
Yıllar önce köyün birinde çiftçilikle uğraşan Hüsamettin dayı öküzleriyle tarlayı sürüp bir şeyler ekiyormuş.
Karşı köyden Lütfü ağa o sırada oradan geçmekteymiş. Hüsamettin dayının ektiği şey ilgisini çekip sormuş: “Kolay gelsin Hüsamettin Dayı. Hayrola ne ekiyorsun?”
Köyde yaptığı şakalarla tanınan Hüsamettin dayı cevap vermiş: “Tuz ekiyorum arkadaş, çokta güzel para kazanıyorum” diye cevap vermiş.
Aldığı cevap Lütfü ağanın ilgisini çekmiş. Bende bu işi bir deneyeyim deyip, o da tarlasına tuz ekmiş. Aradan beş gün geçmiş, on gün geçmiş bir ay geçmiş, tarlasından hiçbir şey çıkmamış. Lütfü ağa dayanamamış Hüsamettin dayının köyüne gitmiş sormuş.
“Ya Hüsamettin dayı senin dediğin gibi bende tarlaya tuz ektim. Aradan bunca zaman geçti hala bir şey çıkmadı?”
Hüsamettin dayı: “Yapma ya, desene ektiğin tuzu sineğe yedirdin?”
O lafın üzerine Lütfü ağa tarlasını sürüp tekrar tuz ekmiş ve bu sefer komşusu Omar ağa ile tüfekleri alıp tuz ektiği tarlaya sinek beklemeye gitmişler. Tarlanın bir kenarına Lütfü ağa bir kenarına Omar ağa oturmuş. Fazla geçmeden bir sinek gelip Omar ağanın alnına konmuş. Omar ağa ıslık çalmış işaretle alnındaki sineği göstermiş. Sineği gören Lütfü ağa tüfeğini komşusunun alnına konan sineğe doğrultup tetiği çekmiş. Sonuçta sinekte, Omar ağada ölmüş.
Bir an şaşıran Lütfü ağa söylene, söylene yerde yatan komşusu Omar ağanın başına varmış: “Bir sizden, bir bizden. Biz de oluştuk bir çuval tuzdan. Omar’ da gitti, tuz da gitti!..”


