

Dursun GİRGİN
Dostlarım merhaba…
24 Aralık’ta Muğla’da yapılacak olan şu Ulusal Zurna Festivali’nden söz etmek istiyorum. Bir zamanlar bir vatandaşımızın yolu bir yörük köyüne düşer. O köyde de o kadar çok it varmış ki sormayın, yani köpek. Neyse, adamcağız tam da köy kahvesinin önünden geçiyormuş ki, a bir de ne görsün, ne kadar başıboş it varsa adamcağıza saldırmaz mı? O arada köy halkından hiç biri müdahale etmemiş. Zavallı vatandaş can havliyle yerden taş alıp kendini savunmak ister ama ne çare? O taşa el atar köklü, öbürüne el atar aynı şey ve orada can havliyle; "Hey be mübarek adamlar, itlerinizi madem başı boş bıraktınız, bari sokak taşlarını da serbest bırakın da hiç olmazsa kendimizi savunabilelim. Böyle hak, böyle adalet mi olur yahu, yazıklar olsun size" diye bağırır.
Hikaye bu ya, şimdi de sanırım böyle bir şey olacak bu Zurna Festivali’nde. Örneğin herkes önce kısa bir taksim çalacak, sonra da yöresel birşeyler icra edecek diye şimdiden kulağıma birşeyler fısıldanıyor. Bence aslolan şu; herkes en güzel çalabildiği bir bozlak olur, bir uzun hava olur, bir barak olur, bir zurna taksimi olur, bir yöresel ağız olur bunu icra ettikten sonra bir zeybek veya yöresel bir Muğla türküsünü dile getirir. Tabii ki bu söylediklerim sadece Muğla yöresini temsil edecek zurnacılar için geçerli, diğer gelecek konuklarımız için de bence bu böyle olmalı.
Şimdi birileri; "Yahu Dursun ustam sen de her şeye tuz biber oluyorsun, hele dur bakalım, hele bir çayı görmeden paçaları sıvama" diyebilirler. İşte ben de herşey olup bittikten sonra değil de, asıl yapılması gerekenleri önceden haber vereyim diyorum. Önemli olan ne? Birilerine peşkeş çekmek değil de, eğer adam gibi bu kültüre katkıda bulunmak istiyorsak, o halde önümüze yazılıp da konanlara göre değil de, geliniz herkes ruhunun derinliklerinden geldiği gibi sanatını ve de hünerini gösterebilsin.
Değerli dostlarım; bir zamanlar Kent Konseyi’ndeki dostlarım çok iyi hatırlarlar, "Gelin bir davul zurna festivali yapalım" diye önermiştim. Sanırım sakalımız olmadığı için sözümüz de dinlenmedi. Evet şimdi ben bir kültür dostu olarak bizzat Muğla Belediyesi’ne teşekkür ediyorum. Keşke bu şenlik önce Milas’ta olmuş olsaydı. Çünkü Milas’ın birçok özellikleri var, bunların en başında geleni de Milas’ın birçok uygarlıklara ve milletlere ev sahipliği yapması, birçok farklı kültürleri de bünyesinde halâ barındıyor olmasıdır.
Keza Muğlamızın da gerçi Milas’tan geri kalır bir yönü yok. Meselâ Muğla’nın dokusunu bozdurmadan Muğla Bacalarını yıllardır koruyagelmesi, Keyif Oturağı Yaylası ve birçok özelliği ile Muğlamızın da kendine özgü güzellikleri elbette var. Ancak dikkat ederseniz şu 10-12 seneden beri Milas yöresinde olup bitenlere eğer dikkatlice bakacak olursak birçok güzelliklere imza atıyoruz. Meselâ Tarım Fuarı, kent içi güzelleştirmeler vesaire. Binlerce güzelliğin yanı sıra eğer bir de böyle bir şenliğe ev sahipliği yapmış olabilseydik, daha mükemmel bir iş yapmış olurduk.
Meselâ Türkiye’de adı Zurnacılar ve Davulcular Derneği olaarak geçen tek bir dernek var, o da Milas’ta.
Evet dostlar; şimdi anlaşıldı mı gerçek meramımız?
Neyse ben bu konuları bir kültür adamı olarak daha fazla dallandırıp budaklandırmadan bu Zurna Festivali’nin darısı Milas’ın başına diyerek bu şenliğin güzel Muğlamızın hak ettiği yerlere gelebilmesinde bir nebzecik katkısı olabilirse bundan da mutluluk duyacağımı ifade etmek isterim ve tüm katılımcı dostlara başarılar dilerim.
Haydi dostlar, hoşça kalın, dostça kalın…


