
Ben Şiiri bir yaz günü öğrendim.
ve aşklar o ilk şiirden arta kalandı
Hilmi Yavuz
I
Kitabın yazarı Galatasaray Lisesi’nden sonra İstanbul Teknik Üniversitesini bitirir. Bir dönem İTÜ'de asistanlık yapar. Daha sonra mimarlar odası Merkez yönetim kurulunda yer alır.
Ve mimarlar odası yayını 'Mimarlık'ın yazı işleri müdürlüğünü üstlenir.
Arkadaşları ile birlikte Yapı Endüstri Merkezi (YEM) kuruluş grubunun içinde yer alır. İstanbul Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi"onursal doktor" ve Beykent Üniversitesi’nce “Mimarlık onur ödülü", mimarlar odasınca da "Mesleğe katkı ödülü" verilmiştir. Mesleği olan mimarlıkla ilgili birçok kitabı vardır.
II
Kitaptaki karikatürleri Güngör Kabakçıoğlu çizmiş ve görsel zenginlik katmıştır. Mimarlık, estetik kaygıları önemseyen, çalışmaları tasarıları, her daim yenilenme içindedir. Mesleğine hakim olmalıdır. Farklı yöndeki mütahit, kurumlar, mühendis, işçiler ve iş sahibiyle dirsek temasında bulunur. Öyküler sıra dışı ve tebessümle okunmakta, muzip yazışı olan yazarın öyküleri, yaşanmışlıktan aktarılmıştır. Zaten kitabın ismini de bir yaşanmışlıktan alınıyor. Mimar Doğan Tekeli bir topluluğa konuşmasında ‘Biz mimarlar sürekli kazık yiyoruz’ diye yakınırken, Levent Aksüt "İşte o sayede hepimiz dimdik ayaktayız’ diyerek, kitabın isminin ne olacağı bu sözün ardından ortaya çıkmıştır. Doğan Hasol’un biraz muzipçe, inceden iğneleyici yazıları zevkle okunur.
III
Argo mimarlık ve şehircilik sözlüğü;
Kitabın yazarınca hazırlanan sözlükteki kelimelerin karşılığı olan açıklamaların argolarını yeni baştan ve aşırıya vardırırcasına karşılıklarını yazdım. Söz konusu sözlük yeni baştan yaratılmış oldu.
Belediye: Kamunun yüksek menfaatleri için, (:) henüz hayal halindeki ‘bina’ için isteksizce boca edilen canım mangırların verildiği kurum.
Galabari : Yapılacak boyu- yani yüksekliği sabit olmayıp, el cebe atılıp, duygusal ortamın yaratılması ile değişen dikine uzunluk.
Gecekondu: Gündüz yapılırken görevlilerin göz yumduğundan, gece yapıldığı sanılan derme-çatma konut.
İmara Durum Belgesi: Arsa sahibinin hal ve gidişine bakılıp manevi keyfiyete göre yapı ölçüleri, kat sayısını bildiren, kıymetli evrak.
İmar planı: İmarlı olan bölgenin plansız hale getirilmesini sağlayan plan.
Sokak lambası: Diyojen’in elektrik bulunduktan sonra ki, gündüz yanan lambası.
Ruhsat : Çaresiz kalınınca, inşaat yapmak için alınan belge.
Kıyı şeridi: Su kenarlarının doğal kalmasını, sindiremeyen kafanın, tecavüze kalkıştığı el değmemiş kıyılar.
Tarım arazisi: İmar planının kapsamın henüz yer almamış potansiyel arsa.
Üst-geçit: Yayanın gözünün kesmediği, önce çıkılan, sonra enflasyon gibi inen (!) Merdivenli, geçmek zorunda kalınan geçit.
Yolsuzluk: Kısaca kenesiz kalma; Rüşvet nasibinin kapanmış hali.
IV
SONSÖZ Yerinde
Bu bölüm büyük Mimar Sinan üzerinedir. Mimarlıkla ilgili bir kitapta Mimar Sinan gibi bir mimarin yer alması kadar doğal durum yoktur. O doğal durum hiç de doğal bir hal değil. Mimar Sinan ismindeki o büyük mimara münasip olmayan, ömrünün son günlerinde yaşadığı buruk bir gerçekle, kitap son buluyor. İnsanın içini burkan hikaye bende kalsın. İnanın Mimar Sinan'a nasıl yapılır. Yapanları ve yapıldığı devri iyice tanıyın.
V
'Kitabın Yazarı' Cumhuriyet Gazete ’sinin 27 Kasım 2011 günü Pazar ekinde’ Ayşe Yıldırım imzalı bir yazıyı kitaba alır.
Menteşeoğulları’ndan İttihat Terakki üyesi Halil Menteşe, 1900'lerin ilk yıllarında Abdülhamit'in baskıcı düzeninden ‘Yakalanma korkusu ve baskı nedeniyle yurt dışına kaçmak zorunda kalıyor.' Kapağı Fransa'ya atan Halil Menteşe paçayı kurtarır. Bu kez Kardeşi Murat Menteşe, Sultan Abdülhamit'in çekim alanına girer, bir arada tutuklanır Murat da kapağı Fransa’ya atar. İttihat Terakki anlayışı, pek anlatacağımız hikaye ile uyuşmasa da olanlar oluyor.
Murat Bey Fransa' da Fransız bir bayana aşık olur. Sonra Türkiye'de İttihat Terakki iktidara gelir. Sahip olunan ideoloji karşısında aşk kazanır. Bu aileye gelen Fransız kadın, Murat Menteşe ile evlenip Türkiye’ye yerleşir. Milâs’ta yaşamak üzere gelirler böylece Menteşe Ailesi’ne bir yabancı gelin gelmesi, pek ideolojilerine mukayyet olmadığı sonucuna varılır mı ki? İttihat Terakki ve ideolojisi bir yapay etkinliktir. İlk kalemde sarf edilir safradır. Ama ben bir şarkıyı dile dolayayım. ‘Ne oldu sana ne oldu böyle?’ ve ben fakire de, kalandır belki aşk. Hayatın doğal meyvesi aşk, daha da sana
‘Nedir aşk?
İnsanın kendinden çıkma gereksinimi.’
Charles Baudelaire
Sıkı şair öyle diyor.
Ha şu ittihat ve Terakki mi? Küçücük kalbimdedir(!)
Kitabın adı: Mimarlar Dik Durur!
Kitabın yazarı: Doğan Hasol
Yayın evi: Yem yayınları
Karikatürleri: Güngör Kabalacıoğlu
Sayfa: 191 Sayfa
Basım yılı: 2. baskı /2013




