

Mehmet SARI / Emekli İlköğretim Müfettişi
Dünya ve ahireti kazanma, başta bilgi öğrenmekle olur, sonra müslümanın iki gününün bir olmaması gerektiği belirtilmiştir. Bunun için ise, dünya veya dini bilgimizin her gün arttırılması Kuran’ın emridir.
Çünkü hesap gününde ‘bilenle bilmeyenin bir olmayacağı, yani bilgili olanların ahirette iyi muamele göreceği açıklanmıştır.
Bir de, bilgi sahibi olanların dünyada da kazançlı çıktıkları-çıkacakları hep görülmüyor mu? Doğal olarak dini bilgiler, insanları hem dünya da hem de ahrette güldürür. Ancak bunlar, hurafe ve bağnazlık kazandıran bilgiler olmamalıdır, çünkü bunların içinde Allah’a şirk uygulatan yanlış bilgiler de vardır. Örneğin İstanbul’daki Oruç Dede gibi yatırlara gidenler, çocuklarının iş bulması, evlenmesi ve derslerinde başarılı olması için yatırdan medet beklemektedirler. Ki medet yalnız Allah’tan beklenir, yatırdan beklenirse Allah’a şirk koşulmuş olur. Hatta dinden çıkılır, aynı yanlışlıklar buralardaki yatırlarda da yapılmaktadır.
Demek istiyorum ki; çocuklarımızın dünya ve dinimiz için öğrenmesi gereken çok bilgiye ihtiyaçları vardır. Bu bakımdan onların cami içinde top oynatma yerine dünya ve dini bilgi veren kitapları okumalarını sağlamamız bence daha yararlı olur, onlar için... Ha oynatmak gerekiyorsa, cami avlusunda bunu yaptıralım, bu oyun çocuklarımızın camiye gelmesine yardımcı olabilir. Çünkü onlar oyunu severler, böylece camiyi sevdirmiş oluruz onlara. Ancak Kuran’da, başta, oku emri var.
Ama cami içinde on çocuğun top oynaması, onların cami sevgisine zarar verir, bence… Söz dinlemez yapar, bana yapıldığı gibi…
Ben bir gün, vakit namazına biraz erken giderek Ulu Camiimiz içinde Kuran okumaya başladım. Ama ben Kuran okurken cami içinde on kadar çocuk top oynamaya başladı. Onlara, ‘ben Kuran okuyorum, sizin gürültünüzden Kuran’ı okumakta zorlanıyorum. Topunuzu dışarıda cami avlusunda oynayın’ dediysem de söz dinletemedim. Sonunda Kuran okumamı bıraktım ki, Kuran okumak ibadettir. Sonra, ‘cami, başta ibadet yeridir’ dediysem de dinleyen olmadı. Emekli öğretmen olduğumu söylediysem de, gene dinletemedim sözümü..
‘Bu çocuklarımızın camiye gelişi, dinimize ve Kuranımıza saygı için değil galiba’ dedim içimdem. Ayrıca benim camiye girişim ibadet içindi. Bunun için de Kuran okuyordum. Ama cami içinde top oynayan çocuklar, bu ibadet hakkımı kullanmama mani olmuşlardı. Yani bana cami içinde ibadet yaptırmadılar. Başka vatandaşlar da namaz kılıyorlardı. Onlar kıldılar, nasılsa...
Biraz sonra bir konuşmacı, başka camiden hoparlör yayınıyla dini bilgiler verirken, çocuk oyunlarından söz ederek, çocukların camide oynamalarını savunuyordu. Ben ki bunları duyunca şaşırıp ‘Acaba benimle mi ilgili bu konuşmaları’ dedim içimden… Bu durumu halâ anlamış değilim..
‘Bir emekli öğretmeni dinlemeyen çocuklarımız, acaba 82 yaşındaki bir yaşlıyı neden dinlemiyorlar’ dedim kendi kendime. Ama gene döndüm dolaştım ve ‘demek ki biz öğretmenler bu davranışları, büyüğe saygı ve değer hükmünü okullarımızda maalesef verememişiz onlara’ diye, eğitim sistemimizi ve biz öğretmenleri eleştirdim yine..
Özet olarak, bir daha camiye geldiğimde, bir kenarda Kuran okumak istersem, inşallah etrafımda top oynayan çocuklar olmaz. Şayet olursa, Diyanet İşleri Başkanlığına olmaması için başvuracağım.
Çünkü camide Kuran okuma hakkımın, ibadetimin devam etmesini istiyorum. Herkes için, namaz kılanlar için de… Başta cami içinde bilgi verildiğine ve ibadet yapıldığına inanıyorum. Buna mani olunmamasını istiyorum.
Çocuklarımızı camiye alıştırmak istenerek, cami içinde toplu top oynatılmasını, buna da din görevlilerinin müsaade etmesini anlayamıyorum.
Ha, oynatılacaksa cami avlusunda oynatılmasını öneririm.
Çocuklarımız cami içinde top oynarken, hep top dört bir tarafa çarptırılarak gürültü çıkarılıyordu. Ben bile topa hedef olacağımdan korkmuştum ki, en korkusuz olmamız gereken yer, Allahın evi olan camilerdir, inancımıza göre… Bu konunun yetkililerce tartışılması için bu yazımı yazdım. Biraz onlar da düşünsün, bana yapılanları…
Çünkü benim Kuran okuma hakkım, yani kul hakkım yenmiştir. Sonra Kuranımızda Allah, ‘benim yanıma kul hakkı yenmiş olarak gelmeyin, çünkü burada kul hakkını alacaktır, ben karışamam’ demektedir.
Bu suçu yalnız çocuklar işlemedi. Cami içinde çocukların top oynamasını savunanlar…
Mutlak adalet, mutlak huzur olan Allahın huzurunda olacaktır ahirette… Biraz da işi oraya bırakıyorum.
Saygılarımla…
Not- Bu öğrenciler 23 Nisan İlköğretim Okulumuzun öğrencileriymiş. Bu okulun öğretmenlerinden bu konuyu değerlendirerek, üzerinde çalışma yapmalarını bekliyorum… Çünkü eğitim her fırsatı kullanarak yapılmalıdır. Biraz da büyüğe saygı gösterme yönünde, çocuklarımızın değer hükümlerinde bence noksanlık var. Ben ‘82 yaşında emekli öğretmen’ olduğumu söylediğim halde ve Kuran okurken yanıbaşlarımda oynadılar gürültü içinde. Çünkü top bir ayak vuruşu, bir de karşıda bir yere çarpmasıyla gürültü çıkarıyordu. Ayrıca bana da gelir diye beni korkutuyordu.
İşte ben, büyüğe saygılı ve korkusuz yaşanan bir dünya istediğimi anlatmak amacıyla bu yazımı yazdım. Belki anlayan olur diye… Ben affettim ama, bir de ‘düzelelim isteğim’ bütün bunları yazdırdı bana. Çünkü, konuşulmayanlar çözüme kavuşamaz hiç...


