Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Siyasette ciddiyet

Reklam

A. Coşkun EFENDİOĞLU

30 Mart yerel seçimlerine üç aydan az bir süre kaldı. Partiler adaylarını belirlemeye devam ediyorlar. CHP ve MHP’nin Milas Belediye Başkan adayları belli oldu. AKP’nin adayı henüz belli değil.

Milas’ta seçimin bu üç parti arasında geçeceği bilindiğinden, diğer partilerin adaylarını belirlemeleri çok fazla gündeme gelmiyor. Bu biraz, bu partilerin seçimde iddialı olmamalarının da ötesinde, bu partilerin adaylarına verilecek oyların, genel durumu çok fazla etkilemeyeceği düşüncesinden kaynaklanıyor.

DSP’nin artık Milas’ta varlığı ve yokluğu bile tartışılmıyor. Ama örneğin, CHP’nin adayını belirlemesi sonrasında, ‘kırgınların DSP’den aday olup olmayacakları’ sorulmuyor da değil. Ama şu ana kadar, DSP’nin aday gösterip göstermeyeceği konusunda herhangi bir açıklama olmadığı gibi, birilerinin bunu sorguladığı da olmadı.

Seçimleri kısmen etkileme potansiyelleri olan BDP, İşçi Partisi, ÖDP ve BBP’de de herhangi bir aday belirleme süreci yaşanmadı; henüz açıklanan bir adayları da yok.

*          *          *          *

Buna karşın, seçimlere hazırlanan partilerin aday adaylarından, partilerince aday gösterilmeyenlerin ne yapacağı konusunda, insanlarımız son derece hararetli söylentiler peşinde koşmaktan da geri kalmıyor.

Öyle ki, belki o aday adaylarının aklından bile geçmeyen seçenekler, sanki böylesi temaslar ve arayışlar varmış gibi, kulaktan kulağa söyleniyor, anlatılıyor, tartışılıyor..

Kuşkusuz bunların en ilginçleri, CHP aday adaylarından Barış Saylak üzerinden yürütülüyor.

Barış Saylak ve destekçilerinin partilerinden ayrılarak DSP’den aday olacaklarından tutun, adayını belirlemiş ve çalışmalarını sürdürmekte olan MHP’nin adayı olacağına kadar bir dizi senaryo, fısıltı gazetesinin manşetlerinde görünüyor..

Nedense, bu tür ‘dedikodular’ üzerinden yapılan ‘gevezelikler’ oldukça da rağbette..

Ancak işin ciddiyeti de kaçıyor.

Kuşkusuz, "ateş olmayan yerden duman tütmez" atasözünü çok iyi bilen insanlar olarak, "acaba gerçekten bu tür atraksiyonlar var mı?" ya da "buna mesnet olacak yaklaşımlar mı var?" demekten de kendimizi alamıyoruz.

*          *          *          *

Örneğin Barış Saylak’ın henüz aday adaylığının devam ettiği, CHP’nin adayını henüz açıklamamış olduğu dönemde de, Saylak’ın diğer partilerle de el altından görüşme içinde olduğu türünden dedikodular yayılıyordu..

O zaman da bu türden bir sorgulama yapmış ve ama herhangi bir mesnet de bulamamıştım.

Ancak, aday belirleme sürecinin sonlarına doğru, Barış Saylak’ın söylemindeki bazı şeyler, "acaba bu söylentilerin çıkmasına açık kapı mı bırakıyor?" diye düşünmekten de kendimi alamamıştım. Çünkü Barış Saylak, "Partimizin demokratik bir şekilde sandık koyarak eğilim yoklaması yapacağına inanıyorum. Sandık konduğu zaman, sandıktan ben çıkmasam da, çıkan arkadaşımın arkasında partimizin seçimi kazanması için çalışacağım" diyordu.

Bu söylem, "peki atama yapılırsa çalışmayacak mısın?" sorusunu da hemen akıllara getiriyordu. O süreçte, bu soruyu sormayı çok düşündüm. Ancak, zaten sıkıntılı bir süreç yaşayan partiyi ve aday adaylığı sürecinin taraflarını yeni bir sıkıntıya sokmama ve bir taraf gibi algılanmama kaygısı ile ve Barış Saylak’ın ekibindeki bir arkadaşa bu durumu açtığımda, O’nun, Barış’ın kesinlikle böyle bir yaklaşımı olmadığı, hatta çalışmalar sırasında vatandaşların bu yöndeki soruları karşısında, "elbette o koşulda da partimiz için çalışacağım" dediğini aktarması sonrasında, bu konuyu gündeme getirmemiştim.

