

Mehmet SARI - Emekli İlköğretim Müfettişi
Seçimler, milli iradeyi ortaya koyar denir. Bu nedenle yapılır.
7 Haziran seçimlerinde demokrasi gereği halka gidildi ve o seçimde ortaya çıkan halkın iradesi değil de neyin-kimin iradesi acaba?
Yani 7 Haziran seçimleri milli iradeyi belirlemek amacıyla yapılan bir seçimdir. O da, bazı noksanları olmakla birlikte, anayasal düzen içinde yapılmış, meşru bir seçimdir.
İşte bu böyle iken, yani millet, yöneticilere "bu seçimden sonra ikinci bir seçim yaparak zaman kaybedin" veya "milleti hükümetsiz bırakın" dememiştir. Çünkü böyle bir hükümetsiz kalma, milletin lehine olamayacağı zaten ortadaydı.
Bu koalisyona neden büyük koalisyon deniyor? Yani çeşitli inançların birleşerek, milletin daha geniş bir kesiminin anlaşmasıyyla koalisyon kuracağız demek daha iyi değil midir?
Sonra, hükümeti kurarken bir eğitim sorunumuz da demokrasi konusunda.
Önceki dönemde olup bitenlerin yeni hükümet tarafından sorgulanmaması istenmiş.
Acaba hükümet olmak nasıl bir şeydir? Sözü edilen noksanlıklar varsa düzeltmek hükümetin birinci vazifesi değil midir?
Koalisyon hükümeti noksanlıklara dokunmasın diyerek hareket etmek, milletin iyiliğini istemek olabilir mi?
İşte bu nedenlerden, 1 Kasım seçimi neyin seçimi olacaktır?
Bence bu seçimle hem ekonomik bakımdan hem de zaman bakımından kayıplarımız olacaktır.
Ama, her şeyden önce, büyük noksanlığı olan eğitimimizi ele almamak büyük ihmaldir.
Bence ülkemizin baş sorunu eğitim sorunumuzdur.
Neden baş sorunumuz budur?
Çünkü bu, ilim ve akıl noksanlığıdır. Bir eğitimci olarak, bakın eğitim bilimi bu konuda, "Gelecekte evlatlarınızın hayatta başarılı, mutlu ve ruh sağlığı yerinde olmsanı istiyorsanız onları ilgi ve kabiliyetlerine göre eğitmeniz gerekir" diyor.
İşte, çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerine göre eğitilmesi, bilimin istediği yoldur. Ama bunun düzeni kurulmamıştır ne yazık ki ülkemizde …
Çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerini bilmesi gerekenlerin başında anne-babalar gelir. Bunun için de her il ve ilçede ‘Aile Okulu’ açmamız gerekir. Böylece, çocuk eğitimi, beslenmesi, ilgi ve yeteneklerini bilecek aile elemanlarını bunun için eğitmek başta gelmelidir.
İkincisi, öğretmenlere de çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerini nasıl tanıyacaklarının eğitimle benimsetilmesi gerekmektedir.
Eğitimin temeli de ailede atılır. Okullar sonra, bu temel üzerinde binayı sağlam bir şekilde kurar.
Bu da yetmez, okullarda Rehberlik ve Araştırma Merkezleri yeterli elemanla kurulmalıdır. Bunlar, aileden başlayan, öğrencinin ilgi ve yeteneklerini takdir eden son değerlendirme makamları olmalıdır.
Nasıl ki bir hastaneye gidince doktor hastaya, teşhis için kan tahlili, röntgen gibi araştırmalar yaptırıyorsa, zamanımızda eğitimde de aynı araştırmayı yaptırmalıyız ki, doğru teşhis sonucu doğru şekilde eğitebilelim çocuklarımızı. Onların ilgi ve yeteneklerini tanıyarak.
İkinci sorunumuz PKK olayları. Bunu da yaygın eğitimle, ulusal bilinç aşılayarak, kardeşlik duygularını eğitimle kuvvetlendirerek yenebiliriz.
Bir de, kültür ve toprak reformu uygulayarak, bu sorunumuzu yenebiliriz. ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ ilkesini benimseterek de yenebiliriz.
Sonra, ‘toprak işleyenin, su kullananın’ ilkesini yurt genelinde benimseterek de bu sorunumuzu çözebiliriz.
Ayrıca ahlakımızı düzenleyen dinimizin Maun Suresi, doğru yolda olmamızı, kul hakkına iyi riayet etmemizi, namazı gösteriş için kılmamamızı emretmektedir.
Peygamberimiz ise, "Ben, güzel ahlakı tamamlamak için dünyaya geldim" demektedir.


