarak görebilirler.
Ama padişahlıkta, padişah olma babadan oğula veya görevler padişahın atadığına geçiyor. Hiç bir zaman ve şekilde padişah değişimi seçimle olmaz.
İşte atamanın padişahlık işi olduğu bilinmeden, demokrat Türkiye Cumhuriyetimizde atama ile yöneticileri tayin etme padişahlığa dönme olur.
Ben Milasımda delege seçimlerinin de atama ile yapıldığını, bunun demokrat bir iş olmadığını geçmiş yıllarda Önder Gazetemizde bunu yapanları ve halkımı uyarmak için yazmıştım.
Ayrıca parti içi demokrasinin önemini ve bazı parti yöneticilerinin bu gibi demokrasi dışı hareketleriyle Türkiye Cumhuriyetine, demokrasisine ters düştüklerini bazı yazılarımda göstermiştim.
Bu hatırlatmayı yaptıran, Hayıtlı Mahallesi delege seçiminde 10 kişinin isminin bir kağıda yazılarak parti üyelerimizin eline verilip oy attırıldığını görünce, eşimle ben, ‘böyle atama seçimde, demokrat olmayan seçimde oy kullanamayız’ deyip oyumuzu atmadan ayrılmıştık.
Yani Milas Hayıtlı Mahallesindeki parti üye sayımıza göre, seçilecek 10 delege için kağıda 10 kişinin adı yazılırsa atama olur. Ha bu kağıda 20-30 kişinin adı yazılsaydı ve üyelerimiz bu listedekilerden delege olmasını istedikleri 10 kişiyi işaretleseydi ve sandık açılınca her ismi yazılanın aldığı oy sayılarak en çok işaretlenenlerin 10’u delege yapılsaydı, o zaman demokratik seçim olurdu.
Ama parti üyesinin eline yalnız 10 ismin yazılı olduğu kağıt verilip sandığa attırılırsa, o seçim seçim olmaz, bir tür padişahlık olur. Bunu yapanlar, partilerine ‘yeterli demokrat değil’ dedirtirler, dedirtiyorlar.
Bir partide demokrasi olmasını halkım ister. Ben 1977’den itibaren Milas’ta politikanın içindeyim. Köy ve şehirdeki halkımla beraberim. Bana halkımın hep dediği; "Hocam, bize sorulmadan atananlar hizmet etmez ve onlar için çalışmayız, çalışmıyoruz" deyip durdular.
İşte bugün de atama isteyenlerin, halkın isteğine ters adım attıklarını bildireyim kendilerine. Bu atamacıların, partilerinin oyuna ve partilerinin canlılığına zarar verdiklerini bilmelerini istiyorum.
Şimdi 3 aday adayı çıkmış bir seçimde, bunlardan yalnız birine atama yapılırsa, bu atanandan başka aday adayları ile taraftarlarının kırılmasına, darılmasına neden olunur. Parti oy kaybına uğrar. Bu iyi bilinmelidir.
...
TBMM adına kamu idaresinin gelir gider ve mallarını denetleyen Sayıştay’ın bu görevini ifa etmesi cok önemlidir. Yalnız Anayasa Mahkemisinin iptaline rağmen bu bütçe konuşmalarında Sayıştay 132 raporunu TBMM’ne göndermemiş. Yürütme organından bağımsız olarak hareket etmesi gerekirken bunu yapmamış.
Yani demokrasinin gereği olan hesap verme ve hesap sorma ilkesi yerine getirilmemiş. Böylece yolsuzluk ve usulsüzlükler ortaya çıkarılamamış. Sayıştay raporlarını göndermeyince de, parlamento sağlıklı denetimini yapamamış.
Bütçe görüşmelerinde tüm muhalefet parti temsilcileri çok güzel eleştiri konuşmalarını yaptılar. Yalnız CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, belgelere dayanan konuşmasını en etkili şekilde yaptı.
Ama iktidar TBMM’de hiçbir uzlaşma sağlamadan, uzlaşma aramadan çoğunluğuna güvenerek Sayıştay üst yönetimini devreye sokmuş. Bu üst yönetim de hükümetin arzusu üzerine raporları düzeltmiş.
Böylece demokrasinin hesap verme ve hesap sorma ilkesi ülkemizde uygulanmaz olmuş. Böylece, ‘demokrasi demokrasi’ edebiyatları sözde kalmış. Çok konuda olduğu gibi…