Şimdi aday açıklandı. Muhammet Tokat Milas Belediye Başkan adayı olarak belli oldu. Şimdi, benzer söylentiler, Barış Saylak için tekrar ve daha hararetli bir şekilde söylenip duruyor:

Barış Saylak ve ekibi MHP’nin adayı oluyormuş..

Barış Saylak DSP’den aday olacakmış..

Barış Saylak BBP’nin adayı olmak için görüşüyormuş

Barış Saylak ve ekibi, partiden ayrılmayacak, ama CHP’ye de oy verdirmemek için çalışacaklarmış..

Vb. vb.

Vb.’lerini bilinçli olarak koydum, çünkü belki dahası da vardır.

Bunlar, eğer doğruysa, kuşkusuz konuşulmalıdır. Ama bu söylenti ve dedikodular da hoş değil.

Barış Saylak, dün Ferdi Aşıcı’nın sitesindeki habere göre, bunları yalanlamış ve "ben yerimde duruyorum" demiş.

Ancak, geçtiğimiz günlerde, face’de gördüğüm ve aday belirlenmesi sonrasında Barış Saylak ve ekibindeki arkadaşların birlikte yedikleri yemekte Barış Saylak’ın yaptığı konuşmadan bir bölüm vardı. Orada Barış Saylak, demokratik bir seçim yapılmadığını belirtiyor ve atama yapılmasını kendisi ve arkadaşlarının emeğine yapılan bir haksızlık olarak görüyordu. Ve partinin içinde bir "barış çağrısı" yapılmasını beklediğini belirtiyordu.

Barış Saylak’ın Ferdi Aşıcı’ya yaptığı açıklamanın yer aldığı haberde ise şunlar yer alıyor:

"Kendisine başka partilerden veya partililerinden hakkının yendiğinin söylendiğini dile getiren Barış Saylak; ‘bu süreçte bana bağımsız aday olmam veya başka bir partiden aday olmam konusunda yoğun bir baskı var. Ancak ben durduğum yerdeyim. Aday adaylığı açıklamamı yaparken söylediğim gibi partimi yani CHP’yi yıllardan bu yana kalbimde büyük bir sevgiyle taşıyorum ve öyle olmaya devam edecek. Milas’a hizmet sevdam devam ediyor. Tekrarlıyorum: durduğum yerde duruyorum. Milas’ta ve Muğla’da partimin barış rüzgarları estirmesini bekliyorum. İnşallah böyle olur.

Yapılan tüm baskılara rağmen, ailemle birlikte, gönül verdiğimiz ve her zaman içinde bulunduğum partimden istifa etmeyi, başka bir partiye geçmeyi hiç düşünmedim’ dedi.

Yani, şu dikkati çekiyor: Barış Saylak’ın söyleminde hâlâ açık kapılar var gibi görünüyor. Face’deki konuşmada dikkat çeken "barış çağrısı" söylemi burda da"tekrarlıyorum: durduğum yerde duruyorum. Milas’ta ve Muğla’da partimin barış rüzgarları estirmesini bekliyorum. İnşallah böyle olur" şeklinde tekrarlanıyor.

O zaman şöyle bir soru türüyor: Nasıl bir rüzgarsa, bu "barış rüzgarı" estirilmediği, ya da Barış Saylak tarafından "barış rüzgarı" olarak algılanmadığı zaman ne olacak?!..

*          *          *          *

Dolaşan söylentiler üzerine dün aradığımda, yine yukarıdakine benzer şeyler söyledi ve artan söylentiler nedeniyle bir kaç gün içinde bir basın toplantısı düzenlemeyi düşündüğünü belirtti. Kuşkusuz beklemek gerek; ancak yukarıdaki soruyu da, Saylak’ın söylemleri sonrasında, sormak gerekiyor. Çünkü, kamuoyunda fısıltı gazetesi olarak dolaşan söylentilerin arkasında bu soru işaretine neden olan açıklamalar yatıyor gibi..

*          *          *          *

Uzaktan bakıldığında ise, Barış Saylak’ın bu "barış rüzgarı" çağrısının, bir beklentiyi ifade ettiği gibi bir algı var. Bu yönde bir duyum ise yok. O zaman Saylak’ın açıklamasını beklemek gerekiyor gibi..

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!