Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Halkını hasta eden devlet

Reklam

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba…

Bugün siz dostlarımla çok önemli bir konuyu gündeme taşıyacağım. Evet dostlar; ‘halkını hasta eden devlet’ten söz etmek istiyorum. 6 Ocak 2014 günü sabah Devlet Hastenesi’ne müşteri indirmeye çıktık. Allah korusun, ben diyeyim 600 araç, sen de 700-800 araç. Düşünebiliyor musunuz bu araç sayısı sadece Devlet Hastanesi’nde. Malum, yöremizde bir de özel hastane var. Bunun yanı sıra onca sağlık ocaklarımız var, ama gel gör ki her yer hasta vatandaşlarımızla dolup taşıyor.

Peki neden? Hemen arz edeyim; şu ülkede kaçta kaçımız sağlıklı beslenebiliyor sorarım. Yılda bir kere bile et ve balık yüzü göremeyen vatandaşlarımız var. Bütün bu olup bitenlere paralel olarak bir de sabah kahvaltısı için Londra’ya, öğle yemeği için Paris’e uçanlara ne demeli acaba? İşte, 11 seneden beri iyiden iyiye artan haksız kazanç sahiplerinin sayısını gördükçe milletimizin morali bozuluyor ve ertesi gün bir de bakmışsınız yüksek tansiyondan hasta olup yatağa düşüyor insanlarımız. Ha bir de, halâ bunca haksızlığa, bunca yolsuzluğa rağmen iktidara sözde-yapmacık destek zinciri oluşturanları görünce, insanın ‘yuh’ diyesi geliyor.

Nasıl demezsin ki; milyonlarca insanımız yoksullukla mücadele ederken birilerinin bunca olup bitenleri görmezden gelerek halâ zalimlerin zulümlerine destek vermelerine doğrusu bir türlü inanamıyorum. Hakimleri susturdular, savcıları susturdular ama bu halkı nasıl susturacaklar doğrusu bilemiyorum. Banka borçlarından dolayı sabahlara kadar uyku uyuyamayan vatandaşlarımızdan nasıl olur da dört başı mamur sağlıklı bir nesil bekleyebiliriz. İşte bugün hastanelerimizin tıka basa dolup taşmalarının tek nedeni de bu moral bozukluğudur.

Dostlarım; çiftçimizin, işçimizin, emeklimizin, amir ve memurumuzun, esnafımızın yüzü şöyle kahkaha ile gülmeyeli yıllar oldu. Bu milletin alınterini çalıp çırpanlar ne zaman ağlayacaklar da bu milletin % 99’u ne zaman gülebilecek acaba diye sabırla bekliyoruz.

İşte o gün gelince zaten milletimizin morali düzelecek ve o tıklım tıklım dolup taşan hastaneler boşalacaktır. Böylesine güzel günlerin bir an önce gelmesi temennilerimle. Hani şu meşhur söz var ya; ne olur kendinize iyi bakın, lütfen sabırlı olun, elbette kırk gün onlarınsa bir gün gelecek o talancılardan o haramilerden yüce Türk milleti adına hesap soracak hakimlerimiz savcılarımız olacaktır. Bu güzel günleri dünya gözüyle görebilmeyi inanın çok arzu ediyorum. Çünkü bir ülkede eğer yargı siyasallaştı mı, o ülkede ne hak kalır ne de adalet. Ne kadar leş kargası varsa o ülkeyi mekan tutar ki artık ne haya kalır ne de ar namus.

Dostlarım; keşke şu güzelim satırlara başka konuları dile getirme adına yazıp çizseydik. Örneğin; her zaman söyler dururum, bu ülkede yeraltı ve yerüstü onca zenginliklerimiz var olduğu halde ne yazık ki halâ bu ülkenin asgari ücreti 1000 TL bile değil. Halâ emeklinin, işçinin, çiftçinin, memurun ve esnafın yüzü gülemiyor. Peki neden, çünkü televizyonlara bakıyorum da 3-5 kişinin çaldığı çarptığı haksız kazançlarının rakamı milyar dolarla ifade ediliyor. Peki nerede kaldı yüce Allahın emirleri, hani nerede kaldı müslümanlık? Yoksa bizler mi yanlış anladık, yani onlar müsrifiz dedikleri halde bizler körü körüne sağır duymaz yakıştırır misali bu insanların ne demek istediklerini tam anlayamadık mı?

Çok yazık dostlarım, çok yazıktır. Çok yazık yüce Rabbim bu güzelim cennet vatanımızı; hırsızların, arsızların, yüzsüzlerin şerrinden korusun. Yüce Allahım buyuruyor ki; "ey kulum, benim huzuruma kul hakkıyla gelme sakın" diyor.

Evet dostlar; tüm insanlığa sesleniyorum, 4 kitabı yutsan ne fayda, amelin sahih değilse hele hele üzerinde kul hakkı varsa. Geliniz yol yakınken dönünüz, son pişmanlık fayda vermez.

Haydi dostlarım; siz siz olun her kim ne yaparsa yapsın, o lüks yaşantılar sakın ola ki sizleri aldatmasın. Sabah kahvaltınızda börekler, çörekler, hıyarlar, havyarlar olmasa da çökelek peynirle yaptığınız o sabah kahvaltısı için Rabbinize binlerce şükür edin. Ve dostlar, ardından da şöyle dua edin; "Ey yüce Allahım, beni, anamı babamı, eşimi yavrularımı ve tüm dostlarımı haramdan yalandan talandan sen koru" diye hep dua edin olur mu...

Evet dostlarım; yine yolun sonu göründü, umarım hayırlı bir sohbet etmişizdir. Lütfen herkes şunu iyi bilsin ki; benim hiç bir kimseyi, hiç bir zümreyi töhmet altında bırakmak gibi bir niyetim asla olmadı. Bundan sonra da olmayacaktır. Çünkü benim söylediğim herşey, her konu onun için birilerine iftira etmekten ve birileri tarafından da iftiraya uğramaktan yüce Allahıma sığınırım.

Haydi dostlarım hoşça kalın, dostça kalın…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!