Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Sağduyu, Terör ve Kaos

Reklam

Haftada Bir / Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ / kekocabas@gmail.com

Ülkede kan ve terörün olduğu bir dönemde yazı yazmak çok zor. Terör, tüm güzellikleri, umutları yok ettiği gibi insan yaratıcılığına da düşman. Bu hafta yazıma, arkadaşımız şair Ataol Behramoğlu’nun "Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum" şiiriyle başlamak istedim: "Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum / Boynu bükük ay çiçeği / Şiirin ve aşkın geleceği / Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum / Dağ rüzgarı, portakal balı / Alçak gönüllü, hünerli, sevdalı / Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum / Yazgısı kara yazılmış gelin / Kurumuş sütü memelerinin / Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum / Harlı bir ateş gibi derinde yanan / Haramilerin elinde bulunan / Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum / Güngörmüş, bilge toprağım / Yunus, Pir Sultan ve Nazım / Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum / Bozlak, ağıt, halay ve zeybek / Dumanı üstünde ekmek / Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum / Yüzü kırış kırış anam / Ağlayan narım, gülen ayvam / Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum / Asmaların üstünde gün ışığı / En güzel geleceğin yakışığı / Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum / Zinciri altında kımıldayan / Bitecek sanıldığı yerde başlayan"…

Türkiye, son bir haftada büyük acılar yaşıyor ve ağlıyor. Ülke,  onlarca evladını, genç insanını  acıyla toprağa verdi ve halâ vermeye devam ediyor. PKK terör örgütü, çok açık ki tüm sağduyusunu kaybederek saldırıyor, tuzaklar kuruyor, mayınlar patlatıyor ve  ülkede beraber yaşama umutlarını, güzelliklerini yok ediyor. Analar, babalar, kardeşler tüm Türkiye acı içinde…

Sokaklar hareketli, ötekileştirici, provokatif dil sokağa hakim oluyor. Doğu’ya giden otobüslere, Doğulu yurttaşlara saldırılıyor, gazeteler basılıyor, parti binaları yakılıyor, tarım işçilerine saldırılıyor… Tam bir kaos. İktidar gelişmeleri okuyabiliyor mu? Zannetmiyorum…

Tüm bu yaşananlara rağmen ülkede sağduyu arayışını mutlaka hayatın merkezine almamız gerekiyor diye düşünüyorum. Siyasal iktidar,  artık dilini, söylemini sağduyu, barış  üzerine oturtmalı, TBMM’nde grubu bulunan partilerle işbirliği, söylem birliği geliştirmelidir.

Dört siyasal parti acele yan yana gelmeli… TBMM çalıştırılmalıdır.

Bu koşullarda seçim yapılabilir mi? Seçim güvenliği var mı? Tartışılmalıdır… Bu koşullarda yapılacak seçim, sonucu ne olursa olsun meşru olur mu? Yeni tartışmalar ülke gündemine girmez mi? Bunlar konuşulmalıdır.

Süreç böyle gelişirse, sokaklarda yurttaşların can güvenliği kalmazsa, kaos devam ederse, seçimler gerekirse ertelenmelidir ve geçici bir süre, geniş tabanlı, ülkenin tüm siyasal partilerinin katıldığı  bir hükümet kurulmalıdır.

Tüm bu sürece rağmen bu ülkede tüm yurttaşlarımızın ortaklaşacağı davranışlar da var. Bayraklarımızla, sağduyu ile meydanlarda teröre karşı mutlaka bir duruş sergileyeceğiz. Demokratik tepkimizi mutlaka ifade edeceğiz. Ama "Vandallığa Hayır" diyeceğiz. Kırıp dökmeyeceğiz, insanları taciz etmeyeceğiz, sağa sola saldırmayacağız… Sorumlu davranmak böyle bir şey… Acılarımızı paylaşalım ama, kin ve nefret yerine barış, sevgi duvarını yeniden kurmanın, aramanın yollarını bulmaya çalışalım. Yeni acıların, travmaların oluşmasına engel olalım. Tüm savaşlarda olduğu gibi etnik ve mezhepsel ayrımcılığına dayalı tüm çatışmalarda  unutulmamalıdır ki kaybedenler, acı çekenler  hep yoksulların çocukları ve  anaları olmuştur.

Türkiye yaklaşık üç aydır terörle yaşıyor. Gördük ki terör hak, özgürlük, hukuk ve kural tanımıyor. Ülkede kaos yaratıyor ve korkuyu egemen kılıyor, güvensizlik üretiyor. Ülke insanlarını ayrıştırıyor, ötekileştiriyor. Terör ve demokrasinin bu anlamda yan yana olması mümkün değil. Zira demokraside özgürlükler temel alınır,  hukuk devleti kavramı öne çıkar… Bu anlamda terör demokrasinin karşıtı, yani düşmanıdır. Türkiye, bu süreçte karar vermek ve terörü demokrasi ile aşmanın yollarını aramalıdır. Ülkede ne zaman demokrasi askıya alınıyor, otoriterlik öne geçiyorsa koşulların terör ürettiğini siyasal tarihimizde hep yaşadık. Prof. Dr. Emre Kongar, 10 Eylül 2015 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki yazısında gündemi irdeleyerek, " …Bir toplum, topyekun demokrasiden kopar ve terör tuzağına düşerse, o toplumda hiç kimse, hiçbir makam, hiçbir kurum, terörün kurbanı olmaktan kendisini kurtaramaz! Başta Türkiye’yi yönetenler olmak üzere, herkes bir an önce aklını başına toplamalı ve bu gidişe bir "Dur" demelidir" haklı kaygı ve önerileriyle tamamlıyor.

Evet, vandalizme hayır diyerek, toplumu ayrıştırmadan, toplumun tüm kesimlerini kucaklayarak demokratik hukuk devleti anlayışıyla terörle etkin bir mücadele vererek aydınlığı, barışı aramamız gerekiyor. Ataol Hoca’nın şiirinin son mısrasında olduğu gibi "Bitecek sanıldığı yerde başlayan" bir hayat ve umut üretmeliyiz. Ne dersiniz?

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!