Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

  • ANASAYFA
  • Uncategorized
  • Ekonomideki çarpıklık insanlığımıza da zarar vermeye başladı, haberiniz olsun..

Ekonomideki çarpıklık insanlığımıza da zarar vermeye başladı, haberiniz olsun..

Reklam

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba..

Ekonomimizdeki çıkmazlar insanlığımızı da tehdit etmeye başladı. Dikkat ederseniz, yanı başımızdaki çok değerli bir dostumuzun cenazesi oluyor ona dahi gidemiyoruz. Sebebi malum şartlar. Hele hele hasta dostlarımızı ziyaret edebilme konusunda da hayli zorlanıyoruz. Nedenleri, başta insanlarımızın köle gibi 24 saat çalıştıkları halde halâ yarı aç yarı tok yaşamaya mahkûm edilmeleri.. Baksanıza şu asgari ücret kepazeliğine.. Neymiş efendim, bu ülkeyi daha iyi idare edebilecek kimse yokmuş. Allah Allah, ne yahu bu adamlar, bulunmadık Bursa kumaşı mı ki?.. Tabii siz % 10 barajını halâ kaldırmazsanız, daha doğrusu bu ülkeye gerçek demokrasiyi getirerek siyasetin önünü açmazsanız, olacağı bu tabii..

Bir gün, tilkiyle çakal beraber ava çıkmışlar. Yolda giderken bir mezarlığa uğramışlar. Derken, tilki başlamış atıp tutmaya.. ‘Şu adamı babam vurdu, şu adamı dayım kesti, şu şâhsı amcam şöyle yaptı böyle yaptı’ diye atıp tutarken, birdenbire çakalın kafası bozulmuş: ‘Yeter yahu, amma atıp tutuyorsun ha.. Tabii bu mezarlardan birinin çıkıp da, hayır çakal kardeş bu adam yalan konuşuyor, böyle bir şey olmamıştır diyebilecek hali var mı ki’ deyince, tilki habire daha da atıp tutmaya devam eder. Tıpkı bugünkü AKP iktidarı gibi.. Ama bu millet de, İslam alemi de artık, gerek ABD’nin gerçek yüzünü gerekse Allah adına din diyanet adına insanları perişan edenlerin farkına varmışlardır. Zaten zulmün ebediyen yaşayamayacağını bugün herkes kabul etmiştir..

Şimdi, ekonominin verdiği zarar yüzünden, birçok insanlar insanlığını unuttu.. Küçük bir misal vereceğim. Çok değerli bir dostumun, yıllardır bir muradı vardı. İşte şöyle yöresel kültürümüzü doruğa çıkaracak bir şölen yapmayı yıllardır söyler dururdu. Nihayet, konu karar anına geldi dayandı. Malum bu tür işler elbette ki sonuçta ekonomiye gelip dayanıyor. Aşçısı, bekçisi, sanatçısı, yemeği, müzisyeni hep parayla olacak işler.. Tabir caizse, o bizden fedakârlık bekler, biz ondan derken her şey nasip kısmet dedik ve bu dostumuza karşı bazı fedakârlıklarımızı yerine getiremedik.. Bunun için ben özür dilerim. Malum, hayat şartları o kadar zor ki, sormayın..

Değerli dostlarım; aslında bütün bu olumsuzlukların asıl sorumlusu ne benim, ne de benim kırk yıllık dostum olan bu zattır. Asıl suçlular, bu ülke insanını eşini dostunu dahi soramaz, yardımcı olamaz hale getiren bilinçsiz siyasetçilerdir. Şimdi bu benim kendime göre haklı sebeplerime, sanırım sizler de hak verirsiniz. Şöyle ki, babası oğlunun, oğlu babasının-anasının hal ve hatırını soramayalı yıllar oldu. Sanki denizde fırtına olmuş da, batmak üzere olan bir gemideymişiz gibi herkes ama herkes kendi derdinin peşine düşmüş. İşte bu nedenle de, eşi dostu bırakınız da kendinize dahi faydanızın olamayacağı çok zor bir dönemeçten geçiyoruz.

Onun için dostlar, yatıp kalkıp yüce rabbime dua ediyorum. ‘Ne olur, bizleri bugünleri de arar hale getirme’ diye hep dua ediyorum.

Yani, konumuzu şöyle bir özetleyecek olursak eğer, insanlarımız bir lokma ekmek için adeta insanlığını unutur hale düştüler. Uzun lafın kısası, fırtınasız havada elbette ki kaptanlık yapmak çok kolaydır. Asıl olan, fırtınalı havada gemiyi sağ salim karaya çıkarabilmektir. Onun için gerek İslam âleminde olup bitenlerde, gerekse şu son günlerdeki halk ayaklanmalarından, bence ilgililer kendilerine göre hisse çıkarabilirlerse ne mutlu.

Sonuçta, hiç tasvip etmesek de, Mısır’da olduğu gibi, demokrasi dışı hareketlere maruz kalmak çok kötü bir duygu. Çünkü, bu acıları 12 Eylül’de gördük, yaşadık. Oldum olası ne darbeleri severim, ne de diktatör sivil idarelerden hiç haz etmem. Zaten ‘perşembenin geleceği çarşambadan bellidir’ diye bir söz vardır ya, Mursi, ülkesine gerçek bir demokrasiyi getirebilmiş olsaydı eğer, bugünkü bu olaylar olmazdı. Yani demek istiyorum ki, herkes şu Mısır’daki olaylardan, umarım kendine göre bir pay çıkarır da, bir an önce şu güzel vatanımıza, gerçek demokrasiyi getirirler..

Peki, gerek Mısır halkı, gerekse Türkiye halkı ne istiyorlar? Her iki ülkenin de birbirine benzeyen o kadar çok özellikleri var ki sormayın. Geçen gün de söylemiştim. Bu millet barış istiyor, iş istiyor, aş istiyor. Partizanlıklardan bıktı bu millet.. Artık hele şu AKP’liler şu fırsatları bence çok iyi bir şekilde değerlendirmeli ve bu ülkeyi bir an önce şu kötü gidişattan kurtarmalıdırlar. Aksi halde, neler olduğunu hep görüyoruz. Tüm İslam âlemi kaynıyor.. Peki niye İslam âlemi? Çünkü İslam âlemindeki siyasetçiler, kimi ABD’ye, kimi Rusya’ya, kimi Çin’e dönmüş, ‘aman bizi kurtarın’ diye habire yalvarıp çırpınıyorlar. Oysa bunlar kendilerini kurtaramamışlar ki bizi kurtarsınlar..

Yani, tüm gücümüzle milli bünyemize dönmek zorundayız. Onun için, başta ekonomimiz olmak üzere iç siyasetimizi dış siyasetimizi artık bu milletin çıkarları doğrultusunda yeniden gözden geçirmek zorundayız. İç siyasetimizin, dış siyasetimizin ve ekonomi modelimizin nasıl olması konusunda bugün Türkiye’yi çok mükemmel bir şekilde dünya lideri yapabilecek birçok değerli siyasetçiler var..

Yeter artık, kendisine dahi faydaları olmayan şu zavallı sömürü düzenini savunmaktan vazgeçelim. Tabii ki futbol takımı tutar gibi siyaset gütmezsek başarabiliriz bunu.. Haydi dostlarım, hoşça kalın, dostça kalın.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!