Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Taşımalı Eğitim ve 4+4+4’ün sonucunu görünce, yıkıldım!

Reklam

Cafer METE / Emekli Halk Eğitim Merkezi Müdürü

Sevgili okurlar, 19 Aralık 2013 günü, bundan elli beş yıl önce öğretmen olarak çalıştığım Bodrum -Yaka köyünü ziyaretle, eski öğrencilerimle sohbet edip hallerini görmek, köylülerimle görüşmek istedim. Ve köyün ilköğretmeni olmam hasebiyle, okul, benim zamanımda devlet-köylü işbirliği ile yapılıp her türlü düzenlemesi, ağaçların dikilmesi, tarafımdan köylü ve öğrencilerimle birlikte yapılan, diktiğimiz künar çamı, kara selvi ve meyve ağaçlarını ve eserimi görmek istedim.

Gitmez olsaydım, görmez olsaydım, keşke bir bahane olsaydı da gidemeseydim. Öğrencilerimi ve arzu ettiğim durumları keşke görmeseydim. Gönlüm, içim kararmasaydı, hüsrana uğramasaydım. Okulumun kapı, penceleri sökülmüş, arka tarafa atılmış, paramparça olmuş. Duvarların sıvaları dökülmüş, virane olan bahçesinde gezerken bile itina ile basarken, görülmek istenilmeyen okulum. Sen ne oldun da bu hale geldin?

Sökülen, kesilen künar çamları, beni görünce sanki; "Bizi bu toprağa niçin diktin? Neden itina ile baktın? Yazın kendin suladın, öğrencilerine neden sulattın?" dedi. Bir de, "Her yıl duvarımı, bedenimi badana neden ettirdin? Bizim sağlam ve sağlıklı olarak büyümemizi neden sağladın? Kiremidimi neden aktardın? Gül bahçesi haline getirdiğin bahçemde her türlü sebze meyve, enginar yetiştirdiğin ve çocuğun gibi baktığın okulunu, bahçeni neden bıraktın? Neden bu köyü terk ettin? Şimdi bizim bu halimizi görüp de sevinmek için mi geldin? İşte eserlerini gördün, çık git bahçemden" diyen okulumun sesini duydum.

İçim burkuldu, yarınlardan ümidimi kestim, yıkıldım, ağladım, amma ne çare olan olmuş bir kere. Ayakta kalan çam ve kara selvilerim rüzgar estikçe sallanıyor, sallanınca da adeta "hoş geldin, halimizi gördün" diye ses çıkardıklarını hissettim. Onları sessizce dinledim, okşadım, öptüm, ağladım, arkamı döndüm, gönlüm gözüm orada kaldı, hoşça kalın diyemedim.

Okulun içerisine girmek istedim, öğrencilerim koluma girdiler, önüme sanki duvar ördüler. ‘Giremezsin öğretmenim’ dediler. Neden dedim. Çünkü orası wc haline geldi dediler.

Öğretmen lojmanı tarafına geçtim. Geçmez olsaydım, kapısı kliması var amma evin önünde yürümek bir mesele. Kimin kaldığını sormadım, çünkü orada kalan (üzülerek söylüyorum) böyle bir şey yapmaz, süprüntüden pislikten, insanı şeytan çarpacak.

Öğrencilerimi sordum. Burayı niçin bu hale getirdiniz dediğim zaman; "Hocam, köylü olarak ilgilenmek istedik, okulu köye vermediler. Biz ne yapabiliriz?" cevabını aldım.

Bu okul niçin bu hale geldi? Köyün çocukları nerede okuyorlar? diye sordum.

Yaka köyüne okul 1958 yılında yapıldı, köy 60 hane ve 200 nüfuslu olup çocukları daha önceki yıllarda (erkek çocukları) Ortakent beldesine gidiyorlarmış. Fakat kız çocukları okula gitmiyormuş. Köyde ilkokulu ben açtım ve köyün ilk öğretmeniyim. Yaptığım öğrenci kaydına göre 55 kayıt yaptım, 10 öğrenci de naklen geldi. 65 öğrenci ile okul açıldı.

Uzun müddet okulum, bir nizam ve intizam içinde 1958 yılından 2000 yılına kadar eğitim verdi. Bu yıldan sonra taşımalı eğitimle Ortakent’e gidiliyor, böylelikle okul sahipsiz kalıyor. Bir de üstelik 4+4+4 çıkıyor, köyde ne eğitim ne öğretim ne de okul kalıyor. Başka köylerdeki vatandaşlara sordum, eski okulunuz ne haldedir dediğim zaman hepsi de dert yandılar. ‘Eski okulda şeytan cirit atıyor’ yanıtını aldım.

Ey yetkililer; bu okulları, eğitim ve öğretim yuvalarını neden bu hale getirdiniz? Bu okulları ne yapacaksınız? Satacak mısınız? Lütfen bu eğitim ve öğretim yuvalarını onarın, canlandırın. Köylerde gençlerin meslek ve el sanatları sahibi olmaları için, sosyal ve kültürel çalışmaları için, yaygın eğitim kurumuna veriniz. Yaygın eğitime vermezseniz, köy muhtarlıklarına devredin. Milletin ve devletin çabası ile yapılan bu tesislerin yıkılıp harap olmasına, bahçesinin çöplük yuvası haline gelmesine yardımcı olmayınız. Sonra bu okulları yapan, hayata veda edenler sizlerden huzuru mahşerde hesap sorarlar.

Bir daha mı! Asla bir daha, öğretmen olarak çalıştığım köyleri merak ederek gitmemeye karar verdim. Taşımalı eğitimle 4+4+4’lü eğitim ve öğretimin mucitleri eserinizle övünün. Köy okullarının halini gelin de görün de içiniz sızlasın.

Bugün bu köylerde eğitim ve öğretim olsaydı, okullar bu halde olmayacaktı. Mini mini öğrenciler, kışta kıyamette soğukta başka bir köyde eğitim ve öğretim yapmayacaktı.

Sayın yetkililer, yukarda arzettiğim ve gözler önüne sergilediğim durumdan tahmin ediyorum ki sizler de rahatsız oldunuz. Gelin, köy okullarını canlandıralım, köyde bir eğitim ve öğretim yuvasını yaşatalım, kütüphane açalım, sosyal ve kültürel çalışma yeri haline getirelim.

Okullar aydınlıktır. Sizler bu aydınlığı ve bu köyleri kararttınız, mübarek olsun.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!