• 25 March 2025, Tuesday 8:19
MustafaKÜPÇÜ

Mustafa KÜPÇÜ

Ruhsal denge...

Normal bir insan, “ruh ve beden” sağlığı ile yaşamını sürdürebilir.

Bilim insanlarının yüzyıllar boyu süren “araştırmaları” gösteriyor ki;

ruhsal hastalıkların en büyük nedeni, insanın akıl ve yetenek eksiklikleridir!”

Tek tanrılı dinlerin kutsal kitaplarında ve özellikle “Kur’an’da” insanın “aklı aşan ihtiraslarını” engellemesi istenir.

Ancak, insanoğlu Yaradan’ın verdiği en büyük hazinesi olan “Ruhsal dengesini” kaybedebilir.

Elbette, bunun nedenleri vardır.

Sağlıklı ve dengeli beslenememek, mutlu bir aile yaşamından

yoksun kalmak ve en önemlisi “insana yakışır bir eğitim” olanağından yoksun kalmak.

İnsan aklı bu olanaktan yoksun kalırsa, ruhsal dengesini yitirir ve hem kendisi, hem ailesi hem de toplum için sorun olur.

Ruhsal hastalıklar çocukluk yıllarındaki eksikler ve yanlışlarla oluşur.

Babasından dayak yiyerek büyüyen çocukla, ailesi içinde “eşit birey” olarak yaşayan bir çocuğun “ruhsal dengesi” aynı olabilir mi?

İnsanı, “normal ve doğal bir insan” olmaktan çıkaran nedenlerde bu ve benzeri temel tercihler vardır.

Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki; dayakla ve baskıyla büyüyen çocuk, aynı kültürel kimliğe bürünüyor!

Yetişkinliğinde “ihtirası yüksek, kindar ve saplantılı” bir insan olabiliyor.

Eski “Yeşilçam filmlerinde” sık görülür; “baba baskısı ve dayakla büyüyen insan, despot ve öç alıcı bir vahşiye dönüşür!

Sevdiği kız zengin bir erkeği tercih edip onu terk ederse, “her yol mübah” der, ihtirası tavan yapar, yasadışı yollardan zengin olur, insan canına kıyar, bu güçlü kimliği ile sevdiği kızın karşısına çıkar!

Pek çoğumuza basit gibi görünse de, “eğitim ve kültürel” düzeyde geri kalmış kişi ve toplumlarda çok yaşanan bir gerçektir!

İlginç olan şu ki; bu ve benzeri ruhsal sorunların en çok yaşandığı alanlardan biri “siyaset arenasıdır!”

Bu konuda bilimsel araştırmalar ve sorunların kaynağı üzerine “bilimsel bulgular” var.

Yaşamının yarısını “toplumsal ve siyasal mücadeleye” vermiş, bu nedenle “maddi-manevi” bedel ödemiş bir kişi olarak somut gözlemlerim ve “varsayımlarım” var.

Toplumun büyük kesiminin “siyasi tarih” ve “inanç değerleri” hakkında, “yanlış ve yalanlarla beslendiği bir toplumda” gerçekten yaşadığı ülke ve vatandaşlarının mutluluğu için emek verecek “düzgün ve doğru” insanlara sahip olabilmesi zordur!

Böyle bir ülkede, siyaseti “maddi çıkarları” için ya da, “ideolojik amaçları” için kullanan, bu nedenle “her yol meşru” diyebilen kişiler egemen olabilir.

Siyasi iktidar, özellikle “yeteneksiz ve kirli hesaplara sahip” olanlar için vazgeçilmez bir sığınaktır.

Bu düzende “siyasetçi pazarları” geçerlidir!

Delegeleri besleyen ya da siyasal lidere yakın olan amacına ulaşır!

Ve, bütün mesele “siyasal iktidarı her koşulda sürdürebilmektir!

Bu nedenledir ki, böyle bir ülkede ANAYASA üzerine edilen yeminlerin de, seçimlerde “halkın iradesine saygı” da bir masaldır!

Bir de “panik bozukluk” hastalığı var!

Ekonomik ya da siyasal yaşamda, kaybetme kaygısı sonucu “bedensel ve ruhsal sarsıntılar” yaşanabilir. Bu, ihtirası yüksek kişilerde “panik” bozukluğa ve kendisine de ülkeye de büyük zararlar verecek “mantık dışı yanlışlara” neden olur!

Oynadığı oyunda başarısız olan çocuk misali “hırçınlaştırır ve her türlü kirli oyunlara sürükler” kimilerini.

“Siyaset Bilimi” üzerine uzun yıllardır emek veren bir kişi olarak, hemen altını çizmeliyim ki; bu kirli düzen toplumun büyük çoğunluğunun “işsizlik, geçim sıkıntısı ve eğitimsizlik” içinde tutsak olduğu ülkelerde yaşanır.

Hitler ve Mussolini, bu ruhsal hastalığın örnekleridir.

Son örnek de ABD başkanı Trump olmalı!

Kuşkum yok, tarihsel süreç, tüm “ihtirası aklını aşan” despotlar gibi, O’na da hak ettiği bedeli ödetecektir!

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Site en altı
yukarı çık