
Sadece kendi bölgemde değil ülkemizin her bölgesinde kanun ve kurallara uyup vicdanlı av yapan her avcı dostumun ortak söylevlerini duyar gibi oluyorum. Yakarıları aynen şöyle: “Bizler her şeyi zamanında yapmak için beklerken, denetim yetersizliği yüzünden Kanun, kural tanımayan kaçak avcılar zamansız ve kural dışı avlanarak bize bir şey bırakmıyor!”
Bende avcılarımızın belli başlı avlanabileceği kuş ve memeli hayvanların bizim bölgede nasıl katledildiğini sizlere bir masal gibi anlatayım.
1- ÜVEYİK: Sanki senet imzalamış gibi yurdumuza her yıl Nisan ayının on beşinde şap diye damlar. Mart ayı sonuna kadar avlanmayı bırakmayan Milas’ın kırsalındaki vicdansız avcılar yurdumuza üremek için gelen üveyikleri Mayıs ayına kadar avlarlar! Sonrası Temmuz ayına kadar paslanan tüfekler o tarihten itibaren tekrar kan kusmaya başlar! Ortalama her yıl Ağustos ayı ortalarında açılan Av Dönemi’ni bekleyen yasal avcılar ilk günlerde kalan birkaç kuşla kendilerini avuturlar ve sonrası avuçlarını yalarlar.
2- KEKLİK: Bu nadide av kuşumuzun katli bahar aylarında çiftleşirken Kafes avı ile başlar. Sonrası yumurta toplama ve palaz yakalama ile devam eder. Daha sonra Temmuz ayı ortalarında subaşlarında ve yemleyerek adeta soy kırıma uğrar. Ağustos ayında üveyik avının açılması ile birlikte kırsal kesimdekileri kimse tutamaz. Maksat Kekliğin açılış tarihine kadar şehirden gelecek avcılara bir şey bırakmamaktır! Cihazla ve cep telefonunda keklik sesi ile katliam ise en kötüsü! Bu yıl başka bir taktiği daha öğrendik. Buğdayları rakının içine ıslıyorlarmış. İyice demini aldı mı kurutup kekliğin bulunduğu yerlere serpiştiriyorlar ve ertesi günü sarhoş olan keklikleri topluyorlarmış. Ayrıca yıl 12 ay avcılığın bitmediği, her evde tüfek olup, belgeli tek bir avcının bulunmadığı 2000 civarında nüfusu olan Sakarkaya köyünde her akşamüstü dünek beklenmekteymiş. Sonuçta Bir yıl boyunca köpek bakan, Avcılık Belgesi vize harcını yatırıp Avlanma Pulunu alan yasal avcı meralara çıkınca gene avucunu yalayıp geriye dönüyor!..
3- ÖRDEK: Yorumum yerli ördekler için. Hayvan burada kuluçkaya yatıp yavru çıkarıyor. Ağustos ayı geldi mi talan başlıyor. Daha ördeklerin dişisi erkeği belli bile olmadan kargının içinde toplu katliam! Nasıl olsa kimse giremez ve göremez. Adam bi fişekte tüylerini bile düzmemiş 10-15 kuşu haklar. Ondan sonra sezon açılır avcılar büyük bir heves ve umutla ava giderler. Av açıldı mı bu sefer her yerde cihaz! Geceleri sabahlara kadar kuş katliamı sonrası kanunlara ve kurallara uyan avcılar sabah alacakaranlıkta önce sivrisineklerle verilen meydan savaşından sonra ortalık ağarırken bir iki kuş görüp fişek atanlar şanslıdır. Sonuçta o avlağa ava giden avcılardan en az yüzde sekseni evlerine avuçlarını yalayarak dönerler!
