

Cafer METE / Emekli Halk Eğitimi Merkezi Müdürü
Dünyada bulunmaz cennet bir ülkede yaşıyoruz.
Güzel yurdumuz Türkiye; iklimi, havası, suyu, dağı taşı, ormanı, bereketli toprağı ile bir cennet.
Tarih, kültür ve medeniyetin beşiği olan Anadolu’nun güzel insanları hepbirlikte tek vücut olmuş bu coğrafyada yaşıyoruz. Bütün dünya ülkeleri ülkemize hayran ve bu bereketli toprakların yeraltı yerüstü servetine kavuşmak ve bu ülkeyi istila etmek arzuları çok eski çağlardan bu yana vardır. Bu, dış güçlerin en büyük hayalidir.
Hepimiz biliyoruz ki bu güzel ülkemizi ele geçirmek için tarihte çeşitli zamanlarda HAÇLILAR seferler düzenlemiş, bu ülkenin kahraman evlatları; "ülke bizimdir, birlik ve beraberlik zamanıdır" diyerek Haçlılara geçit vermemişlerdir. Amma onlar hedeflerine ulaşmak için Osmanlı’nın en zayıf zamanında fırsattan istifade SEVR anlaşmasını imzalatarak, ülkemizi aralarında taksim etmişlerdir. Buna yine Anadolu halkı geçit vermemiş, kurtarıcı büyük kumandan Mustafa Kemal ve silah arkadaşları ülkemizi bir defa daha Haçlılara teslim etmemişlerdir. Bize kurtuluş savaşından sonra Türk’ün şanına, şerefine, onuruna yakışan CUMHURİYET rejimi ile halkımıza Cumhuriyeti armağan etmişlerdir. O armağanı korumak, muhafaza ve müdafaa etmek bizim onurumuzdur.
Sevgili halkım, huylu huyundan vazgeçmez. Akrep bile insanı huyu gereği sokar diye bir ata sözü vardır. Dış güçler yine boş durmuyor, ülkemizde bizi birbirimize kırdırıyor. İçimize nifak ve haset duyguları sokuyor ve ülkede kaos yaratmak için çaba sarfediyor.
Kendilerine göre; bizleri Türk-Kürt diye ayırmışlar ve "Kürtlere özgürlük" bahanesi ile asırlardır ulaşamadıkları emellerini, bizi birbirimizden ayırarak, "Türk-Kürt mücadelesi" haline getirip gerçekleştirmeye çalışıyorlar. (Türk ve Kürt kardeşlerim: Dış güçler bizim kara kaşımıza, kara gözümüze aşık değil, yukarda izah ettiğim gibi yeraltı yer üstü zenginliklerimize, tarihimize ve kültürümüze, medeniyetimize dikmiştir gözünü.) Ülkemiz dünya üzerinde öyle önemli bir yerdedir ki; boğazlar bizde! Açtırsalar petrol bizde! Amma kuyularımızı açtırmazlar. Ne zaman ki gayelerine ulaşırlar, işte o zaman kendileri yapacaklar. Şimdi yaptırsınlar da gücü ellerinden mi alınsın. Herkesin bir hesabı vardır ...
Her şey "Kürtlere özgürlük" bahanesi ile yaptırılıyor. Bakın bugün Kürtler anadilinde rahatça konuşuyor, kent ve köylerine Kürtçe isimler verildi. Kürtçe öğrenmek isteyenler için devletimiz kurslar açmadı mı? Televizyonlar, gazeteler yok mu? Türkiye’de serbetçe dolaşıp serbest ticaret yapamıyorlar mı? Ege, Marmara, Akdeniz bölgelerine göç edip İstanbul, İzmir, Mersin, Adana ve başka birçok şehirlere yerleşmediler mi? Onlara "neden geldiniz, geldiğiniz yere gidin" diyen oldu mu?
Dahası, sevgili Kürt kökenli kardeşlerimiz de Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan, Millet Vekili, Vali, Kaymakam, Doktor, Mühendis, Hakim, General, Öğretmen olmuyor mu? Oluyor. İyi de kardeşim bu kanlı tablo niye yaratılıyor peki?
Herşeye rağmen, bu kanlı tabloyu yaratanlara seslenmek istiyorum.
Polisimizi, askerimizi, vatandaşımızı öldürenler; amacınıza ulaşmanın imkanı yok. Bu nedenle, çok daha geç olmadan gelin Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına güvenerek teslim olun.
Türk Kürt kardeşliğimizi sonsuzluğa kadar sürdürelim. Türk Kürt kardeştir diyelim, kendimizi batıya güldürmeyelim.
Ege’de, Marmara’da, Akdeniz’de, İstanbul ve diğer şehirlere göç eden Kürt kardeşler: Siz de bu teröristlere dur deyin ve sesinizi yükseltin, bitsin bu kardeş kavgası, ölmesin evlatlar, yetim kalmasın çocuklar.


