Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Müzik kültürünün iki farklı yönü

Reklam

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba…

Müzik kültürünün birçok faydalı yönleri vardır. Ben bunlardan sadece ikisini ele almak istiyorum. Yazıyla icra edilen müzik, bir de ruh ile icra edilen müzik olarak bu iki konuyu ele almak istiyorum.

Değerli dostlarım; bu iki konunun halkımız arasında bilinen yönleri de şudur: Konservatuvarlı diğeri de Alaylı. Yani yazıyla icra edilen müzik konservatuvarlıdır, alaylı müzisyenler de o sazın, sözün içine ruhunu koyarak icra ederler. Zaten bir Neşet Ertaş’la, bir Aşık Veysel’le, bir Muharrem Ertaş’la, bir Deli Selim’le, bir Mustafa Kandıralı ile diğer konservatuvarlıların farkı da buradan kaynaklanır. Yani, biri ruhunun derinliklerinden gelen duygu ile müzik icra eder, diğeri ise yazdıkları veya önüne konan yazılı müzikle icraat yapar.

Deyim yerindeyse bir şöför düşünün… Gözleri açık olduğu halde hata yapabilir, çünkü onun ruhu uyumuştur. Yani ruhun önemi çok büyüktür. Bugün, habire tartışma konusu olan şu diploma meselesi... Elbette ki diploma çok önemli, ancak her şey diploma demek değildir ki.

Onun için bizler her zaman şunu söylüyoruz; geliniz ilimle bilimi birleştirelim. Meselâ bir zurna taksimi yapacaksın, ama önünde yazılı bir ölçü var, onun dışına çıkamazsın. İşte o zaman da karşındaki dinleyicileri tatmin edemezsin. Ama eğer sen gerçekten de o zurna taksimini ruhunu vererek icra edebilirsen, işte o zaman Sayın Bülent Ersoy’un deyimiyle, ‘fevkaledenin de fevkinde’ birşey olur. Ki o zaman da işin doğruğuna ulaşmış olursunuz.

Değerli dostlarım; yıllardır hep söyler dururuz, geliniz şu üniversitelerin konservatuvar bölümlerinde; adı, şanı, şöhreti olan, her daldan birer alaylı müzisyene de yer verelim. Hem o daldaki müzisyenleri onure etmiş olalım, hem de gerek Kültür Bakanlığı’nca, gerekse üniversitelerimizce bu insanlardan da faydalanma yararlanma cihetine gidelim. Ki fenli arı kovanıyla tıpkı adına kara kovan denen o eski arı konavındaki farklılık gibi bu farklı renkleri-tatları, yeni yetişen genç yavrularımız görsün ve tatsın.

Dikkat ederseniz bugün tüm dünya organik tarımın lezzetini ve faydasını tartışıyor. Peki neden? Alaylı müzik kültürünün de yaşatılması konusunda devletimizin adı üstünde Kültür Bakanlığı var ama onun her yılki bütçesinden ayrılan korkunç ödenekleri ne yazık ki yıllardır Muğla il sınırları içinde, hatta Türkiye genelinde en eski davul ve zurna kültürünü koruyan ve yaşatan bir köy olan Dibekdere’de 2002 yılında kurulmuş olan bir derneğimiz olduğu halde ne yazık ki bu kültürün yaşatılması konusunda bir kuruş dahi ne yardım, ne de katkı alabiliyoruz. Bu da bizleri gerçekten de çok üzüyor, ama öbür taraftan bir de bakıyoruz her yıl pop müziği yarışması Erovizyon yarışmaları adı altında milyarlar harcanılıyor.

İşte bugün Türkiye genelindeki tüm alaylı müzisyenlerin isyanı da bu yüzdendir. Meselâ Türkiye’nin her ilinde her sene halk oyunları yarışmaları olur. Bu yarışmalarda ne yazık ki bir tane, iki tane alaylı müzisyene de jüri üyeliği verilmez. Peki neden?

Evet, çok değerli Halk Oyunları Federasyonu’nun değerli yöneticileri, sizlere sesleniyorum; Anadolu’nun her köşesinden derleyip topladığınız o güzelim halk oyunları figürlerini veya otantik diye adlandırdığınız o alaylı müzisyenlerin denetimlerinde neden alaylı müzisyenler yok.

İşte birçok yönden, gerçekten de bugüne kadar hiç kimsenin cesaret dahi edemediği bu konuları bundan böyle hep sıcağı sıcağına gündeme taşıyarak, bu ülkede yıllardır alaylı müzik kültürünü aş edinmiş, iş edinmiş tüm alaylı müzisyenlerimizin ve yöremizde yöresel halk oyunları kültürümüzün özünün korunarak yaşatılması konusunda daha duyarlı hareket edeceğimizi, başta bu ülkenin Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere tüm ilgili ve yetkili kurumların bilmesini istiyorum. Ayrıca tüm Türkiye genelinde alaylı müzik kültürünü aş edinmiş, iş edinmiş tüm müzisyen dostlarımı da, başta kendi yörelerinde daha sonra da Türkiye genelinde bir Alaylı Müzisyenler Federasyonu oluşturma konusunda bir çaba göstermelerini rica ediyorum.

Evet dostlarım; amacımız şu, bu ülkede organik tarıma sahip çıkanlar alaylı müzik kültürüne de sahip çıksınlar istiyorum. Tabii ki bu işte de başta T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu insanlara sahip çıkmasıyla başarıya ulaşılacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle, alaylı veya konservatuvarlı tüm müzikseverlere sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Hoşça kalın, dostça kalın…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!