Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Dünya varoldukça sorunlar da olacaktır

Reklam

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba…

Malum, siyasi ateş alabildiğine yükseldi ve milletin derdi de sanki unutuldu. Bir misalle yola çıkayım isterseniz: Sıcaklar arttıkça sorunlar da artmaya başladı. İsterseniz önce şu sahipsiz sokak kedi ve köpeklerinden başlayalım olaya.

Dibekdere’de, bilmiyorum ama en az 100-150 civarında sahipsiz kedi ve köpek var. Özellikle sabahları yol kenarındaki çöp bidonlarından yiyecek bir şeyler arayan kedi ve köpekler bidonları deviriyor ve ortaya kötü  bir manzara çıkıyor ki sormayın. Hele hele evlerin önünde akşamları ayakkabılarımızı dahi bırakamıyoruz köpeklerden korktuğumuz için. Bu meselenin bir an önce Belediyemizce kontrol altına alınması gerekir.

Artı malum, akşamları evlerimizin önünde rahatça şöyle çoluk çocuk oturup da zevkle bir bardak çay dahi içemiyoruz. Niye; çünkü, aşırı derecede sivrisinek var. Daha hiç ilaçlama yapılmadı.

Bir de şu mezarlıklarımızın içlerindeki ot öyle çok ki. Börtü böcek korkusundan mezarlıkların içine girip de eş dost ana babamızın başında bir Fatiha dahi okuyamıyoruz. Bu konular acil sorunlarımız.

Bir de, yıllardan beri hep söyler dururum, ‘lütfen şu köyle ilgilenin’ diye diye ağzımda tüy bitti artık. Peki nedir Muhtar Dursun’un derdi? Adam gibi gelip de şu ana kadar Muhtar Dursun’u kim dinledi?

Eskiden bir imam varmış. İlçenin kaymakamı haber salmış; "hocaya söyleyin acilen bana gelsin" demiş. Bunu duyan imam bu emre itaat etmemiş. Neticede kaymakam kızmış, vermiş veriştirmiş imama. O da demiş ki; "ey kaymakam bey, sen bana bir defa haber gönderdin, ben seni Allah adına günde en az 5 defa çağırıyorum, niye bir defacık olsun gelmiyorsun?" demiş. Kaymakam böyle bir soru karşısında ezilip büzülüyor. Tabii ki emir demiri keser misali, yine de imam görevini yapar ve kaymakama gider.

Yani dostlar, demem o ki; yıllardır habire söyler dururuz, yüzlerce hatta binlerce defa Dibekdere’yle ilgili meselelerimizi gündeme taşıdık. Peki bu meselelerin kaçta kaçı halloldu? Hiçbiri. Öyleyse şimdi ben sormak istiyorum; başta iktidar partisi bu ülkeyi 13 senedir idare ediyor. Şöyle yanlarına Kültür Bakanını alıp da Dibekdere’deki kültür varlığımızı gösterdi mi Sayın Vekiller? Gelelim yerel yönetimlere: yerel seçimler olalı yaklaşık 1 yıl oldu, Muğla Büyükşehir Belediyemizin Değerli Başkanı acaba Dibekdere’ye bir defacık olsun teşekkür etmeye dahi geldi mi?

Dostlarım, gelin şu siyaseti adam gibi yapın, eğer yapacaksanız tabii. Tam da seçim arifesinde kendi partimizi eleştiriyor olmamıza belki de bazı dostlarımız kızabilir. O halde bana söyler misiniz, eğer biz de AKP’liler gibi mi olalım, yani yanlışını da doğrusunu da hiç söylemeyelim mi?

Evet dostlar; farz edin ki birgün bir işiniz düştü Dibekdere’ye geldiniz, hadi gelin de şu meydandaki kahvenin önünde akşam serinliğinde şöyle bir saat oturun da görün bakın o pis kokuları, yanı sıra sivrisinekleri, kara sinekleri.

Evet dostlar; elbette dünya var oldukça bu dünyanın içinde yaşayan insanların da sorunları bireysel ve de toplumsal olarak var olacaktır. O halde bu sorunları da çözüme kavuşturmak elbetteki siyasilerin işidir. Gerek yerel yönetimler, gerekse merkezi hükümetlerin işleri elbetteki vatandaşlarına hizmet edebilmektir. Öyleyse bu hizmetlerin yerinde görülmesi, yerinde tespiti yapılmadan nasıl çözüme kavuşabilir? İşte bu nedenle diyoruz ki; seçimden seçime mi birbirimizi göreceğiz?

Bakınız, sizleri gerçek bir olayla karşı karşıya bırakıyorum, olayı iyice okuyun.

Sevgili Peygamberimizin bir komşusu varmış. Tuvaleti de Peygamberimizin evine yakınmış. Bu tuvaletin pis kokusundan Peygamberimiz öyle rahatsız olurmuş ki sormayın. Bir gün komşusu Peygamberimizi ziyarete gelir. O pis kokudan nefes alıp vermede dahi zorlanır. Hemen sorar; "ya Resulullah, bu pis koku de nedir" diye. Peygamberimiz der ki; "senin tuvaletinden geliyor." O şahıs o kadar utanır ki sormayın. Hemen ertesi gün o tuvaleti oradan kaldırır.

Demem o ki; dostlar gelin de bir gün bu acı gerçekleri görün, biz de insanız öyle değil mi? Bizim de toplumsal ve de bireysel ihtiyaçlarımızın olmasından daha doğal ne olabilir ki. O halde tüm siyasetçilere sesleniyorum; seçimden seçime insanları oy fabrikası olarak görmekten artık vazgeçin, dertlerimize çare bulun.

Bu duygu ve düşüncelerle, yetkililerden ilgi bekliyoruz.

Hoşça kalın, dostça kalın…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!