

Hayata Dair / Fikret ÇOBAN
“Panzerler
üstümüze
kalkar
armut
çiçeğindeyiz
meğer
sokakta
düşenler
var !” (Enver Gökçe)
Gezinin ikinci yılındayız. 28 Mayıs 2013 gecesi ağaçların yanında saf tutmuş, bedenlerini kesilecek ağaçlara zincirlemiş 30-40 kişilik gruba karşı girişilen biber gazlı-buldozerli saldırı ''Gezi kalkışması''nın ilk işareti olmuştu. Yani aslında mesele 3-5 ağaçtan ibaretti. Öyle tahmin edilse öyle de kalacaktı.
Fakat buldozerler ağacın yanında saf tutanların üstüne kalkınca , çadırlar sökülüp atılınca, yüz yıllık ağaçlar -biz olsak da olmasak da orda olacak olan ağaçlar- sıra sıra yere devrilince, işte kimsenin önceden göremediği, beklerken değil beklemezken ortaya çıkan bu büyük Gezi kalkışması meydana geldi. Uzatmanın anlamı yok, gezi aslında ağaçla başladı ağaçla bitti. Çünkü ağacı savunmak hayatı savunmaktır, özgürlükleri savunmaktır. Bunun ötesi berisi yok. Gezide herkes ağacın bir dalı oluverince ortaya işte böyle devasa bir ''Gezi ağacı'' çıktı.
Şimdi Gezi'nin ikinci yılında bunu bir fikre dökmek , Gezi'ye bir ad koymak gerekirse ; bana göre Sartre'nin şu tespiti yol gösterici, ikna edici olacak gibi.
Filozof Sartre diyor ki: ''Bugüne kadar dünyadaki başkaldırı hareketlerinde, sokak eylemlerinde bilinen üç ana eğilim yaşandı.
Birincisi Blangue'nin anlayışı,
ikincisi Lenin'in anlayışı,
üçüncüsü ise Rosa Luxemburg'un anlayışı''
Sartre devam ediyor:
''R.Luxemburg' un görüşüne göre kitlenin ''kendiliğinden'' harekete geçmesi gerekir. Böylece herhangi bir partinin yazılı buyruğu olmaksızın doğrudan kitle tarafından her aşamada yaratılan önderler o an öne çıkarlar ve sonra kaybolurlar''.
İşte Gezi dediğimiz hareket bu değil mi? İktidarından muhalefetine, örgütlüsünden örgütsüzüne herkesin ezberini bozan, ''beklerken değil beklemezken'' ortaya çıkan Gezi sizce de bu değil mi? Asla yan yana gelemez denilen ya da öyle olması istenilen toplum kesimleri ''birlikte Türkiye'nin'' güzel provasını sunmadılar mı bize?. Yani bir takım kurallara-yasalara-güçlere sahip olmanın toplum olarak yaşamaya yetmediği, o yasaların insan ihtiyacına cevap verip vermediği cümle aleme gösterilmedi mi?
İşte Gezi bunun için farklı, bunun için ister karşısında olalım ister yanında, hâlâ tartışılmaya devam etmiyor mu?. Artık burdan geri dönüş yok .Gezi üzerinden kimsenin küçük siyasi hesapları, alan kapma hesapları tutmaz, Gezi'nin felsefesi buna izin vermez.
Demlenmiş Sözler ...
“Bu ne beter çizgidir bu
bu ne çıldırtan denge
yaprak döker bir yanımız
bir yanımız bahar bahçe” (H.H.Korkmazgil)


