Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Bağbozumu günleri başlarken …

Reklam

Hamdi TOPÇUOĞLU

Aylar önce belirlediğiniz hedefleriniz vardır. Gece gündüz hazırlanırsınız. Ne kadar hazır olursanız olun, günler azaldıkça sizi bir heyecan sarar.

Bodrum Karaova Bağbozumu Buluşması’na sayılı günler kaldı. Aylardır hazırlanıyoruz; heyecanlıyız. Eksiklerimizden mi? Elbette eksiklerimiz olacak. Çünkü bu, işin doğasında var. Ama onları önemseyeceğiz. Yolumuz uzun, menzil uzakta; eksiklerden ders alalım ki yol yormasın bizi.

Birçoklarımızın bildiği gibi Karaova, Milas ve Bodrum köylerinin iç içe olduğu bir bölge. Amacımız bölgenin değerlerini saptayarak, geliştirerek tarımla turizmi buluşturmak.  Bu amaçla yapılacak her çalışmada iki ilçemizin sorumlularının el ele vererek çalışması gerekiyor. Bu birliktelik bölge planlamasının diğer aktörlerini da olumlu bir biçimde güdüleyecektir.

Doğrusu bu konuda çok şanslıyız. Belediye başkanlarımız Sayın Mehmet Kocadon ve Sayın Muhammet Tokat bize her türlü desteği veriyorlar.

Valimiz Sayın Amir Çiçek ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Dr. Osman Gürün’ün desteklerini her an yanımızda hissediyoruz.

Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Mansur Harmandar, üniversitenin tüm kapılarını projeye açtı. Kuşkusuz GEKA, TURSAB, BODER, BODTO gibi birçok kurum ve kuruluş da aramızda.

Karaova projesinin en önemli özelliklerinden biri, bence kent konseylerinin de işlevleri konusunda yöre halkına ve Türkiye’deki diğer kent konseylerine ışık tutacak olmasıdır.

Konseylerin en önemli görevi kentin "ortak aklı"nı oluşturmaktır. Bu ortak aklın gerektiği en önemli yerler de bu tür projelerdir. Çünkü halk, bu tür projelerle, kentinin geleceğinin kurgulanmasında doğrudan taraf olmaktadır.

Biz, Karaova projesinde bir adım daha ileri giderek Bodrum ve Milas Kent Konseylerini buluşturduk. Bu sayede bir bölgenin planlanmasında Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartının "yerindenlik, katılımcılık ve yönetişim" ilkelerini hayata geçirmeye çalışıyoruz.

Bir şehrin ya da bölgenin yazgısının bir iki etkinlikle değişmeyeceği açıktır. Bu bakımdan biz, yaptıklarımızı bir adım; ama doğru ve gerekli bir adım olarak değerlendiriyoruz.

Bu cumartesi günü (yarın) Bodrum İsis Otel’de saat 14.00 -16.00 arası "Turizmde Yeni Yönelişler, Agro Turizm ve Bodrum Gerçeği" konulu bir açıkoturumda üniversiteden, GEKA’dan ve TURSAB’dan temsilcileri dinleyerek etkinliklerin kapısını aralayacağız.

26 -27 Eylül’de Mumcular’da iki gün sürecek etkinliklerde yöre köylülerimiz ürünlerini sergileyecekler. Uzmanlar, katılımcılara zeytincilik, bağcılık, çiçekçilik, toprak, gıda güvenliği, dokumacılık konularında bilgiler verecekler. Köyler, kendi ürünlerinden hazırladıkları sofralarla yerel tatları konuklarla buluşturacaklar.

Ülkemizin içinde bulunduğu zorlu günleri de gözeterek hazırladığımız folklör ve film gösterilerimiz olacaktır.

Muğla Pisi (Yeşilyurt), benim için daima örnek bir köy/belde olmuştur. Bu ilk buluşmada yöre dışından konuk olarak onları çağırdık. Onlar bizlere kaybolmaya yüz tutan pekmez, pestil, sucuk, köfte gibi üzüm ürünlerimizi ve yörenin özgün dokumalarını konuklarımıza sunacaklar. İstiyoruz ki doğal ürünlerimiz çocuklarımızın beslenmesinde yeniden öne çıksın, dokuma tezgâhları yeniden ekmek kapısına dönsün.

Bize göre Karaova projesi, kıyıya sıkışıp kalan, bu yüzden sürekli kan kaybeden turizmin iç bölgelere açılan ilk kapısını aralayacaktır. Bizim nihai hedefimiz turizmi Yatağan’la Kavaklıdere’yle Muğla’yla buluşturmaktır. Çünkü turizmi çeşitlendirmek için bu bölgelerde iklimden ürüne eşsiz değerler var. Unutmayalım, Bodrum’dan yola çıkan bir turist otobüsü bir bir buçuk saat içinde Stratonikeia’ya, Lagina’ya, Göktepe’ye, Gökbel’e, Kavaklıdere’ye, Pisi’ye, Kozağaç’a, Muğla’ya ulaşabilmektedir.

Tarih, bize, bu coğrafyanın bin yıllardır insanına, refah ve huzur içinde yaşamak için her şeyi sunduğunu gösteriyor. Dileğimiz, bu değerlerle bizim yaşadığımız mutluluğu gelecek kuşakların da yaşaması. Bu değerlerimizin yağmalanmasına izin vermezsek, bin yıllar sonraki kuşaklar da bu coğrafyanın insanı olmakla kendilerini şanslı hissedeceklerdir.

İşimiz tanrının, tarihin ve doğanın bizlere sunduğu değerleri gelecek kuşaklara hakkıyla teslim etmektir.

Bu toprakların sevdalısı olarak yürüyüşe başladığımızdan bu yana neredeyse dört yıl geçti. Geriye baktığımda aldığımız yolun ne kadar anlamlı olduğunu görüyorum.

Gelecekten de asla kuşkum yok. Bana bu duyguyu yaşatan, öncelikle, bölge insanımızın aklı ve bilimi rehber edinen tarihsel kimliği ve bu kimlikle her gün aramıza katılan bilinçli ve azimli inançlı gençlerdir.

Bir şiirimde dediğim;

"Gelecek gençtir bil

Bir anda geçer zaman

Unutma kimliğini

Arkana bakma sakın" dizeleri benim için onlarla çalışırken ete kemiğe bürünüyor.

Şimdi bu coğrafyanın sevdalılarına düşen görev, o gençlere katılmak olmalıdır.

Geliniz 19 Eylül'de İsis Otel’de dinleyelim, 26 - 27 Eylül'de Karaova’ nın kalbi Mumcular’da öğrenelim, paylaşalım… Ve akşama meydan ateşinin çevresinde binler, on binler olup zeybeklerimizi oynayalım.

İnanıyorum ki kara bir tünele tıkıldığımız bugünlerde bize katılan herkes, gelecekle ilgili umutlarını tazeleyecektir.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!