Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Tırın sırrı ya da tırı vırı!?*

Reklam

soru/yorum / A. Kemal KAŞKAR

Sır, "varlığı veya bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey, giz" olarak açıklanmış Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük’te.

Aynı kaynakta, bu sözcüğün bir başka anlamı ise, "Bazı nesnelere parlaklık vermek, dış etkilerden korumak, sızmaları önlemek gibi amaçlarla sürülen, saydam veya donuk vernik" olarak yazılmış.

TIR ise malûm, bir tür yüksek tonajlı kamyon…

Ülkemizin çok hızlı değişen gündeminde; ayakkabı kutusu, para kasası, para sayma makinesinin ardından ‘TIR’ ve ‘SIR’ öne çıkmış durumda birkaç gündür.

Malûm, AKP hükümetinin, hükmetmekte zorlandığı günler yaşıyoruz.

Başbakan Erdoğan’ın, ‘devlete sızmalar’dan söz ettiği dikkate alınırsa, ‘sır’ denilen iş ve işlemlerin: 1. ‘Devlet sırrı’ ve -devlete sızmaları engelleme, belki biraz da ‘parlaklık verme anlamında- 2. ‘Devleti sırlama’ anlamlarında, yani her iki anlamında da yapılıp kullanıldığı anlaşılıyor.

İçişleri Bakanı Efkan Ala, gazetecilerin; Hatay’da ihbar üzerine durdurulan ama ("O Tır’da devlet sırrı var" diyen Hatay Valisinin yazılı talimatı üzerine) aranamayıp koyverilen TIR’da bulunan malzemelerle ilgili olarak çelişkili açıklamalar olduğu yönündeki sorusuna, "Orada Türkmenler var. Onlara götürülen yardım. Herkes işini bilecek" diye yanıt verince, ‘bildiğim kadarıyla’ işimin gereğini yaparak sormak istiyorum:

‘O Tır’da gıda ve giysiler var idiyse, Milli İstihbarat’ın muavinlik yapmasına ne gerek vardı?

‘O Tır’da ne vardı da MİT işbaşındaydı?

Sevgili yurttaşlarıma yapılan makarna-kömür yardımlarını çarşaf çarşaf reklam eden bir siyaset tarzına, yıllardır, "sağ elin verdiğini sol el bilmemeli’ şeklindeki özlü söz anımsatılarak yapılan eleştirileri herkes biliyor.

Şimdi, bir an için, tabloyu gözünüzün önüne getirin Allah aşkına, ‘O Tır’da gıda maddeleri ve giysiler olsa idi, devlet krizi gereği ihbar edildiği varsayımı kabul edilsin edilmesin, o ihbarın, siyaseten fırsat bilinip şöyle değerlendirilme ihtimali yüksek değil miydi:

Tırın kasası açılır. İçinden makarnalar, portakallar, mandalinler, bisküvitler, gofretler, cevizler, incirler, gömlek, kazak ve pantolonlar çıkarılıp ortaya serilir. Ve bu malzemelerin önünde denir ki; ‘Tırdaki malzemeler bunlar, görüyorsunuz işte.. Devlet içindeki çeteler, bu malzemelerin ihtiyaç sahiplerine ulaşmasına engel mi olmak istiyorlar? Olacak şey değil! Bakın görün! Bunların niyetleri ne!?...’

Her neyse, buna benzer bir şeyler işte…

Peki şimdi ne oldu?

Koskoca bir TIR dolusu SIR, Suriye’ye gitti!

Şimdi hepimizin aklına, kötü kötü şeyler gelipduru…

Bence, ihbarı yapıp ‘O Tır’ı durdurtan her kim(ler)se, maksat(lar)ı hasıl olmuştur.

Kamuoyunda oluşturulmak istenen ‘algı’ oluşturulmuştur.

O algı, ‘O Tır’da ‘silah-külah olduğu’ şeklindedir.

Yaşayagittiğimiz ‘devlet krizi süreci’ne; ‘O Tır’ı geri getirip kasasında ne olup ne olmadığını göstermek suretiyle ‘olgusal bir aşı’ yapmak mümkün olamayacağına göre: ‘Yandı gülüm keten helva’! Şimdi hiç kimse, yine, "bütün dünya birleşmiş bize komplo kurmuş" falan demeye kalkmasın! O tırı neden ‘pııırrr’ diye kaçırdın diye sorarlar! Tıpkı ‘ayakkabı kutularının içine paraları çete mi koydu? diye sorulduğu gibi..

Bir zamanlar Başbakan, Büyükanıt ile yaptıkları ‘Dolmabahçe görüşmesi’nde konuşulanlar için, "mezara kadar" gibi bir şeyler söylemiş ve o zaman ‘Pazara kadar değil mezara kadar’ muhabbetinin ‘devlet işleri’ için değil ‘özel hayat alanı’ için geçerli olabileceğine dikkat çekilmişti. Dolayısıyla, TIR(lar) dolusu SIR(lar) için de aynı durum söz konusudur ve bu sırrın da diğer pek çok ödenekli-ödeneksiz ‘örtülü konu’ gibi ‘mezara kadar’ süremeyeceği açıktır. Her şeyden önemlisi kamuoyu bu anlamda çok rahatsızdır. Rahatsızlıklar da giderek artmaktadır.

Sevgili ülkem artık bir ‘dönemin sonu’na doğru hızla ilerliyor. Hızla ilerlenen bu ‘son’un, bir tür ‘uçurum’ olmamasını diliyorum. Ama, olup bitenlere bakılırsa, gidişat hiç de hoş değil.

‘Benim kumpasım, senin kumpasın’ çekişmesi üzerinden ‘oh oh, canıma deysin’ çocuksuluğu içinde değerlendirmelerle ‘iyi-hoş-güzel bir yer’e varılamayacağı kesindir. Günden güne toplumumuzu topyekün bir çaresizlik tablosu içinde bırakan ve hepimizi ‘kurbanlık koyun adayı’ haline getiren bu ‘istihbarat oyunları’ ile gittikçe ve hızla uzaklaştığımız yer ise bellidir: Demokratik laik hukuk devleti.

Elbette ‘istihbarat oyunları’ gibi ‘yapay iradeler’in de, ‘tarihin bileşke rotası’nın bileşenleri içinde olduğu, olabileceği gerçeğini de vurgulamak gerekir. Ancak, sevgili ülkemizin bir tür bataklık alana doğru sürüklenmesinin de mutlaka önüne geçilmelidir.

Evet, tarih tam da böyle bir şeydir. Şimdi, kendini, tarihin içinde gören tek tek her bir iradenin, tarihin sahnesine çıkarak doğru-gerekli-uygun hamle ve müdahalelerle tarihe yön verme çabası göstermesinin tam vaktidir…

‘Demokratik-Sol-Sosyalist bir seçenek’ için tüm iradelerin kendilerini tam da bu noktada olabildiğince birleşik olarak tarihe dahil etmelerinin gereğine dikkat çekip noktalıyorum.

 

Tırı vırı- Ivır zıvır, fasa fiso tarzı ikilemelerin en şahanesi; bir kişinin, bir nesnenin ya da bir olgunun, işe yaramaz, boş, hatta dandik olduğunu anlatmakta kullanılır. (Ekşi Sözlük’ten)

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!