

Mehmet SARI - Emekli İlköğretim Müfettişi
Hanginiz, Et Balık Kurumu’nu tekrar kuracaksınız? Tekrar süt ve yem fabrikalarını devlet eliyle hayata geçirebilir misiniz?
Çiftçi, üretimini bugün aracı düzenine teslim etmiş durumdadır. Bu düzende, kazanan ne üretici ne de tüketicidir. Esas kazanan üretici ile tüketici dışında aracılık yapanlardır, ticaret yapanlardır.
Et Balık Kurumu olsa; çiftçinin, üreticinin ürettiğini satacağı, vereceği bir yer olmuş olur. Şimdi bu olmadığı için, üretici tüccarın eline mecburen düşüyor. Tüccar da üreticinin malını düşük fiyata ve vadeli alıyor. Kazanan tüccar oluyor.
Ayrıca hayvan yemini özel fabrikalar üretiyor. İstediği fiyata satıyor. Hayvan besicileri bu nedenden az para kazanıyor. Bunu devlet veya kooperatifler üretse idi fiyatı bu kadar aşırı olmazdı, dengeli olurdu.
Gene tarımda girdi olan suni gübre, ilaç ve hormonların her yıl fiyatları artıyorken, üretilen ürünlerin fiyatları girdi fiyatları kadar artmıyor. Bugün bunu dengeleyen politikalar da yok.
İşte bu olumsuzluk nedeniyle, pahalı yem, hayvancılık yapmamızı engelliyor. Bir de, Atatürk’ün kurduğu Et Balık Kurumu ile süt ve yem fabrikaları yok olmuş ki çiftçi tüccarın insafına bırakılmış halde…
Sonra, çiftçiye desteğin yeterli olmamasından, samanı ve kurbanlık hayvanları dışarıdan alır olmuşuz. Ayrıca eti dışarıdan alır durumdayız.
Bir de iç pazarımızın kapılarını, dış tarım ürünlerinin çoğuna açmışız. Böylece çiftçimizin boğazını bunlara sıktırıyoruz. Gene, Avrupa Gümrük Anlaşması ile mallarımıza kotalar koydurmuşuz. Elimiz kolumuz bağlanmış.
İşte bu iki husus, bizim çiftçimize zarar verdiriyor. "Bunları değiştirelim ve dur diyelim" diyen maalesef yok. Ha, bundan sonra bizim parti yapacak, düzeltecek diyen varsa, seçime kadar açıklasınlar ki biz çiftçiler bilelim. Kimin elimizden tutacağını anlayalım. Çünkü ülkemizde yetişen birçok tarım ürünü bugün aşırı fiyatla satılıyor. Bu durum da, tüketicinin yeterli gıda ürünü alıp yiyememesine neden oluyor.
Böylece insanlarımız iyi beslenemiyor. Böylece iyi beslenemeyen vücutlar çabuk hastalanıyor. Hastahaneler hastalarla doluyor. Bu nedenle aşırı ilaç tüketiyoruz. Paramızı yabancı şirketlere daha çok yediriyoruz. Bu yüzden, satıcı değil alıcı ülke oluyoruz.
Bunun için çiftçiyi kalkındıracak başta kooperatifçiliktir.
Yabancı tarım ürünlerinin serbestçe ülkemize girmesi önlenmelidir. Bir de tarım ürünlerinin pazarlanmasında, aracı düzenin yerine kooperatifler eliyle pazarlamaya geçilmelidir.
İşte, seçime giderken çiftçi sorunları için belirttiğim hususları partilerimizin bilgisine sunuyorum. Onların görüşlerini bilmek ihtiyacı duyuyorum. Bize umut aşılamalarını bekliyorum. Üreticiye Atatürk gibi destek olunmasını arzuluyorum. Böylece, üreten ekonomiye geçmeliyiz ülkemizde…


