Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Ayvalık, Eyüboğlu Ailesi ve Köy Enstitüleri İmecesi

Reklam

Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ / kekocabas@gmail.com

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) Balıkesir Şubesi, yaklaşık on yıldır her Mayıs ayında körfez belediyeleri ile ortaklaşarak buluşmalar düzenliyor. Bu yıl da 23-24 Mayıs 2015 tarihlerinde "Köy Enstitülerinin 75. Kuruluş Yıldönümünde Büyük Buluşma Ayvalık’ta" çağrısıyla enstitülüler ailesine  davette bulundular. Şubelerimizin, Köy Enstitülü, Öğretmen Okullu, Anadolu Öğretmen Liseli arkadaşlarımızın, büyüklerimizin ve dostlarımızın katıldığı bu buluşmalar; çok önemli kültürel paylaşımlar, müzikli, halk oyunlu yemek imecesi, gezi ve söyleşilerle taçlandırılıyor. Bu yıl da böyle bir aydınlık buluşma oldu ve etkinliğe katılan 300-400 kişi buluşma sonunda zenginleşerek sevgiyle  Ayvalık’tan ayrıldı. Ayvalık buluşmasını düzenleyen arkadaşlarımız 23 Mayıs 2015 Cumartesi günü saat 14’te İsmet İnönü Kültür Merkezinde "Sanat Eğitimi ve Önemi" başlıklı bir tema ile panel düzenlemişlerdi. Panel öncesi YKKED-Lüleburgaz şubemizin "Mandolin Topluluğu", günün anlamına uygun, görkemli bir konser vererek etkinliğe başlattı. Panelde konuşmacı olarak Eyüboğlu ailesinin kültürel mirasını onurla taşıyan ve kayınpederi Bedri Rahmi tarafından "Gelinaki" olarak çağrılan, dostumuz Hughette Eyüboğlu, Prof. Dr. Hatice Bengisu, Doç. Dr. Haluk Erdem ve YKKED-Genel Başkanı olarak ben de panelde konuşmacıydım. Hughette Eyüboğlu eğitimde, yaşamda sanatın önemini, Hatice Bengisu Köy Enstitülü ressamları, Haluk Erdem ise Köy Enstitüleri, Anadolu’daki antik ören yerleri ve enstitülerinin ulusaldan evrensele eğitim felsefesini katılımcılarla paylaştı.

Panelde Eyüboğlu ailesi üzerinden Köy Enstitülerini anlattım. Eyüboğlu, ailesinin enstitülerle ilişkisini: Bedri Rahmi Eyüboğlu 1947 yılında Ülkü dergisine yazdığı yazıda,  "Enstitülerde üç tane kardeşim var. Biri toprağın dilinden anlar (Mustafa), biri yapıdan (Mualla), biri de dilden ve halden (Sabahattin). Enstitülerin temeli atıldığı günden beri bu üç kardeş nöbetleşe bana, bu yuvalardan sıcağı sıcağına haber taşıdılar. Hem de ne güzel haberler!" diyerek aktarır.

Eyüboğlu ailesi, dört ferdiyle Yücel’in ve Tonguç’un yakın dostları, çalışma arkadaşları olarak Köy Enstitüleri imecesinde onurla yer alırlar. Ailenin büyüğü ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü Batı Edebiyatı Öğretmeni Sabahattin Eyüboğlu (1908 - 13 Ocak 1973), sayısız makale, 59 çeviri eser, 11 telif eser ve 11 belgesel film ile aydınlanma ve kültür dünyamızın çok değerli bir ismidir. 17 Nisan Köy Enstitülerinin kuruluş günüyle ilgili olarak "17 Nisan, kısa bir süre için de olsa, coşkun bir imecede el ele vermenin sevincini tatmış insanların bayramıdır… Neydi o mutlu, o mutlu günlerde, yediklerini hak eden, aldıklarının çoğunu veren, emeklerinin boşa ve sömürücüye gitmediğini gören gençlerin elleriyle yeşerttikleri topraklar üstünde kutladıkları 17 Nisan’lar… Bilenlere selam olsun !" diyerek 17 Nisan’ı selamlar.  Sabahattin Eyüboğlu Köy Enstitüleri kapatıldıktan sonra  duygularını, yaşananları, üzüntülerini dizelere, "Diri diri yeller estikçe / Bir güler yüz / Bir çift anlayışlı göz / Şevk doldururdu içimize / Bir acayip tadı vardı dağların, yıldızların / Bir rahatlık inerdi akşamları / Kırık dökük taşların / Yarım yamalak işlerin üstüne. / Ama bakma böyle konuştuğuma / Umutlarım yine umut / Kadir kıymet bilinmezmiş bilinmesin / Kara leke silinmezmiş silinmesin / Bizden memleketi sevmek / Üst yanına boş vermek gerek" şeklinde aktarır.

Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü çıkışlı şair, yazar Mehmet Başaran o günleri ve heyecanı;"Ankara-Kırıkkale trenini heyecanla beklerdik… Akşam üzeri gelir, bize göre ülkemizin en değerli, en sevilen insanlarını bize bırakırdı Hasanoğlan durağına. Kapılar açılır, omuzları heybeli Hasanoğlan köylüleriyle birlikte Tonguç inerdi, Sabahattin Eyuboğlu inerdi, Vedat Günyol, Saffet Korkut inerdi aydınlık yüzleriyle" şeklinde aktarır. Sabahattin Eyüboğlu 1940’lı yılların aydınlanma yürüyüşünün kahramanları için "İsmail Hakkı Tonguç batılı olduğu kadar yerliydi. Kafasında kurduğu yapının planı batılı, taşı-toprağı yerliydi. İzlediği eğitimciler Batılı, özlediği aydın insanlar yerliydi. Köy ve enstitü kelimelerinin yan yana gelmesi bundandır. Hasan Ali Yücel, bir kişinin atacağı dev adımlardan çok, binlerin atacağı insan adımlarıydı onun özlemi" ifadeleriyle dostlarını anlatır. 1946-1950 arası sağcı politikalara açılan bir CHP iktidarı vardır. Köy Enstitülerinde gerileme başlamış, Yücel, Tonguç görevden alınmış, Devrimci Cumhuriyet arayışından vazgeçilmiştir. Sabahattin Eyüboğlu bir yazısında, "… Köy Enstitüleri elbette ortanın solunda bir eylemdi, onları yıkanlar da elbette ortanın sağındaydılar. O yıllarda CHP iktidarda olduğuna göre, demek CHP ortanın hem solunda, hem sağında, ya da bir sağında bir solundaydı. İşte CHP ile birlikte Köy Enstitülerin başını yiyen bu ikilik oldu. Ortanın sağındakiler Celal Bayar ile birlikte CHP’den ayrılmış olsaydılar, CHP kendine gelmek, yani ortanın solunda diretmek için bunca yenilgilere uğramak zorunda kalmazdı…" diyerek CHP’nin sağa açılım politikalarını sorgular.

Tonguç, yakın dostu Sabahattin Eyüboğlu’na 18.12.1959 tarihli mektubunda, "Dizginleri softaya kaptırmış durumdayız. Hem de Cumhuriyet döneminde sözde çağdaş okullarda yetiştirilmiş softalara. Dirilerden değil ölülerden imdat umuyoruz. Ölülere sarılmak için tören üstüne tören düzenliyoruz. Kötüler misin ileri, etkinci okulu, kirletir misin okuyan, düşünmeye çalışan, yazan, tartışan gençleri! Sonuç böyle belirir işte. Anadolu’da gönlümü yatırabildiğim insan tipi, makine ve motor kullanan insanlar oldu. Gelecek günler hesabına bunlardan bir şeyler umulabilir. Ah bu tür insanın edebiyatını, sinemasını, resmini, yontusunu, müziğini yapabilsek" diyerek düşlerini, umutlarını yazar. Sabahattin Eyüboğlu yıllar sonra enstitüler ve geleceğin enstitüleri için "… Şimdi artık Köy Enstitülerinin yukarıdan aşağıya değil, aşağıdan yukarıya  bir güçle kurulmasını istemeli, özlemeliyiz…" diyerek düşüncelerini  dile getirir.

