

Dursun GİRGİN
Dostlarım merhaba …
Taşıma suyla değirmen dönmez. Bugün birçok parti başkanları meydanlarda atıp tutuyor, hepsi de inanın taşıma suyla değirmen taşını çevirmeye çalışıyorlar. Oysa bu ülkenin birçok yeraltı ve yerüstü kaynakları var. Tek bir siyasi parti hariç, hiç bu kaynaklardan söz dahi eden yok. Peki neden bu böyle oluyor?
Çünkü çoğu ABD’ye göbekten bağlı, dolayısıyla herkes, "aman ABD’nin çıkarlarına dokunmayalım, aman AB’nin çıkarlarına dokunmayalım" diye diye yıllardır bu cennet vatanımızı varlık içinde yokluğa mahkum etmişlerdir ve halâ bu mantıkla hareket ediyorlar.
Kimisi "asgari ücreti şundan fazla yapamazsınız" diyor; kimi de, "hadi canım sen de, kaynak var da biz mi vermiyoruz" diyerek aklı sıra halâ ülkemizin yeraltı ve yerüstü kaynaklarından habersiz olarak yaşayan bazı zavallılar sayesinde bir de Ali Cengiz oyunlarıyla milletimizi halâ kandırıyorlar.
Neymiş efendim, 2023’te Cumhuriyet kurulalı tam yüz sene olacakmış ve Avrupa’nın koyduğu kota kalkacakmış. İşte ondan sonra da yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı faaliyete geçirebilecekmişiz.
Ne diyorsun sen be gafil; sen bu milleti salak mı sanıyorsun? Yok böyle bir şey, çünkü Mustafa Kemal Atatürk Lozan antlaşmasıyla ülkemizin tüm yeraltı ve yerüstü kaynaklarının da tapusunu almıştır ve bunun da adı Bağımsız Türkiye olmuştur, ta ki Sevr Antlaşmasına kadar. Peki Sevr’i kim devreye koydu? Başta ABD ve onun yandaşları. Peki Sevr’in amacı nedir? Büyük balığın küçük balığı yutması.
İşte, yıllardır bu milleti böyle abuk sabuk konularla meşgul ederek adeta milletimiz köleleştirildi. Bugün bu ülkede yüzlerce maden türü var ama kaymağını kimler yiyor derseniz, elbette uyanık ülkeler. Peki biz ne mi yapıyoruz, halâ elimizi koynumuza koymuş zavallı zavallı düşünüyoruz. Yazık hem de çok yazık. Bir türlü şöyle silkinip de kendimize gelemiyoruz.
Neymiş efendim, ABD müsaade etmezmiş. Bu nasıl bir teslimiyetçilik! Kan dökerek, can vererek aldığımız şu cennet vatanımızı bir avuç kağıt parçasına sattık ve halâ daha satıyoruz. Yeraltı kaynaklarımızı biz çalıştıramıyoruz ama adamlar bu ülkenin altın, gümüş, petrol, krom, bakır, çinko gibi daha yüzlerce çeşit çeşit madenlerini harıl harıl çalıştırıp bizlere de % 2 sus payı verip halinize şükredin diyorlar. Ve bu gerçekleri de maalesef ne sağdan ne de soldan bilerek bu milletin hakkına değerlerine sahip çıkıyorlar.
İşte beni de bu kahrediyor. Ondan sonra da bazı dostlarımı dinlerken inanın üzülüyorum. Ellerine tutuşturmuşlar birer seçim vaadi, okuyorlar da okuyorlar, içi boş ve fos. Eh ne diyeyim ben, yüce Rabbim bu milleti içimizdeki beyinsizlerin şerrinden korusun.
Geçen gün, bir bankaya 290 TL borcum vardı, beni üç dört defa aradılar. Ben de dedim ki; "Bak kardeşim benim bir sanatım var, Mayıs içinde düğün sezonları başlayacak, ben bu rakamı bir kalemde yatırırım, şu anda gerçekten de çok zor durumdayım, lütfen bana zaman verin" dedim. Yok efendim sen misin bunu diyen, al sana icra. Eh bizim 290 TL ne oldu biliyor musunuz, tam 600 küsur olmuş. Avukatlık parası vesaire vesaire, gel de sen böyle bir ülkede, böyle bir faizci ve kapitalist sistemi eleştirme.
Evet dostlar; bugün ülkemizin içine düşmüş olduğu acziyet gerçekten de çok kötü. Geçen gün Sayın Davutoğlu İzmir’de sivil toplum örgütlerine adeta aba altından sopa gösteriyor. Baktılar gördüler bu millet artık zararlı ilaçları yutmuyor. Eh bu sefer de iş zorbalığa kaldı. Korkarım daha beteri olmaz da. Bu ülkede sırf koltuk uğruna, sırf saltanat uğruna şu güzelim cennet vatanımızı bataklığa sürüklemezler.
İnşallah tıpkı bir zamanlar iki Almanya arasındaki utanç duvarı gibi şu ülkedeki Sevr duvarı yıkılır da, bu milletin karnı doyar ve gerçekten de insan gibi yaşarız.
Eh başka ne yazayım, ne söyleyim, çok söz deliye anlatılır. İşte benden bu kadar. Bilemiyorum bir genel seçimi daha görebilir miyim, görsem de böyle fikir beyan edebilir miyim kim bilir? Onun için zaman çok önemli dostlar, hele hele konuşman gereken yerde susarsan, yazman gereken yerde yazmazsan o zaman da vatandaşlık görevini yapmamış olursun, ki bu da çok yanlış bir şey.
Değerli dostlar; tabii ki bugün bazı sevinilecek olaylar da olmuyor değil. En azından bu ülkede kaynak sorunu olmadığının farkına vardık. Sağ olsun bu gerçekleri bizlere gösterenlere, binlerce teşekkürler.
Evet dostlar; bu ülke hepimizin. O nedenle seçime giren tüm partiler bizim vatandaşımız. Barış içinde dostça bir seçim olması dileğimle.
Hoşça kalın, dostça kalın, selam ve dua ile …


