

‘sözün özü’ / Celal DURGUN / celaldurgun@hotmail.com
Eğri oturup doğru konuşalım.
RTE, "büyük" politikacı.
Kamuoyunu oyalama oyununu iyi biliyor.
Bugün başka, yarın başka görünmekten korkmuyor.
Eğriyi "doğru", yalanı "gerçek" göstermede üzerine yok.
Çark etmeyi, "başarıymış" gibi hanesine yazdırabiliyor.
Mağdur edebiyatını çok "güzel" kullanıyor.
Zeytinyağı misali, üste çıkmayı iyi beceriyor.
Allamada pullamada kimse O’nun eline su dökemez.
Oportünizmin "şahıdır".
*** *** ***
Herkesi, düşünmeye davet ediyorum.
Elinizi vicdanınızın üstüne koymanızı diliyorum.
AKP muhalefette, CHP hükümette olsaydı.
Kılıçdaroğlu başbakan,
Erdoğan ana muhalefetin başı olsaydı.
"Yolsuzluk ve rüşvet" soruşturmasında
CHP’li bakanlar ya da onların
çocuklarının adı geçseydi.
RTE, yüksek tondan yağıp gürlemez miydi?
Yeri göğü inletmez miydi?
Gök kubbeyi, Kılıçdaroğlu’nun üstüne indirmez miydi?
CHP’yi; hırsızların, yolsuzların,
rüşvetçilerin partisi ilan etmez miydi?
Gazete manşetlerini gözümüze sokmaz mıydı?
TV haberlerinde diline dolamaz mıydı?
Yazarları, çizerleri,
olayın üstüne gitmeleri konusunda yüreklendirmez miydi?
Savcının, polisin sırtını sıvazlamaz mıydı?
Sabah akşam,
gece gündüz yolsuzlukla yatıp rüşvetle kalkmaz mıydı?
Temiz toplum, temiz yönetim nutukları atmaz mıydı?
Bakanların istifasını anında istemez miydi?
Fezlekenin hemen Meclise gönderilmesini istemez miydi?
Savcıya, polise "yürü aslanlarım" övgüsünü söylemez miydi?
Meydanlarda, CHP’yi yuhalatmaz mıydı?
Kılıçdaroğlu’nu parti başkanı olduğuna
pişman ettirmez miydi?
*** *** ***
Ama RTE, ne yapıtı?
Önemsemedi, görmezlikten geldi.
Yolsuzluğu, rüşveti açığa çıkarma yerine,
üzerini örtmeye çabaladı.
Bakanlarını önce sahiplendi, sonra "kirli" ilan etti.
Bir yandan "kötüleri" ayıkladık dedi, beri yandan "kötüleri" yakalayan polisi, savcıyı yerden yere vurdu,
yetmedi görevinden aldı.
Emniyet Genel Müdürünü değiştirdi.
Yönetmenliği değiştirdi. (Danıştay iptal etti.)
Haberi yazan gazeteleri "hain" ilan etti.
Yazarları işbirlikçi kıldı. Olayı şirazesinden çıkardı.
Dış güçler "rüşvete" bulaştırdı.
Uluslararası finans sektörünü karaladı.
Konuşma kayıtlarını dikkate almadı. Fotoğraflara bakmadı.
Çantanın içinde kitap olduğu ima etti.
Para kasasını, para sayma makinesini "delil" saymadı.
Ayakkabı kutusunda milyon doları saklayan
banka genel müdürünü sahiplendi.
"Oğlum olsa da hesabını sorarım" dedi, ama oğlunu ifade vermeye göndermedi.
*** *** ***
RTE, çifte standartçı.
İşine gelmeyeni görmüyor; işine geleni dilinden düşürmüyor.
"Benim adamım", "onun adamı" kayırmasını hep yapıyor.
Bundan da "yırtarsa"; pes artık.


