

A. Coşkun EFENDİOĞLU - Cumhuriyet Halk Partisi, Milas özelinde son derece güçlü bir parti. Bu gücü, büyük ölçüde, köklü sol geçmişinden kaynaklanıyor. CHP’nin daha solunda olan kesimler de, özellikle 12 Eylül sonrası tüm dünyadakine paralel bir şekilde sola karşı yürütülen saldırılar ve Atatürk’ün mirası devrimler Türkiyesi’nde büyük erezyonlar oluşması sonrasında, mevcut siyasi düzlemde, Atatürk Devrimlerini savunma noktasında, CHP’ye büyük destek verdiler. Ötesinde, CHP’nin sağcılaşmasının önüne geçen kesen kesim de bunlardır. Milas, bu noktada, yıllardır, CHP’nin, solun kalesi durumundadır.
Ancak, hep bilinir, bu güçteki solun da en büyük kurdu, yine kendileridir.
Bunu geçmişte, CHP-SHP ayrışmasında yaşadık ve bir dönem, solun kendi iç kapışması sonucu, Ali Doğan Serçek aradan sıyrılarak belediye başkanı olabildi.
Bugün, sol içindeki durum, yine benzer sıkıntıların olduğunu göstermektedir.
Milas Ticaret Odası seçimleri, Milas Belediye Başkanlığı için varolduğu bilinen parti içi sıkıntılar ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı için kimin aday olacağı tartışmaları, bu kapsamdadır.
Ve ne yazık ki, MİTSO seçimleri ve en son Turizm Altyapı Birliği seçimi sürecinde yaşananlar, soldaki ‘akil adamların’ düşünmesi ve bir an önce tedbir alması gereken sonuçlarla maluldür.
Aksi takdirde, daha sıkıntılı gelişmeler, daha büyük sorunlara yol açmaya gebedir.
CHP İlçe yönetiminin, bu tür gelişmeler karşısında daha dirayetli ve bağlayıcı önlemler alması gerektiği de ortadadır. Çünkü bazı kişiler, parti bağının kendilerine bir sıfat verdiği gibi, bazı yükümlülükler de yüklediğinin, ne yazık ki farkında bile değildirler, ya da öyle davranmakta hiç bir beis görmemektedirler.
Turizm Altyapı Birliği seçimlerinde, Milas Belediye Başkanı’nı ‘ekarte’ etme anlamına gelen, Ören Belediye Başkanı Kazım Turan’ın davranışı buna örnektir. Çoğunluk sağlanamadığından yapılamayacağı öngörülen toplantı, son anda çoğunluk sağlanarak yapılabiliyor olsa bile, Kazım Turan’ın, Milas ve Güllük Belediye Başkanlarından farklı olarak ve onların haberi olmadan yönetime aday olması ve seçilmesi, başka bir şekilde izah edilemez. Üstelik bu toplantı öncesi, Kaymakamın artık başkan olmaması gerektiğini, kendisinin de yönetimde yer almak istediğini Muhammet Tokat’a söyleyip, Muhammet Tokat’ın da Kaymakam’ın başkan olmamasını kabul etmemesi sonrasında, onlardan ayrı bir şekilde, AKP’lilerle birlikte çoğunluğu oluşturup yönetime aday olup, yönetime girmesi, başka bir şekilde açıklanamaz.
Bu, mutlaka masaya yatırılması gereken bir durumdur, CHP için..
Gelelim MİTSO seçimlerine. MİTSO seçimlerinde de Enver Tuna’nın, listesi kazanmasına karşın kendi grubunda meclise girememesi, bu grubun yapısını bilen insanlarca aynı nedene bağlanmaktadır. Bir kısım CHP’linin MİTSO seçimlerinde Enver Tuna’ya oy vermedikleri sonucu çıkıyor yani.. Bu da, hangi "iç dengeler" ve hangi amaçla Enver Tuna’nın "önünün kesilmesi" amacını taşısa da, benzer bir sıkıntıya neden olmaktadır.
Öyle ki, eğer bu, büyükşehire adaylığı gibi bir gelişmenin önünün kesilmesi amacıyla yapıldıysa, aklıselim düşünen herkesce, bunun tam tersi sonuçlar doğuracağı ve içte bir süredir varolan "uyum"u bozacağı ve bu kez tersi noktalardan sıkıntı yaratacağı açıktır. Oysa MİTSO Başkanlığı’na devam edecek bir Enver Tuna için, "büyükşehir adaylığı" niyeti, eğer varsa, daha düşük bir ihtimal olarak algılanmalıydı. Ama, eğer nedeni buysa, Enver Tuna’ya ‘itibar kaybettirme’ çabası, ters teper. Başka nedenler varsa, ne olursa olsun, önümüzdeki yıl üç seçim birden yaşama ihtimali varken, CHP için bu bir sıkıntı kaynağıdır.
Bu nedenle CHP yönetiminin, bu türden disiplinsiz, herkesin ipi istediği yöne çekme çabalarına karşı, daha kararlı ve otoriter bir duruş sergilemesini gerektiriyor. Aksi halde, bu türden sıkıntıların önü hiç alınamaz..
*
Gerçi, Kazım Turan’ın, Milas Belediye Başkanı’nı ‘ekarte etme’ çabası, Muhammet Tokat’ı hiç etkilememiş ve hatta çok akıllı ve belki de gerekli bir adım atarak, "aralarda bir kurum" olarak ne işe yaradığını içinde yeralanların kendilerinin bile bilmediği bu kurumdan ayrılma kararı almıştır. Bu anlamda Muhammet Tokat’ın gücünü daha da artırmıştır.
Zaten Kazım Turan’ın kendisi de, büyükşehir yasasının yürürlüğe girmesiyle, bu "makamı"nı, Ören Belediyesi kapanacağı için otomatikman yitirecektir.
Ama parti, bu türden "densiz", parti disiplinini yok sayan, "ben yaptım olducu" davranışlara taviz vermeyeceğini artık göstermelidir.
Başbakan’ın son ABD gezisi sırasında verdiği sinyale göre, önümüzdeki yıl üç zorlu ve Milas’ta CHP’lilerin olduğu kadar tüm Türkiye’nin de kaderini etkiliyecek seçim vardır.


