Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Reklam

Çulluğun Marifeti

Reklam
Çulluğun Marifeti

Yıl 1965 Kış ayları. O zamanlar Milas - Hacıapti Mahallesi’ndeki Devrim İlkokulu etrafında şimdiki gibi Sarıçay‘a kadar, her taraf beton yığınları ile dolu değil bir tek dahi ev olmayıp hemen, hemen her taraf halkın geçim kaynağı olan tütün tarlasıydı.

Günlerden bir gün Milas’ın sayılı avcılarından rahmetli Egzozcu Sinan Sobucalı 18 yaşlarındayken aynı mahalleden kendinden birkaç yaş küçük olan bir çocukla bir gün evvel kuş tutmak için kurmuş olduğu kapanları kontrole gider. Devrim okulunun hemen arkasında bulunan rahmetli Albay’ın bahçesinin yakınından geçerken önlerinden bir çulluk (Lökşe) kalkar.  Kalkan çulluk yüz metre ilerideki zeytinliğin içine konar. Onlarda kuşun konduğu yere doğru yürürler.  Dikkatlice baktıklarında gövdesi hayli irice bir zeytin ağacının dibinde çulluk yayılmaktadır. Sinan usta hemen kolundaki saati çıkarıp beraber geldikleri çocuğa verip eve gitmesini ve saati annesine gösterip tek kırmayla fişekliği alıp gelmesini söyler. Kendisi de olduğu yere oturup çulluğu kontrol etmeye koyulur. Bir müddet sonra eve gönderdiği çocuk elinde tüfekle gelir. Geçen süre zarfında egzozcu gözünü çulluğun konduğu yerden ayırmamış, hayvan yerinden kalkmamıştır. Sinan usta silahını doldurur ve çulluğun konduğu gövdesi hayli geniş olan zeytin ağacının etrafında bir döner iki döner kuş kalkmaz! Sinan ustada kendi kendine

“Hay aksi nereye gitti bu sanki yer yarıldı içine düştü her halde? Dalgınlığıma geldi hayvanın uçtuğunu göremedim” diye avdan vazgeçip geriye doğru dönünce çullukla karşı karşıya kalır kaçmaktan başka yapacak bir şeyi kalmayan hayvan büyük bir hışımla fırlar ama geç kalmıştır çünkü Sinan ustanın kırık çakmak lakaplı tüfeğinden çıkan saçmalara hedef olur.

Çulluğu torbaya koyduktan daha sonra kontrole gittikleri kapanlara giren iki tane karatavuk ile birkaç küçük kuşu yanındaki çocuğa verir bu avdan her ikisi de mutlu bir şekilde evlere dönerler.

Sözün özü o yıllarda her pamuk tarlasından birkaç adet çulluk kalkardı, şimdilerde Milas’ta pamuk eken çiftçi parmakla sayılacak kadar az! Vatandaş para etmediği için pamukta ekmiyor! (Mısır ekip silajla baktığı hayvancılıkla ayakta kalıyor.) Ava çıktığımızda bir tane çulluk bulursak, kendimizi şanslı sayıyor ve çulluğun egzozcu Sinan usta ile dalga geçtiği o yılları gıpta ile arıyoruz !..

Rastgele

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?