

Mehmet SARI - Emekli İlköğretim Müfettişi
Çünkü Fevzioğlu, özel görevli mahkemeleri kaldıran 2 Temmuz 2012 tarihli kanuna geçici madde olarak eklenen maddenin kaldırılmasını istiyor. Bu eklenen madde ile, özel görevli mahkemelerin elinde olan davaları bitirilinceye kadar çalışması belirtiliyor.
Bu özel görevli mahkemelerin tutuklama konusunu hakimlerin gerekçesiz olarak uyguladığını, bunun hukuki olarak ve insan hakları yönünde yanlış olduğunu söylüyor.
Bu arada, ‘Yolsuzluk soruşturmasının takipçisiyiz. Yolsuzluk soruşturmasının üstü örtülmemelidir. Bu yolsuzluk soruşturmasının sonuna kadar gidilmelidir" de diyor.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Metin Fevzioğlu’nun adeletz sistemimizdeki bu yanlışın düzeltilmesi için, yetkililer nezdinde temas etmesini, adaletimiz için faydalı buluyorum.
Atatürk zamanında da bakanlar aleyhinde yolsuzluk soruşturmaları yürütülmüş. Yalnız, bu soruşturmaları yürüten mahkemeler, özel görevli mahkemeler değilmiş. Sonra, bugünkü gibi bu mahkemeler yıllarca sürmemiş. Hızlı ve adil yürütülmüş. Bir de o zaman ‘gizli şahit’ yokmuş. Ama maalesef bugün mahkemelerde gizli şahit ve cd’ler, bantlar dinleniyormuş.
Sayın Metin Fevzioğlu’ndan, bunların da mahkemelerde delil olarak kullanılmaması yönünde, yetkililer nezdinde ikna edici girişimlerde bulunmasını rica ediyorum. Yaşlı bir emekli eğitimci olarak bu ricamı da kabul edeceğine inanıyorum.
Sevgili okurlarım, Atatürk zamanında bakanlar hakkında sürdürülen yolsuzluk soruşturmaları bugünküler gibi ve medyada anlatıldığı gibi büyük miktarlarda değilmiş. Hiçbir zaman, maun suresinin açıkladığı gibi, dinden çıkmaları gerektiren bir durumda değilmiş. Yani bu soruşturmalar kamu malını yeme şeklinde olmuyormuş. Şahsi ilişkilerden doğan kanunsuzluklarmış. Bunlar da mahkemelerde yıllarca süren, sürdürülen davalar olmazmış.
Ayrıca isimsiz, gizli tanıklar dinlenmezmiş. Yani bu soruşturmalar bugünkülerden daha adilmiş. Bir de milletvekili ve bakanların dokunulmazlıkları Atatürk zamanında yokmuş. Bugünküne göre Atatürk zamanı daha şeffafmış. Bugünkü gibi insanlar gizli dinlenmiyormuş. Tuncay Güney gibi iftiracılar yokmuş. Böyle iftiracıların yalan sözleri, sanki gerçekmiş gibi, mahkemelerde delil olarak hiç kullanılmazmış.
Kısaca, gerçek adaleti yaşamak ve adaletin mülkün temeli olduğu gerçeğini adalet uygulamasında görmek, ülkede ahlak, barış ve huzur için şarttır. Bu şartın insan üzerindeki bedeni ve ruhi tesiri ile oluşturduğu streslerin, insan sağlığına ne tesir ettiğini yaşayanlar iyi bilir.
Bir ülkede, başta güvenilecek olan adalettir. Ama adalet sistemimizdeki noksanlık, adaletin de toplum içinde açtığı yarayı görmemeye insanları götüremez. İşte bu gerçeği gören ve tedavisi için en güzel ilaç adalet olacak fikrini Sayın Metin Fevzioğlu bugünlerde getirdi.
Ben, bugün adaletteki yanlışlığı giderici bir girişim olarak gördüğüm için Sayın Fevzioğlu’na 83 yaşında emekli bir eğitimci olarak ‘aferin’ dedim…
Sayın Fevzioğlu, "ülkemizde çözülmesi gereken 2 konu var; biri yolsuzluk, diğeri ordu komplosu. Yolsuzluk, iktidarın dershaneleri kapatma girişimi ile cemaati kızdırması sonucu ortaya atıldı. İktidar yetkilisi ise ‘orduya kumpas yapıldı’yı ortaya attı" diyor. ‘İkisi de çözülmeli, üstü örtülmemeli’ diyor.
Yukarıda açıklandığı şekilde ordu konusunda girişimi Sayın Fevzioğlu yapıyor. ‘İktidarla anlaşarak yapıyoruz’ diyor. Hapisteki insanlar, haksızlıktan kurtulacaktır bence de…


