
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün (DSİ), Dalaman Çayı üzerindeki Akköprü Barajı’ndan Milas–Bodrum hattı için Muğla Büyükşehir Belediyesi MUSKİ tarafından talep edilen içme ve kullanma suyu tahsisini reddetmesi kamuoyunda tepkilere neden oldu. Özellikle yaz aylarında su sıkıntısının derinleştiği Milas ve Bodrum’da, karara yönelik itirazlar giderek artıyor.
Kıyıkışlacık Mahallesi’nde yaz aylarında aylarca susuzlukla mücadele edildiğini hatırlatan İasos Mahalle Meclisi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, Milas Kent Konseyi Çevre ve Enerji Grubu Sözcüsü ve CHP Muğla İl Başkanlığı Çevre, Ekoloji ve İklim Değişikliği Komisyonu Üyesi Hülya Scobie, DSİ’nin kararına sert tepki gösterdi.
Scobie, Dalaman Çayı üzerindeki Akköprü Barajı’ndan Milas– Bodrum hattı için talep edilen yıllık 50 milyon metreküp içme ve kullanma suyu tahsisinin reddedilmesini “kabul edilemez” olarak nitelendirdi. DSİ tarafından Aydın’a Dalaman Çayı’ndan yıllık 220 milyon metreküp sulama suyu tahsisi yapılırken, Muğla’nın ve özellikle yaz aylarında nüfusu katlanarak artan Milas ve Bodrum’un en temel ihtiyacı olan içme suyuna “uygun değildir” denilmesinin bilimsel, vicdani ve kamusal yarar ilkeleriyle bağdaşmadığını ifade etti.
DSİ’nin karar gerekçeleri arasında mevcut HES’lerin ihtiyacını, Akköprü Barajı’nın özelleştirme sürecini ve balık üretim firmalarının olası hak kayıplarını öne çıkarmasını eleştiren Scobie, bu yaklaşımın kamunun asli görevi olan içme suyuna erişim hakkını özel şirketlerin ticari çıkarlarının gerisine ittiğini savundu.
DSİ’nin kendi mevzuatına göre içme ve kullanma suyu tahsisinin tüm diğer kullanımların önünde olduğuna dikkat çeken Scobie, Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği’ne göre içme suyu rezervuarlarında balık yetiştiriciliğinin açıkça yasaklandığını hatırlattı. Buna rağmen Dalaman Çayı gibi bir yüzey suyu üzerinde yoğun balık üretimine izin verilmesinin ciddi bir çelişki yarattığını belirtti.
İklim krizinin artık öngörü değil, yaşanan bir gerçek olduğuna vurgu yapan Scobie, su stresi altındaki Muğla’da içme suyu ihtiyacının hâlâ bütüncül bir planlamayla ele alınmamasının ciddi bir yönetim ve planlama eksikliğine işaret ettiğini söyledi. Bu eksikliğin bedelini ise yaz aylarında musluklarından günlerce su akmayan yurttaşların ödediğini dile getirdi.
Anayasa’nın güvence altına aldığı yaşam hakkı ve sağlıklı çevrede yaşama hakkının içme suyuna erişim olmadan düşünülemeyeceğini vurgulayan Scobie, alınan kararın yalnızca teknik değil, anayasal ve vicdani bir sorun yarattığını ifade etti.
DSİ’nin bu kararıyla Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ’nin zor durumda bırakıldığını belirten Scobie, kamu eliyle yönetilmesi gereken su krizinin yerel yönetimlerin sırtına yüklendiğini söyledi. Muğla halkının talebinin net olduğunu dile getiren Scobie, “Kendi topraklarımızdaki, kendi havzamızdaki suyu istiyoruz” dedi.
Havzalar arası su transferine ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararlarını da hatırlatan Scobie, Dalaman’dan Aydın’a su verilebiliyorsa, öncelikle Dalaman Havzası içindeki yerleşimlerin içme suyu ihtiyacının eksiksiz karşılanması gerektiğini vurguladı.
Scobie açıklamasını “Su ticari bir meta değil, yaşamsal bir haktır. Suyumuzu istiyoruz” sözleriyle tamamladı.




