Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Kimler eğitimimizi cemaat kavgasına nasıl düşürdü?

Reklam

Mehmet Sarı / Emekli İlköğretim Müfettişi

Türkiye Cumhuriyetini kuranlar; "yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesiyle, bu devletin temellerini atmışlardı. Hiç unutulmamalıdır ki, 1950 yıllarına kadar bu sulh çiçekleri ülkemizde açmıştı. İnsanlar, barış içinde ve birbirine yan bakmadan, kavga etmeden, birbirini severek yaşamışlardı. Ülkede zıtlaşmalar, politik kamplaşmalar, kahveleri bölüşmeler yaşanmıyordu.

Ama 1950’den sonra belirttiklerim ülkemde olmaya başladı. Hatta Tahkikat Komisyonu kurularak, Anayasa dışı sivillerden, politikacılardan mahkeme oluşturulup muhalefeti ezmek, susturmak amaçlanmıştı.

Yalnız, bazıları bu yapılanları görmeyerek, 1950’den önceki yönetimi baskıcı göstermeye girişiyorlardı. Ekonomik girişimleri ulus çıkarına olmayıp emperyalistlerin çıkarına oluyordu.

Muhalefet, daha çok tren ve denizyolunu geliştirelim derken, iktidar batılıların harpten çıkan cip ve cemselerini alarak karayolu yapımına girişti. Böylece ülkemizin petrol ihtiyacını arttırarak, paramızın daha çok dışarı gitmesine neden oldular.

Ayrıca karayollarını çoğaltarak, trafik kazalarını milletimizin başına baş belası yaptılar. Yaşanan milyonlarca kazalarla çok can ve mal kaybına uğratıldık. Bugün sanki savaştayız gibi can ve mal kaybımız oluyor. Bir de, sakat kalanlar milyonları geçiyor.

Ama tren ve denizyolları geliştirilseydi, bunlarda tüketilecek kaynak olan kömür ülkemizde bol bulunuyordu. Ama ülkemizde petrol üretimi çok azdı. Yani petrolu daha çok dışarıdan alıyorduk. En çok parayı bu petrole vermeye başladık. Böyece ulusal kalkınmamızın önünü tıkamış olduk. En akıllı iş, toplu taşımacılık iken onu yapmadık.

Bir de 1950’den sonra Yeşil Kuşak Teorisi geldi ülkemize. Şimdiki Büyük Ortadoğu Projesi gibi idi. Yeşil Kuşakla Rusya’daki komünizm engellenmek istenmişti. İşte bu istek dini siyasete soktu. Laiklik dışı girişimler arttı. O sırada Adnan Menderes, parlementoya hitaben "siz isterseniz hilafeti getirirsiniz" diyordu.

Bugün sürdürülen cemaat ve hükümet kavgasının tohumları o yılarda, bu Yeşil Kuşak Teorisiyle atıldı. O zamanın yöneticileri de bu projeye sarıldılar. Ülkemizi aydınlatacak ve köyleri kakındırmaya görevlendirilen Köy Enstitüleri kapatıldı. Ülke, bağnazlığa ve hurafeye büründü.

Kamuoyu tüm süreçlerde Gezi Parkına uygun gençleşme ve değişim bekliyor. Ama partiler adaylarını demokrasi kurallarına göre yapmıyor, atama ile yapıyordu.

Son 2 haftadır, yıllarca önce ekilen Cemaat tohumlarının ve bunlara müsaade edilişiyle dershaneler konusunda AKP ile cemaat arasında bir tartışma koptu. İktidar geri adım attı, dershanelerin kapanması başka bir bahara kaldı. Bu tartışmaların en önemlisi, iktidarın başının; "hangi istediğinizi yapmadık" demesiydi. Gene AKP milletvekili Şamil Tayyar’ın; "Emniyeti, Cemaate bağladık" deyişi önemliydi. İktidarın yayın organı gibi çalışan Yeni Şafak Gazetesinin Cemaate sorduğu; "2004’ten önce kaç valiniz vardı, şimdi kaç valiniz oldu? 2004’ten önce kaç milletvekiliniz vardı, şimdi ne kadar oldu? 2004’ten önce kaç bakanınız vardı, şimdi ne kadar oldu? 2004’ten önce kaç üniversiteniz vardı, şimdi ne kadar oldu? 2004’ten önce ticaret hacminiz neydi, bugün ticaret hacminiz ne oldu?" gibi ilginç, çarpıcı açıklamaları beyinlere çakıldı. Ülkemizin artık evrensel demokratik hukuk devleti normlarıyla değil, cemaatlerle yönetildiğini ortaya koydu.

Dershanelerde yaklaşık 50 bin öğretmen çalışıyor, 1 milyon 200 bin öğrenci öğrenim görüyor ve "üniversite dershaneye gitmeden kazanılmaz" gibi yaygın bir kanı oluşturuldu.

AKP ile Cemaat-dershane tartışmasında Başbakanın; "siz ne istediniz de yapmadık" sorusu can alıcı noktadır.

Cemaat iktidara ortak olmak istiyor. İktidarda ise ortaklığa sınır getirme arayışı var. Cemaat de kendisi için çok önemli gördüğü dershaneleri kaybetmemeye çalışıyor. Bu tartışmada ülkenin eğitim sorununu gerçekten çözmek ile ilgili bir irade var mıdır? Keşke bu sorunun yanıtı olumlu olabilseydi.

PİSA yarışmaları, ÖYS sınavı sonuçları, eğitim sistemimizin iflas ettiğini göstermektedir. Bu gerçeği görmeyen muhalefet partilerine ne diyelim? Halâ bunların bir eğitim projeleri yok maalesef. Ama, şöyle böyle dense de 4+4+4 projesi var iktidarın. Yalnız ülkemin ihtiyacı olan nitelikli eğitim ve nitelikli öğretmen sorunsalı acil bir paket olarak karşımızdadır. Ki dershaneler, ülkedeki eğitimin niteliğini kaybetmesinde önemli paya sahiptir, ne yazık ki…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!