Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Gelin, Dibekdere Köyünü tüm dünyaya tanıtalım

Reklam

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba…

Dibekdere’yi Türkiye’ye ve dünyaya tanıtabilmek öyle kolay bir iş değil. Bu yönde birçok konularla hep dönüp dolaşıp Dibekdere’yi anlatmaya çalışıyorum. Peki neden hep Dibekdere? Çünkü Dibekdere Köyü kadar renkli bir geçmişi olan başka bir köyü (66 yaşıma geldim, onca yerler gezdim) ne gördüm ne de duydum.

Sakın ola ki abarttığımı falan sanmayın. Muğlamızın yaklaşık 400 köyü var, ama Dibekdere Köyü gibi olanı yok. İşte bu nedenle Dibekdere Köyünü önce Muğla yöresi, sonra Türkiye, akabinde de tüm dünya tanısın istiyorum.

İşte bu nedenle Dibekdere Köyünü öncelikle tüm Muğla yöresi tanısın. Bu köyümüzde elbetteki tüm köyler gibi sıradan bir köy ama bu köyü diğer köylerden ayıran en önemli özellik şu; bu köy halkının 7’den 70’e hepsinin de müzik kültürüyle uğraşıyor olması.

İşte tek başına bu ayrıcalıklı özelliği dahi bu köyle birilerinin ilgilenmesi gerekiyor. Hatta şu aralar mobese kameraları kurulacağından söz ediliyor. Bence tüm Türkiye’nin bu köydeki o küçücük çocukların zurna davul eğitimini tüm dünya devamlı izlesin. Böylece şu yerli yersiz olan cinayetler bile belki de son bulabilir. Tabii ki bu bir düşünce, bir fikirdir.

Yani Dibekdere Köyünü diğer köylerden ayıran birçok özellik arasında bir de şu var; bu yörede iki tane Dibekdere Köyü var, iki ayrı muhtarlık var. Meselâ bu köylerin mezarlığı bir, biri sırf çiftçilikle uğraşır diğeri sırf müzisyenlikle uğraşır. İşte bütün bu özellikleri bir araya topladığımız zaman Dibekdere Köyünün tanınması, tanıtılması şart. Tabii şu ‘şart’ kelimesini kullanırken gerçekten de ilerisini, gerisini hiç de düşünmedim. Çünkü bu köyün tanıtılması demek, bir yerde bu yöredeki davul ve zurna kültürünün daha uzun yıllar yaşaması demektir.

İşte bu nedenle 3-5 yıldan beri Dibekdere ile ilgili bir kitap yazmaya çalıştım. Birçok verileri topladık, bu bilgilerin tamamını kayıt altına alalım da gelecek kuşaklarımıza hem kalıcı bir kültür mirası bırakalım, hem de bu güzel insanları her yönüyle daha yakından tanıma fırsatı bulun istiyorum. Bu hizmeti inşallah en kısa zamanda gerçekleştireceğiz. Tabi ki verilen sözler yerine getirilirse. Haa kitapçık ile bir de bu yörede birçoklarımızın bilmediği zeybek oyun havalarını da bir cd’de toplayıp bu kitapçıkla halkımızın hizmetine sunmak istiyorum.

Tabi ki bu arada da bu hizmeti sağlıklı bir şekilde yapabilmemiz için hem bir süre daha zamana ihtiyacım var, hem de çok değerli zurnacı ve davulcu arkadaşlarımın bana destek olmalarını istiyorum. Şöyle ki, bugün hayatta olmayan birçok zurnacı ve davulcu arkadaşlarımıza ait, onların evlatlarının torunlarının ellerinde çekilmiş fotoğrafları varsa onları kitabımda yayınlamak istiyorum. Çünkü yarın, keşke şunu da yapsak iyi olacakmış diye keşkelerin ardına sığınmak istemiyorum. O nedenle bu kitapçık benim açımdan olduğu kadar bir Dibekderelinin kaleminden çıkmış ilk eser olması nedeniyle çok önemli.

İşte konuya bu açıdan baktığımız zaman bu tanıtım çok mükemmel olsun istiyorum. Bu nedenle tüm kültür dostlarımdan da el yardımı, dil yardımı istiyorum. Daha sonra da inşallah bu işin maddi desteği gündeme gelecektir. O zaman da umarım ki verilen sözler ve vaatler gerçek olur da şu Dibekdere sevdamızı tüm dünyaya duyururuz.

Haydi dostlarım, hoşça kalın, dostça kalın…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!