Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Tutarsızlık-İleri Demokrasi ve bir fıkra

Reklam

Celal DURGUN    /    celaldurgun@hotmail.com

Bu ülke, ne çekmişse çifte standarttan çekmiştir.

Özellikle son on yılımızda, ilkesizlik tavan yapmıştır.

Yalan, itibarlı mesleğe dönüşmüş;

erdemlilik "saflık" olarak nitelendirilmiştir.

Karayı, "ak", akı "kara"  yapma alışkanlığı prim yapmıştır.

Gerçeklerin üstü örtülmüş, hakikatler halktan gizlenmiştir.

Pembe tablo hazırlamak yükselen değer olmuştur.

Sermayesi; fitne-fesat; yalan-dolan olanın "bahtı" açılmıştır.

"Din", "iman"; "namaz", "niyaz"  utanmazın "süsü" yapılmıştır.

Sabah başka, akşam başka konuşmak, olağan işlerden sayılmıştır.

***               ***               ***

Dün, "bitsin bu hasret, gel artık" davetinde bulunacaksın; bugün yerden yere vuracaksın;

Dün, "destan yazdınız" diye öveceksin;

bugün "eşkıyalıkla" suçlayacaksın;

Dün, "ikramiye " ile ödüllendireceksin; bugün görevden alacaksın;

Dün, zırhlı araç tahsis edeceksin;

bugün aynı adamı "tu kaka" ilan edeceksin;

Dün, asker, aydın, yazar, politikacı, gazeteci gözaltına alınırken sesini çıkmayacak; hak-hukuk-adalet-insan hakları aklına

gelmeyecek; bugün, "masumiyet" karinesinden söz edeceksin;

Dün övdüğünü; bugün "çete" olmakla yereceksin.

Bunun adı "çifte standarttır." Bunun adı, "samimiyetsizliktir."

***               ***               ***

Biz ne çektiysek, bu çifte standarttan çektik.

Suç işleyen "bendense" koruma altına aldık,

değilse yerden yere vurduk.

"Benim adamım yapmaz, senin adamın yapar"

sözünü bolca kullandık.

"Suçu" da "suçluyu" da buna göre tayin ettik.

Soruşturmalar; buna göre sulandırıldı, hasıraltı edildi, unutturuldu.

Yasalar bu nedenle yeniden çıkarıldı,

kararnameler yeni duruma göre yeniden yazıldı.

Yeri geldi savcı, yeri geldi yargıç davadan el çektirildi.

Benden olmayan sanık üzerine kucak dolusu ateşle gidildi.

Pire, deve edildi; yalana yalan katıldı;

dağlar taşlar kadar büyütüldü.

Savcısı, yargıcı yüreklendirildi.

Yargısız infazın "alası" reva görüldü.

***               ***               ***

Demek ki, "ileri demokrasi"lerde böyle oluyormuş.

"İleri demokrasi"lerde, iktidarda kim varsa, onun dediği olurmuş.

"İleri demokrasi"lerde,

bakan çocukları asla yolsuzluğa bulaşmazlarmış.

"İleri demokrasi"de, sandık en büyük mahkemeymiş.

"Şeffaflık" ta, "yetim hakkını korumak" da "ileri demokrasi"lerde böyle sahiplenilirmiş.

***               ***               ***

Adamın biri arabasıyla giderken teker patlamış, arabasını kenara çekip bijonlarını sökmüş. Patlak tekeri çıkarmış. Bagajdan yedek lastiği almış ve yerine yerleştirmiş. Sıra bijonları takıp sıkıştırmaya gelmiş.  Fakat söktüğü bijonları bıraktığı yerde bulamamış, çünkü bijonlar mazgalın içine düşmüş, almak mümkün değil. Adam bir o yana bir bu yana koşturup duruyormuş. Karşısında da üç adam onu seyrediyormuş. İçlerinden bir seslenmiş: "Üç tekerden birer

bijon sök, yedek lastikteki yerine tak, o seni sanayiye kadar götürür" demiş. Adam " doğru be, niye düşünemedim" diye hayıflanmış. Söyleneni yapmış. Teşekkür edip arabasını hareket ettirirken, adamların arkasındaki yazı okumuş. "Akıl Hastanesi"; Adam, "sizin burada ne işiniz var" demiş. Akıl hastanesindekiler birlikte yanıtlamışlar: "Biz burada salaklığımızdan değil, deliliğimizden yatıyoruz."

***               ***               ***

Yolu yokuşa sürmeyin.

Lafı dolandırmayın.

Pişkinliğe vurmayın.

Çifte standardı bırakın.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!