

Hayata Dair / Fikret ÇOBAN
Bizde tarih, kuru bilgiye dayanıyor ve okunacak o kadar çok bilgi olunca bazen düz geçiliyor, aynı olaylar devam edip durduğundan sıkıcı hal alıyor ve önemini yitiriyor. Çünkü büyük çoğunluğumuz Şehzade Mustafa'nın, babası Kanuni tarafından öldürüldüğünü, 461 yıl sonra bir dizi filminden öğrendik.
Bu öldürme olayının izlendiği bölümden sonra insanlar Şehzade Mustafa'nın türbesine akın etmişler. Bursa'da Hasan Köz adındaki vatandaş Kanuni ve Hürrem Sultan hakkında, "azmettirerek adam boğdurma" suçlarından dolayı Bursa Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmuş. Gazetelerden okuduğumuz habere göre adı geçen vatandaş, "Çok etkilendim, Şehzade Mustafa'nın itibarının iade edilmesini ve Kanuni Sultan Süleyman'ın padişahlığının geri alınmasını istiyorum'' diye görüş belirtmiş.
Bildiğimiz 61 padişah oğlundan 22’si taht kavgası ve devlete isyan etmekten dolayı boğdurularak öldürüldü. Hanedan soyunun kanını akıtmak günah olduğu için bu yol seçilmiştir. İstisna ise, III.Selim'in öldürülmesi olmuştur. III. Selim aynı zamanda iyi bir müzisyendir. Elindeki neyle cellatlara fazla direnince ,hançerlenerek öldürülmüştür ve kanı akıtılmıştır.
Muhteşem Yüzyıl dizisinde izlediğimiz Şehzade Mustafa'nın öldürülmesi olayının gerçeğinden sonra en ilginç tespiti, dönemin Avusturya elçisi Busbecg şu sözlerle yapmıştır:
''Türk padişahlarının oğlu olmak büyük bir talihsizlik demekti. Çünkü bunlardan birisi tahta çıkınca diğerleri ölüme hazır olmalıydı.''
Tarihi kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre Osmanlı hükümdarı Fatih Sultan Mehmet, çıkardığı "Osmanlı’nın ilk anayasası" olarak da kabul edilen "Kanunname" ile hukuki, idari ve mali konularda düzenlemeler getirmekle birlikte, aynı zamanda iktidar için kardeş katlini meşrulaştıran bir uygulamanın da önünü açmıştır:
"Ve her kimesneye evladımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizâm-ı alem içün katletmek münasiptir. Ulemanın çoğunluğu da onaylamıştır. Onunla amel edeler."
Ancak Osmanlı’da aile içi infazlar Fatih‘le birlikte başlamaz. Ondan önce de buna benzer infazlar olmuştur. Kanunname ile sadece bu aile içi infazlar meşrulaşmıştır. ‘Osman Bey’in, Osmanlı Beyliğini kurarken bile, amcası Dündar Beyi öldürttüğünü yazılı kaynaklardan biliyoruz.
Önemli bir tarih olayının bir film sayesinde tekrar gündeme gelmesi, tartışılıyor olması sanatın gücünü göstermesi açısından önemlidir. Tarih unutturur belki, düz metin kalabalığına koyar belki, ama sanat duyguları harekete geçirir. Bu açıdan bakarsak, sanatın gücü çağı aşmasındadır. Sınır tanımamasındadır. Onun için sanat devrimcidir ve dönüştürücüdür diyoruz.
Şehzade Mustafa'yı neden çok sevdik?
Belki de o, tarihimizde aradığımız en temiz yüzlerden biriydi. Kendimize yakın görebileceğimiz, insan yanı güçlü bir şahsiyetti.
Her türlü entrikaya, dışlanmaya, Manisa Sancağı’ndan uzaklaştırılmış olmasına karşın babasına – hünkârına karşı saygıda kusur etmemiş, sonuna kadar güvenini sürdürmüş bir şehzadeydi. Kendisini sona götüren bu yola çıkmaması için onu ikna etmek isteyen o kadar çok insan vardı ki, ama o babasına olan bağlılığından dolayı hayatını ölümle sınamak istedi ve öyle de oldu.
O sahneyi izleyen herkes, yakın tarihimizi de düşünerek, entirikayla, faili meçhulle, iktidar kavgasıyla ne kadar insan kaybettiğimizi düşünerek, ortak bir değerimizi yitirmiş gibi üzüldük. Kızımın, ‘neden dilsizlere boğdurdular’ diye sormasını açıklayamadım bile. ‘Feryatları, inlemeleri duymasınlar ondan’ diyemedim. Demek ki tarih bize bazen bu yakınlaşmayı sağlayabiliyor. İyi bir devlet adamı arayışı, düzgün bir siyasetçi arayışı özlemi bize bu ortak duyguları yaşattı.
Demlenmiş Sözler...
Adımın linç edildiği akşamlar
yalnız o kuşlar
su taşıdı yaralarıma!
Hicri İZGÖREN