4- SAKAR MEKE: Bu av kuşumuzda Güllük dalyanını kendine mesken tuttuğu için beddualarına Ağustos ayında başlar. Üveyik avı ile birlikte birçok köyde kahvehane önlerinde tanesi on liradan satılır! Alanda memnundur, satanda! Onun için her kes bakar kör olur. Kimse görmez!.. Ekim ayı sonlarında göç başlar av günleri dışında mesela bir Perşembe günü bir bakarsınız yüze yakın sakar meke gelmiş. Avcı sevinir Cumartesi günü güzel ve verimli bir av yapacağı için. Ama o gün gece kuytu yerlere müzik aletleri kurulur ve gelen mekelerin tamamı çuvala girip ertesi günü köylerde veya sanayi sitelerinde satılır. Tabii bunu da kimse görmez!.. Hafta sonunu iple bekleyen avcılarımızda avucunu yalaya yalaya boş çanta ile evlerine döner!
5- TAHTALI: Önceleri 1. Grup av kuşlarıyla beraber avı açılan Tahtalı güvercini ne hikmetse Keklik avı ile beraber açılmaya başladı. Tabi burada kazığın ucu gene yasal avcıya dokundu. Zaten yüksek ve ormanlık alanlarla kalan ve üreyen bu kuşta üveyikle beraber yandı kül oldu. Ekim ayına kadar familyası soykırıma uğrayan tahtalıyı avcılar ancak Kasım ayı sonlarında göçmeni gelince görürler. O da Senede bir günde denk gelirse tabi?..
6- TAVŞAN: Dünyada en çok düşmanı olan bu yerli hayvanımızın avı bizim burada yıl on iki ay hiiiçç bitmez! MAK Kararlarına göre genelde Tavşan avı Ocak ayı başlarında kapanır. Şubat ayı sonlarında ise tüm avlar kapanır. Ama bazı kopoycular bu işi Mayıs ayı sonlarına kadar devam ettirir. Mayıs ayı bitti mi bu sefer gece far avı başlar. Bir gecede 5-6-7 ne çıkarsa?.. O süre dursun Ağustos ayı geldi mi yeşillik olan tarlalarda akşam beki başlar. Bazen bir fişekte iki tavşan vurulur. Yasalara uyan avcılarımız bekleye dursun tavşan nüfusu her geçen gün azalır. (Tavşan avının bu kadar geç açılmasını bir türlü kafam almıyor.) Nihayet Ekim ayı gelir kanuna kurala uyan avcılar ava çıkarlar. Netice tabi ki sıfır.
7- YABAN DOMUZU: Atalarımız asırlar önce “ Dünya bina ile Zinaya kalacak, her yer zeytin ağacı olacak, bir tava zeytinyağına hasret kalınacak” diye boşuna dememişler. Bu dedikleri bir bir gerçekleşmekte. Maşallah bizim Muğla ilinde sahil şeridinin neredeyse tamamı bina ile doldu. Diğer yerlerde malum. Yani yaban hayvanlarının yaşam alanlarını istila etmişiz! Gün geçtikçe çoğalan beton yığınları yüzünden barınma ve doyunma güçlüğü çeken yaban domuzları bu yıl kentlere indi. İnsanlara saldırıyor! Tavuk kümeslerine saldırıp canlı canlı tavuk yemekte. Popülasyonu Milas ve Bodrum’da aşırı derecede arttı. Yakalasa insanı bile yiyecek. Geçimini Hayvancılık ve Tarım ile karşılayan köylü vatandaş perişan. İnsanlar ekili alanının başında en az üç ay geceleri nöbet tutuyor! Domuz avları Şubat ayı sonunda av döneminin sona ermesiyle birlikte ülke avcısına kapanıyor. Ama dışarıdan gelen paralı avcıya serbest! Yaban domuzu bek avında ülke avcısına atılan düğümlerin bir an önce çözülmesi gerekir diye düşünüyorum.
Son sözüm biz yıllardır denetim yetersizliği diye boşuna bağırmıyoruz! Ve ille de denetim diyoruz. Kanun ve kurallara uyan yasal avcımızı artık, azıcık ta olsa kollayıp, kayırın daha doğrusu,
Enayi yerine konmaktan kurtarın?..


