

ÖNDER Haber / A. Kemal KAŞKAR -
CHP Milas İlçe Örgütünün bir ‘eğitim klasiği’ durumuna gelen 23’üncü Salı Sunumu, geçtiğimiz Salı günü ilçe binasında yapıldı.. Sunuma, Taksim Gezi Direnişi ve bağlı olarak ülkemiz geneline yayılıveren halk direnişi damgasını vurdu..
‘Gezi Olayları’ başlıklı sunumda, "Gezi olayları"nın on yıllık AKP iktidarına tepkilerin bir ifadesi olduğuna dikkat çekilerek yaşananlar karşısında yapılan ‘yanlışlar’ ve ‘doğrular’ sıralanırken, ‘malûm medya’nın, yaklaşık bir yıl önce ve şimdilerde yeniden Mısır’da yaşanan ve ‘Tahrir Meydanı’nın adıyla adlandırılan-anılan direnişi naklen yayınlarken, ‘Taksim’e sırtını dönmesine de dikkat çekilen 23. sunum haberinin başlığını, bu bakımdan -bir tür eğitim fırsatı olarak görüp değerlendirip- ‘Tahrir’ üzerinden kurgulama ihtiyacı duyduk. (‘Taksim’i; biraz daha ayrıntılı yazışla ‘Taksim-Gezi Direnişi’ni başlığa, öne çıkaran ve yaşananları, kesmeden-biçmeden-eğip bükmeden aktaran basın yayın kuruluşlarına adeta ‘kışkırtıcı muamelesi’ yapanların dikkatini çekip onların mesleğin doğru uygulanmasına eğitilmesi arzusuyla yaptık bunu..)
CHP Milas İlçe Örgütü Eğitim Sekreterliği tarafından hazırlanıp sunulan ve hir biri önemli-tarihsel belge niteliği taşıyan Salı Sunumlarının 23’üncüsü şöyle..
Gezi Olayları..
Gezi olayları, son bir ayın değil, son on yıllık AKP iktidarının özetidir.
Gezi olayları, başbakanın son yıllarda giderek daha sık ve daha pervasızca yaptığı, kendisi gibi düşünmeyenleri yok sayan söylem ve eylemleri üzerine bir onur mücadelesi olarak başladı.
Olaylar "çevreci bir azınlık" tarafından başlatılmış olsa da, kısa zamanda her kesimin farklı memnuniyetsizliğinin ifadesi olarak büyüyüp genişledi.
Bir yıl önceki Tahrir olaylarını canlı yayınlayan "kendine taraf" medya, gezi olaylarında üç maymunu acemice oynamak şaşkınlığı içerisinde penguenleri mizah dünyamıza kazandırdı.
İktidar ve yandaşları, Gezi Parkı olaylarının nedenini birkaç ağacın kesilmesi noktasında tutmaya çalıştı.
Yanlış!
Ülkenin her yanına yayılan "Her yer Taksim, her yer direniş" sloganı altında birleşen toplum kesimleri, her konuda yarısı saklı bilgi kirliliğinden hormonlu ekonomiye, demokrasi insan hakları kisvesi altında yürütülen azınlık faşizmi kaygılarından, yarın bir ve bütün kalabilir miyiz korkularına, açılırmış gibi yapılıp sonraki sefere kadar sıkı sıkıya kapatılan açılım yalanlarına yoğun tepkilerini dile getirdiler.
‘Doğru neden’ buydu.
Dış dünya bu olayları çevrecilerin, kimin ne kadar, nasıl doğum yapacağından, neyi ne zaman içeceğine kadar karışılmasına tepki duyan sanal alem gezginlerinin ve kişilsel özgürlük düşkünlerinin tepkisiymiş gibi görmeye ve göstermeye özen gösterdi.
Bu yargı, bu kadarına razı iç çıkar çevrelerinin de işine geldi.
Yanlış!
Gezi olayları ekonomik, toplumsal, siyasal düzen boyutu olmayan, kişisel ve konjoktürel bir tepki değil, düşük kur-yüksek faiz ayakları üzerine inşa edilen düzende, başkalarının tasarrufu ile gününü gün eden Yunanistan olmaktan korkan aydınların tepkisidir.
Cumhurbaşkanı ve başbakanın vekili kısa süreliğine "gerekli ders alındı, gerekenler yapılacak, demokrasi sadece sandık değildir" dedilerse de, başbakan "onların dediği sayılmaz, yapılanlar doğru, yapılacak olanlar da yapılanların devamıdır" deyince, polisiye tedbirler olanca hızı ile artarak devam etti.
Başbakan, anayasal bir hak olan izin almadan gösteri yapma hakları olduğunu bilen ve bu hakkı kullananlara "çapulcu" dedi.
Yanlış!
Gezi olaylarına katılanların % 20’si doktora yapmış aydın insanlardı. Genelin eğitim düzeyi de epeyi yukarılarda yoğunlaşmıştı.
Hükümet, gezi olaylarında üstün başarı gösterdiklerine inandığı polislere 880 TL, emniyet amirlerine 3000 TL ikramiye dağıttı.
Yanlış!
Dört vatandaşın hayatını kaybettiği, 700 vatandaşın yaralandığı olaylar için başarı ikramiyesi dağıtmak, mantık ve zamanlama açısından yanlış, gelecek açısından korkutucudur.
Bu ortamda polis sayısını giderek arttırmak, yeni katılan polislerin de başbakana hitaben, "Türkiye seninle gurur duyuyor" diye bağırmalarına ses çıkarmamak, yanlıştan da öte, akıl tutulmasıdır.
Başbakan, Gezi olaylarının nedeninin ‘faiz lobisi’ ve ‘renkli devrim düzenleyicileri’ olduğunu söyledi.
Yanlış!
Tespit doğru olsaydı bu, bugüne kadar iktidarın rahatça çalışmasına ses çıkarmayan ‘faiz lobisi’ ve ‘renkli devrim düzenleyicileri’nin, iktidarın on yılık dostu olduğu, hatta iktidarın üzerine oturduğu sacın üçüncü ayağı olduğu anlamına gelirdi ki; bu yargıyı biz bile ağzımıza alamayız.
Başbakan, gezi olaylarında CHP zihniyetinin olduğunu söyledi.
Doğru!
Vandalizmi bir yana bırakırsak , sosyal demokrasinin ve CHP’nin insan için istediği üç önemli nitelikten ilkinin ve en önemlisinin, "kişinin özgürlüğü" olduğu düşünüldüğünde, Gezi tepkicilerinin de üzerine titredikleri neden de, hep söylendiği gibi ‘kişisel özgürlük’ kaygıları ise, gezi olaylarının içinde CHP zihniyetinin olduğu doğrudur, olmaya devam etmesi de doğasının gereğidir.
Geldiğimiz noktada, gezi olaylarını, gazetecilik etiği gereği olduğu gibi yansıtan televizyon kanallarına komik nedenlerle kesilen para cezalarını, gezi mantığını destekleyen dizi senaristinin işten çıkarılmasını, sunucusundan dolayı yarışma programının başlamadan yayından kaldırılmasını, olmayan faiz lobisini ortaya çıkarmak için cadı avı izlerse, zaten yok olmaya yüz tutmuş demokrasimiz ve çok azalmış olan eşit ve birinci sınıf vatandaş olma inancımız onarılması zor yara almış olacaktır.
Dileğimiz, ülkemizin "idare edilir" konumdan kurtulup, aklıselimle "yönetilir" düzeye erişmesidir. (02.07.2013)


