
24 Ocak 1993’te bombalı bir suikastla katledilen gazeteci yazar Uğur Mumcu ilçemizde ADD Milas Şubesi tarından gerçekleştirilen etkinliklerle anıldı.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Milas Şubesi ve CHP Milas İlçe Başkanlığı tarafından Uğur Mumcu’yu anma etkinliği gerçekleştirildi.
Atatürk Anıtı önünde saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşımızın seslendirilmesiyle başlayan program, katılımcıların Atapark’taki Çınar Ağacı altındaki Uğur Mumcu anıtına karanfiller koyarak, Uğur Mumcu’yu aramızdan ayrılışının 33. yılında andılar. Anma programı Milas Belediyesi Toplantı ve Düğün Salonu’nda konuşmalar ve şiir dinletileri ile devam etti.
Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, CHP Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey, 26. Dönem CHP Muğla Milletvekili Av. Akın Üstündağ, CHP’li Belediye Meclis Üyeleri, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Milas Şube Başkanı Veysel Özalp, CHP ve ADD üyelerinin katılımıyla gerçekleşen etkinliğin açılış konuşmasını yapan ADD Milas Şube Başkanı Veysel Özalp, Uğur Mumcu ve Prof. Dr. Muammer Aksoy’un katledilmesini, Türkiye’yi 1990’lı yıllarda karanlığa sürükleyen aydın cinayetlerinin başlangıcı olarak nitelendirdi. Özalp, bu cinayetlerin tesadüf olmadığını vurgulayarak “31 Ocak 1990’da Prof. Dr. Muammer Aksoy’un, 24 Ocak 1993’te ise Uğur Mumcu’nun katledilmesi; batı emperyalizminin ülkemizi güdümünde tutmak için devreye soktuğu kanlı bir sürecin parçasıdır. Bu cinayetlerle laik Cumhuriyet, basın özgürlüğü, üniversite özerkliği ve toplumsal örgütlülük hedef alınmıştır. Emperyal tuzakları görmek, nedenlerini sorgulamak ve yeni tuzaklara düşmemek için ders çıkarmak zorundayız. Uğur Mumcu’nun dediği gibi; laikliği savunmak, Atatürk gibi yürekli ve inançlı olmayı gerektirir” dedi.
ADD Milas Şube Başkanı’nın ardından kürsüye çıkan CHP Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey ise konuşmasına, anma programının ortak bir iradenin ürünü olduğunu vurgulayarak başladı. Ve şöyle devam etti:
“Değerli yol arkadaşlarım, Cumhuriyetin sahipsiz olmadığını göstermek için burada olanlar…
Bugün bir anma yapmıyoruz. Bugün bir hesap hatırlatması yapıyoruz.Uğur Mumcu’yu anmak,
sadece bir gazeteciyi hatırlamak değildir. Uğur Mumcu’yu anmak, bu ülkenin üstüne çöken karanlığa karşı Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin safında durduğunu ilan etmektir. Uğur Mumcu, bu ülkenin kalpaksız Kuvvacısıydı. Açıkça söylüyoruz: O bir Atatürkçüydü. Laikti. Cumhuriyetçiydi. Tam bağımsızlıktan taviz vermeyen bir yurtseverdi. Onun üniforması yoktu,
ama omurgası vardı. Silahı yoktu ama kalemi vardı. Korkusu yoktu, çünkü Atatürk’ün gösterdiği yolda yürüyordu. “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” derken, cehaleti örgütleyenlere, hurafeyi siyaset yapanlara, gerçeği bastırarak iktidar kuranlara savaş açıyordu.
Bu ülkede Muammer Aksoy’u, Bahriye Üçok’u, Turan Dursun’u, Çetin Emeç’i, Ahmet Taner Kışlalı’yı ve 24 Ocak’ta Diyarbakır’da karanlığa karşı görev yapan Gaffar Okkan’ı aynı nedenle kaybettik. Çünkü onlar Atatürkçüydü. Çünkü onlar laikti. Çünkü onlar Cumhuriyetten yana taraf oldular. Uğur Mumcu; tarikat–siyaset–sermaye ilişkilerini yazdı. Silah ve para trafiğini yazdı. Devletin içine sızmış karanlık yapıları yazdı. Ve şunu açık açık söyledi, bugün de tekrar ediyoruz: Haklıdan yana değil, güçlüden yana olanlar korkak ve kaypak olurlar. Güç merkezi değiştikçe dönerler, fırıldak olurlar. Uğur Mumcu dönenlerden olmadı. Güce tapmadı. Rüzgâra göre yön değiştirmedi. Atatürk’ün “tam bağımsızlık” çizgisinden sapmadı.
Ona “sakıncalı piyade” dediler. Evet, sakıncalıydı. Çünkü biat etmiyordu. Çünkü Cumhuriyeti savunuyordu. Çünkü Atatürk’ü yalnızca anmıyor, anlıyordu. Bugün hâlâ soruyoruz: Kimler sustu? Kimler korktu? Kimler görmezden geldi? Biz buradayız. Atatürk’ün Cumhuriyetini savunmak için buradayız. Haklıdan yana durmak için buradayız. Dönenlere karşı, dik duranları unutmamak için buradayız. Ve buradan bir kez daha haykırıyoruz: Vurulduk ey halkım ama susmadık. Unutmadık. Unutturmayacağız” dedi.
Programın son konuşmacısı ise Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz oldu. Mumcu’nun öldürüldüğü gün Milas’taki aydınların bir araya gelerek sadece tepki göstermekle yetinmediklerini belirten Topuz, bugün karanfil bırakılan ağacın o günlerin ürünü olduğunu hatırlattı. Topuz, genç kuşaklara bu mücadelenin aktarılmasının hayati önemde olduğuna dikkat çekerek, “Eğer bugünkü kuşaklara bu düşünceyi, bu öğretinin neden gerekli olduğunu anlatamazsak, yarın Uğur Mumcu’ları anacak kimseyi bulamayız” dedi.
Emperyalist güçlerin Türkiye’nin aydınlarını hedef aldığını ifade eden Topuz, “Biz Atatürk’ün yolundan şaşmayacağız. Bilimin ışığında üreteceğiz, çalışacağız. Çünkü çalışmadan, üretmeden yaşayan toplumlar önce şahsiyetlerini, sonra da özgürlüklerini kaybeder” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Konuşmaların ardından anma programı şiir ve müzik dinletisiyle son buldu.















