Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Ülkemizin yönetimi giderek zorlaşmaktadır!..

Reklam

Mehmet SARI / Emekli İlköğretim Müfettişi

AKP hükümeti, ülkemde daha büyük zıtlıklar, etnik köken çatışmaları, cemaat kavgaları yaşanmasına neden oldu ve halkım AKP’yi ilk seçimlerde cezalandırdı diyelim.

Ama halkımın bu bilince, anlayışa daha yeterince gelmediğine tanık oluyorum. Çünkü halkım, kendi yaşam derdine düşürülmüş, çiftçi, zeytinci ve halkım dış tarım ürünlerinin istilasına uğratılmış, boğuluyor. Ama bu boğulma yeterli dile getirilmiyor ve dolayısıyla yeterli hissedilmiyor.

Bir de Avrupa Gümrük Antlaşması ülkemize kotalar koydurmuştur. Üreticiyi ezdiriyorlar ama halkımın önderi yok.

Ben 83 yaşında bir eğitimci ve çiftçi olarak şu anda bu boğmaya ve ezdirmeye dur diyecek bir gücü ülkemde göremiyorum. Halkıma önderlik yapan, aydınlatan da tam yok.

Ayrıca uluslararası anlaşmalara göre; bir ülkeye, dışarıdan bir endişe oluşuyorsa, bu oluşuma müdahaleyi devletim maalesef yapmamanın sonucu ülkem etnik zıtlıkları, ölümleri yaşıyor. Gelecekte bu durum daha da azıtabilir, azacak da gibi…

Ben 1960 yıllarında Bitlis ilinde 4 yıl ilköğretim müfettişi görevi yaptım. O bölgelerimizdeki feodal yapının insanlarımızı nasıl ezdiğini, eğitimsizlik, kültürel gerilik ve toprak reformu ihtiyacının olmasına bizzat tanık oldum. Oralardaki şıhlar, aşiret düzeni ve ağalığın ne vatandaşlığa, ne de gerçek müslümanlığa hiç uymadığını yaşayıp görmüşümdür.

Bu yüzden ülkemde ne iyi eğitim, ne gerçek adalet, ne gerçek demokrasi ne de yeterli insan hakları var. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri kazanılanların da çoğunu kaybettik.

Atatürk’ün oluşturduğu çok kuruluş ve fabrikayı satmadık mı? 1950’den sonra din siyasete girdi. Bu da yeşil kuşak teorisiyle geldi. Yöneticilerimiz de bunu ülkemizde uyguladılar. Son zamanlarda da etnik köken siyasetimize girdi.

Dinin siyasete girmesi, bugün cemaatin devlet içindeki çok yerine o günden bugüne adamlarını eğiterek, ışık evlerinde, yurtlarında hazırlayarak koyduğu hep söylenmedi mi? Böylece polis, savcı, hakim ve öğretmen v.s. devlet memurlarını kendilerine çevirmediler mi?

İşte devlet kuruluşları içinde bu cemaat yerleşmesine, şimdilerde ‘devlet içinde devlet oluşturuyor’ diyerler var. İşte ülkemizin kurtuluşu bence, halkımın ülkemizin içinde bulunduğu politik, sosyal ve ekonomik noksanları iyi görüp uyanması olduğuna inanıyorum.

Halkımın bu gerçeği görmesini, kamplaşmış medya ve bunların yaydığı bilgi kirliliği engellemektedir.

Halkımın uyanmasına, AKP içinden, içinde en azından Allah korkusu olan milletvekillerinin ayrılışı çoğalırsa, hemen düzlüğe çıkamasak da düz yola adım atmış oluruz.

Düzlüğe çıkmada, Kuran’ın ve Peygamberimizin iyi önder alınmasının da faydası olur. Maun süresinde, "Kamu malını yiyen dini yalan görür ve dinden dönmektedir. Böyleleri ne kadar namaz kılsa, gafildirler. Bunlar gösteriş yaparlar yalnız" diyor Kuran…

Gene Peygamberimiz, yanında ölen bir kişi için, "Namazını kıldırmam, çünkü kamu malına zarar veren bir kişi olduğu için" demiş. Bu değer hükümleriyle insanların davranışlarını etkileyebiliriz, ama devlet işlerine karıştırmamalıdır. İşte bugünkü sıkıntılar bu karıştırmadan ileri gelmektedir.

Özetle, ülkemde oluşan bu olumsuzluklar, yanlışlar hemen yenilemeyecektir. En önemlisi hakımın, az bir ianeyle oyunu verir olması da beni çok endişelendiriyor.

İşte bu nedenlerle, şayet ülkemde yeni bir iktidar oluşursa ülkemi yönetmesi zor olacaktır. Ayrıca muhalif partilerde de yeterli demokrasi ve işbirliği yapma kültürünü göremediğimden bu başlığı yazdım.

İnsanlarımız, maalesef devletim diye gururlanmıyor, devletini sevme azaldı. Ayrıca demokrasiyi partilerimizde yeterli göremiyorum. "Demokrasi demokrasi" diyorlar ama partilerimiz parti içinde bile demokrasi uygulamıyorlar. Aynı partide, senin adamın benim adamım diye ayrım yapılırken, birlikte olma, dayanışma içinde bulunma nasıl olacak? Bunu diyen kişiler, üyelerini köprüden geçinceye kadar kullanıyorlar diyorum.

Özetle ne politikamızda, ne sosyal hayatımızda, ne de demokratlığımızda yeterli sevecenlik, barışçılık ve birbirine saygı sevgi yok bence…

Yalnız tüm bu olumsuzluklara karşı tekpisini göstermeye başlayan bir gençliğimiz oluşmaya başladı. Tek güvence bence bu…

En kötü olan; "devlet malı deniz yemeyen domuz" denmesinin ülkemde değer hükmü olarak çoğalmasıdır. Sonra partilerin içinde, savcı ve hakimler arasında bile anlaşma yok. Ülkede zıtlaşmalar çoğaldı...

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!