Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Reklam

BU ŞİDDET ÖĞRETMENE Mİ?

Daha önce de şiddetle ilgili yazılar yazdım. Bazıları toplumun genelinde şiddeti işlerken bazıları da öğretmene şiddeti ele alıyordu. 2018 de “Öğretmene Şiddeti Durdurun Demek yeterli Değil” başlığı ile bir yazı yazmıştım. Sözler geçici, bu işler kalıcı olmadan sözden ötesini yapmak gerekir, bir an önce tedbir almak, öğretmenliğin itibarını korumak gerek demiştim.

Reklam
ilkay kumtepe

Başka bir yazımda da şiddetin artık toplumda normalleştirilmeye başlanmasından bahsetmiştim. Cezasız kalan her eylem tekrarlanmaya ve daha fazlası yapılmaya başlar. Affetmek azmettirmektir demiştim.

Geldiğimiz noktaya bakarsak; önce öğretmenlere herkes akıl vermeye başladı. Hele pandemide öğretmenler yan gelip yatıyor diyenler çıktı ortaya. Sonra öğretmenin tatilleri göze batırılmaya başlandı gereksiz abartmalarla. Ders ücreti dolandı herkesin dilinde. Öğretmenin yetersizliği konuşulmaya başlandı. Herkes eğitimci oldu, çocuk psikolojisi, pedagoji, rehberlik her şeyden anladığını düşünen herkes öğretmeni sorgulamaya, yargılamaya başladı. Bunlara kim dur demeliydi?

Sonra ne mi oldu? Okullarda disiplin, düzen, güvenirlik kaybolmaya başladı. Öğretmenin sözü geçmez, dersler dinlenmez oldu. Okul çocuklar için zorunlu gidilen ama verim elde edilmesi gerekmeyen bir yer oldu. Çünkü bir beklenti yoktu onlardan. Sadece okula gitsinlerdi yeterdi. Eksi netlerle üniversiteye giren öğrencileri görünce akademik başarı beklemediğimiz gayet açıktı. Davranış olarak da beklentimiz düşüktü. Gözümüzün önünde akran zorbalığı büyüdü büyüdü… Birbirini sözle tacizler gitti yerine sanal zorbalıklar geldi. Yumruklar, tekmeler, küfürler gitti yerine bıçaklar silahlar geldi. Gençler gözümüzün önünde kaydı gitti elimizden.

Biz ne yaptık diye sormayın. Çünkü elimizde sağlam veriler var. Her okulda onlarca proje var. Her birine katılan öğrenci sayısını bilseniz şaşarsınız. Tüm projelerin sayısı, verimliliği, ne kadar etkili olduğu ile ilgili raporlar raporlar…

Ve sıra geldi öğretmene yönelik saldırılara. Veliler öğretmeni suçladı. Çocukların hiçbir şeyine ses çıkaramaz oldu öğretmen. Yanlışa yanlış diyemiyordu. Dediği anda cimer şikayeti, olmadı okul basmalar, öğretmen dövmeler, öldürmeler. Karşısında ne yaptık? Üç gün eylem, iki gün yaz çiz tepki ver. Bir hafta sonra unutulur. Suçlu affolur serbest kalır vs.

Ne gereksiz şikayetler gördü bu öğretmenler. Veli sadece bir yerlere şikayetle kalmıyor etrafında da sürekli öğretmenle ilgili olumsuz konuşup başkalarını da yanına almaya çalışmıyor mu? Hele çocuğun yanında da yapıyorsa bunu çocuk kendini bulunmaz Hint kumaşı sanmasın da ne yapsın. Her durumda öğretmeni suçlayabilir artık.

Velhasıl önce herkesin akıl verdiği öğretmenliğin itibarı yerle bir oldu. Sonra da öğretmenin canı can pazarında. Velinin öldürdüğü öğretmenden sonra ne acıdır ki öğrencisinin elinden ölüme giden bir öğretmeni de gördük maalesef.

17.2.2020 tarihinde yazdığım “Öğretmen Ders Verir” yazımda aynen şöyle demişim:

“Bir topluluk ulus olabilmek için mutlaka öğretmenlere muhtaçtır” diyen M.K. Atatürk tam da bu söylediklerimi özetlemiş. Bir ulusu sıradan topluluk haline getirmenin yolu da öğretmenlerden geçer. Öğretmenleri değersizleştirmekten, sözde iltifatlarla oyalayıp toplumun gözünden düşüren uygulamalara göz yummaktan geçer. Ulus olma bilinci biz demektir, güç demektir. Yoz bir toplumdan ulus olmaz. Öğretmenine değer vermeyen uluslar da yozlaşır.

İLKAY KUMTEPE/3.3.2026

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?