

Dursun GİRGİN
Dostlarım merhaba…
Bugün 28 Eylül 2015, yani yeni bir öğretim yılına girdik. İnşallah hayırlısı olur. Artık işimiz duaya kaldı, çünkü ülkemizdeki çarpık eğitim düzeni, çarpık ekonomik sistemimiz, çarpık siyaset sistemimiz yüzünden maalesef çarpık bir toplum yetişiyor.
Bugünkü gençliği ne yazık ki bir telefon hastalığıdır almış başını dört nala gidiyor. Öyle ki, kahveye geliyorum, her masada iki cep telefonlu genç habire kahkaha içindeler. Ne seyrederler, ne izlerler bilemem amma bildiğim tek şey şu; bu bir hastalık haline gelmiştir. Ey analar babalar; yavrularınızı bu hastalıktan koruyun lütfen. Bu hastalık öylesine kötü ki; şu düğün sezonu boyunca bazı gençleri gördüm, bir elinde zurna diğer elinde de cep telefonu. Eh be birader bu kadar da olmaz ki dedirtecek cihette bu cep telefonu hastalığı.
Evet dostlarım; dedik ya her şeyimiz çarpık. Eh böylesine her şeyi çarpık olan bir toplumdan nasıl olur da sağlıklı gençler yetişir? Her şeye rağmen biz bu güzelim gençleri seviyoruz, onları çok başarılı görmek istiyoruz.
Evet güzel gençler, bakınız; bir bıçak düşünün, eğer bu keskin neşter veya bıçak bir caninin elinde olursa can alır, şayet bu bıçak bir hekimin elinde olursa cana can katar. Yani bir hastayı ölümden kurtarır. İşte bunun gibi yeni yeni teknolojileri kullanmak çok güzel bir şey. Fakat bunu bağımlılık haline getirmek çok yanlıştır.
Şimdi malum, artık yavaş yavaş kış ayları geliyor ve Türkiye ne yazık ki sırf "ben yaptım, ben bilirim" havasında olan ve 13 yıldır bir türlü huzur, barış, sevgi ve saygı gibi çok önemli güzelliklere bu ülkeyi hasret bırakan AKP şimdi de karda kışta bu milleti seçime götürecekler. 7 Haziran seçimlerinde seçildiği halde, 1 Kasım seçimlerinde seçimlere giremeyecek olan birçok vatandaşımız var. Bu insanlar gerçekten de çok büyük ekonomik zorluklardan geçiyor şu aralar. Yazık değil mi. Ki bu işler ne demokrasiye ne de insanlığa yakışır veya yakışır. Neyse, aslolan, bu millet halâ aklını başına alıp da şöyle "yeter be, sizden ne köy olur ne de kasaba" deyip de şöyle üzerimizdeki ölü toprağını atabilecek miyiz acaba?
Neyse, ben bugün fazlaca detaylara girmek istemiyorum. Tek söyleyebileceğim şey şu; yeni eğitim yılımızın da, yeni yapılacak genel seçimlerimizin de hayırlara vesile olmasını temenni etmekten başka hiçbir şey söylemek istemiyorum. Ha bu arada da Küçük Dibekdere’deki, özellikle de küçük yavrularımızın gidip gelmekte olduğu ilkokul çok berbat bir halde. Lütfen başta Sayın Milas Milli Eğitim Müdürlüğümüzün bu okula sahip çıkmalarını istiyoruz. Lütfen beyler öncelikle okullarımızı şöyle güzel bir şekilde elden geçirelim ki yaklaşan şu kış kıyamet gününde küçücük yavrularımız perişan olmasınlar.
‘Haydi çocuklar okula’ demek kolay. Ben de diyorum ki; tertemiz bir okulda, tertemiz yavrular yetiştirmek dileğim. Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği bu güzel cennet vatanın güzel evlatlarını yetiştirecek olan eli öpülesi tüm öğretmenlerimizin yeni öğretim yıllarını huzur ve mutluluk içinde kutlarken, yetim kalan şehit ailelerimizin boynu bükük yavrularını da tıpkı kendi yavrularımız gibi bağrımıza basalım ki bu milletin ne kadar da büyük bir millet olduğunu tüm dünya görsün.
Bu güzel duygularımla tüm öğretmenlerimize ve öğrencilerimize başarılar dilerim. Saygılarımla…


