Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Yıl 3014

Reklam

Celal DURGUN    /    celaldurgun@hotmail.com

Yıl 3014, ay Eylül, gün Perşembe.

Arkeoloji öğrencileri,

hocalarının öncülüğünde tarihi bir Türk evini geziyorlar.

Hoca anlatıyor:

İşte burası oturma odası;

atalarımız günlük yaşamlarını bu odada geçirirlermiş.

Burası salon; geçmiş yüzyılda atalarımız konuklarını bu odada ağırlarlarmış.

Burası da mutfak; yemek işlerinin yapıldığı yer.

Burası da yatak odası, bu küçük boşluk tuvalet.

Şimdi sizi çok önemli bir yere götüreceğim.

Geçmiş yüzyılda atalarımız evlerine girerken ayakkabılarını

çıkarırlarmış.

Ayakkabılarını da özel yaptırdıkları "ayakkabılığa" koyarlarmış.

Ayakkabılar kutular içinde satılır, kutular içinde korunurmuş.

Bu çok doğal bir davranışmış.

Ayakkabılıkta bir kutu varsa,

içinde yeni ayakkabı var demekmiş.

Bu evi tarihi kılan özelliği ise; ayakkabı kutusu ve içinde bulunan bir takım kâğıtlarmış.

Şu gördüğünüz kutu 100 yıllık bir kutudur.

Prof. Dr. Henry, bu kutuyu gördüğünde hiç önemsememiş;

çünkü tarihi her evde bu tür kutu çıkıyormuş.

Öğrencilerinden biri kutuyu açma gafletinde bulunmuş.

İlk kez böyle bir durumla karşılaşıyorlarmış.

Kutuda ayakkabı yok.

İçinde ayakkabı olmayan kutu, neden ayakkabılığa konmuş?

Bilim adamları, sosyologlar bu soruya yanıt aramaya başlamış.

Kimi, "bu ayakkabı kutusu değil" demiş; kimi ayakkabı kutusu içindeki kâğıt parçalarını çözmeye çalışmış. Ama nafile.

Dönemin araştırmacıları, durumu aydınlatamayınca; dünyaca ünlü arkeoloji uzmanlarını ülkemize davet etmişler.

Sorun, uzun süren araştırmalar sonunda çözümlenmiş.

Atalarımızın yaşadığı dönemlerde rüşvet vermek, rüşvet almak, iş takipçiliğinden para almak yasakmış.

Görevini kötüye kullanmak gibi yorumlanıyormuş.

Bu yolla alınan paralar bankaya yatırılamazmış.

Peki, aldıkları rüşveti nerede saklayacaklar?

Kimi yurt dışına kaçırıyormuş, kimi de banka müdürüne rüşvet vererek işi rayına koymayı başarıyormuş.

İşte ilk kez bu evde oturan çok önemli bir zat, aldığı rüşveti ayakkabı kutusunun içinde saklayarak önemli bir buluşa

imzasını atmış.

Şeytanın bile aklına gelmeyecek bu önlem;

tarihin en akıllı rüşvet saklama yöntemi olarak ilan edilmiş.

Yüzyıllar öncesi atalarımızın yaşadığı büyük sıkıntıları

anlamamız ve bizden sonraki nesillere gösterebilmemiz için bu kutu ve içindekiler çok önemlidir.

Bugün, bizim için çok doğal olan rüşvet alma ve harcama

yetkisi, o dönemlerde hem büyük "ayıp" hem de yasaktı.

İşte arkadaşlar, bugün bu "çağcıl" duruma ulaşmışsak, rüşvetçi öncülerimizin sayesindedir.

Onlarla ne kadar öğünsek azdır.

Hepsinin ruhu şad olsun.

Mekânları cennet olsun.

Onlar olmasaydı en doğal insan hakkı olan rüşvet alma halâ

yasak olacaktı.

Tarihimizi iyi öğretmeliyiz.

Bizi bu yoldan döndürmek isteyenlerin oyunlarını

bozmak zorundayız.

Bizi, yüzyıl önceki karanlığa, zorbalığa götürmek isteyen

gafillere sesleniyorum.

Tarihi geriye döndüremezsiniz. Çağ dışında kalamazsınız.

Okullarımızdan, rüşvet alma ve

verme derslerini kaldıramazsınız.

Su akar yolunu bulur.

Yasakladınız da ne oldu? Yargıladınız da elinize ne geçti?

O girişimci insanları zindanlarınızda çürüttünüz de

ne kazandınız?

Alan razı, veren razı ise size ne oluyor?

Madem çok önemli görevlere gelmişim, madem sorun

çözüyorum, rüşvet almak benim en doğal hakkım değil mi?

NOT: Yemeyen, yedirmeyen; hakka ve hukuka saygılı olan,

demokratik ve laik cumhuriyete sahip çıkan tüm okurlarımın yeni yılını kutluyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!