Eyüboğlu ailesinin enstitüler imecesinde yoğun bir şekilde yer aldığını sıcacık mektupların yer aldığı  "Kardeş Mektupları" kitabında görebiliyoruz. Sabahattin Eyüboğlu’nun kardeşi Bedri’ye yazdığı mektupta "Bedri’m, Hakkı Bey Hasanoğlan Köy Enstitüsü yönetim binasındaki iki büyük panoya resim yaptırmak istiyor. Bu resimler Köy Enstitülerinin destanı niteliğinde olacak. Sana salonun planını ve panoların boyutlarını Mualla’ya yaptırıp göndereceğim… Ben Hasanoğlan’da derse başladım. Haftada bir gün, bir gece orada kalıyorum. Şimdiye kadar yaptığım işlerin en güzelini yaptığımı sanıyorum. Temiz ve gürbüz bir coşku içindeyim…"  ifadeleriyle Tonguç ve Hasanoğlan’ı anlatır. Sabahattin Eyüboğlu bir başka mektubunda "Canım Kardeşim, Mualla’yı Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün yüksek kısmına yerleştirip geldim. Olgun ve pürüzsüz bir sevinç içindeyim" diyerek yazar. 10 Ağustos 1947 tarihinde yazdığı mektupta ise olağanüstü bir dil anlatımı ve sevgiyle  "Canım Kardeşim, Küskün aşıklar gibi beklediğim mektubun nihayet geldi. Bir yandan okudum, bir yandan seni öptüm ve sonra gökyüzüne feri iki misli artmış gözlerle baktım…" ifadeleriyle mektupla iletişimin en güzel örneklerini bize taşır. Sabahattin Eyüboğlu 24 Haziran 1960 tarihinde Tonguç’un vefatı üzerine Köy Enstitülüleri toplar ve "Tonguç’a Kitap" hazırlığına başlar. Bir süre sonra da onun önderliğinde on yıl, 112 sayı  çıkacak olan İmece dergisi yayın hayatına başlar. İmece ekibinden arkadaşlarını, "Canım Kardeşim Engin ve Dursun Kut, Sizlere ve bütün imececi dostlara  Ankara karpuzu kadar köklü sevgilerimi, dileklerimi ve güvenlerimi yollarım" ifadeleriyle selamlar.

Pazarören, Pulur, Ortaklar Köy Enstitüsünün mimarlığını üstlenen Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü yapı kolu öğretmeni Mualla Eyüboğlu o yıllarla ilgili, "Hiç unutmam, Tonguç’la Pazarören Köy Enstitüsüne giderken hava kararmıştı. Etrafta hiç ışık yok, zifir gibi her yer… Kırk yılda bir araba geçer yanımızdan. Derken Pazarören ışıl ışıl bir karşımıza çıktı ki, ikimiz de gözyaşlarımızı tutamadık. Öyle ihtişamlı gözükmüştü gözümüze kurduğumuz enstitü…" diyerek emeğini selamlar. Mualla Eyüboğlu’nun yine babasına yazdığı bir mektupta "… Babacığım, enstitü müdürüyle Hasankale ve Aşkale köylerini gezdik. Halis Türk köylerini görmek burada mümkün oldu. Köylerimiz de şehirlerimiz de öyle büyük tezatlarla dolu ki. Bir evde kuzu dolması, diğerinde yalnızca karpuz kabuğu yeniliyor. Köylüler Orta Anadolu köylerine göre çok çok misafirperver. Köye 7 km yürüyerek çıktık… Evin sahibi bana soruyor: "Kumam olun mu? Bütün işlerini ben görürüm. Sen  keşki köşede otur… Köylerden kalan intiba: sefalet, cehalet, harp korkusu, hükümet korkusu… Biz yolcu, onlar hancı…" diyerek Anadolu gözlemlerini yazar. Mualla Eyüboğlu’nun Köy Enstitülerindeki idealizmle yüklü çabaları 1947 yılında Ortaklar’da yaşadığı zehirli sıtma nedeniyle noktalanır.

Köy Enstitülerinin 75. kuruluş yıldönümünün son Ayvalık toplantısında özellikle Eyüboğlu ailesinin enstitü imecesindeki emeğini selamlamak istedim. YKKED-Balıkesir şubemizin  çalışkan başkanı arkadaşımız-dostumuz Mualla Orman ve çalışma arkadaşlarına sevgiyle...

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!