
Kararın, özellikle Aydın–Muğla–Denizli Bütünleşik Kıyı Planları kapsamında yer alan 4. Bölge (Güllük Körfezi – Didim–Kuzey Milas) için büyük önem taşıdığı belirtildi.
“Yerel Mücadelenin Hukuki Zaferi”
İasos Mahalle Meclisi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Scobie, alınan kararla ilgili yaptığı açıklamada, 279 kişilik Kıyıkışlacık halkı olarak Danıştay’da görülen davada olumlu sonuç aldıklarını belirterek, bunun yerelden yükselen çevre mücadelesinin hukuki zeminde nasıl karşılık bulabileceğinin somut bir örneği olduğunu söyledi.
Scobie, “Kazanılan bu dava yalnızca bir bölgenin değil, tüm kıyılarımızın korunması adına muazzam bir kazanımdır” dedi.
6 Yıllık Hukuk Mücadelesi Zaferle Sonuçlandı
Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bizlerle birlikte dava açan Muğla Büyükşehir Belediyemize ve TMMOB’a, emeği geçen tüm uzmanlarımıza ve hukukçularımıza yürekten teşekkür ediyoruz.
Kıyıkışlacık halkının açtığı ve Danıştay 6. Daire’de görülen Esas No: 2021/1766 sayılı Aydın–Muğla–Denizli Bütünleşik Kıyı Planları – 4. Bölge (Didim–Kuzey Milas) davası zaferle sonuçlanmıştır.
Büyük bir özveriyle, onlarca uzmanın katkısıyla, gecemizi gündüzümüze katarak hazırladığımız 13 sayfalık dava dilekçemiz bu mücadelenin temel taşlarından biri olmuştur. Bilimsel ve hukuki gerekçelere dayanan dilekçemiz, kıyıların masa başında değil; bilim, hukuk ve kamu yararı temelinde planlanması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Bu dava, kıyı talanına karşı yerelden yükselen sesin ulusal ölçekte nasıl güçlü bir hukuki karşılık bulabileceğini göstermiştir.
Köylülerimizle omuz omuza vererek, 279 kişinin vekâlet vererek dahil olduğu bu davayı imece usulüyle topladığımız kaynakla açtık. Biz Kıyıkışlacık halkı olarak yalnızca muhatabı olduğumuz 4. Bölge için dava açabildik. Öte yandan Muğla Büyükşehir Belediyemiz ve TMMOB, tüm Muğla’yı kapsayan 7 bölge için de dava açtı. Danıştay’da görülen ve ‘çatı davası’ olarak nitelendirdiğimiz bu süreç; son derece teknik, kapsamlı ve çok boyutlu bir hukuk mücadelesiydi. Tam 6 yıl süren bu büyük mücadele, zaferle taçlandı.
“Karar Emsal Niteliğinde”
Bu karar, diğer davalar açısından da emsal niteliği taşımaktadır. Muğla’nın eşsiz kıyı şeridi, doğal koyları ve hassas ekosistemleri açısından hayati öneme sahip olan yürütmeyi durdurma kararı; kentte çevre ve yaşam hakkı mücadelesi yürüten tüm kesimler tarafından önemli bir kazanım olarak değerlendirilmektedir.
Verilen yürütmeyi durdurma kararıyla birlikte şu hususlar açık biçimde teyit edilmiştir:
- Bilimsel planlama yapılmadan kıyı alanları imara açılamaz.
- Stratejik çevresel değerlendirme süreçleri tamamlanmadan büyük ölçekli projeler hayata geçirilemez.
- Kıyılar, özel çıkarların değil; kamu yararının ve ekosistem bütünlüğünün konusu olmak zorundadır.
“Kıyılar Ortak Mirasımızdır”
Sürecin esastan iptal kararıyla sonuçlanması halinde; kıyı planlamasında daha koruyucu, daha şeffaf, koruma–kullanma dengesini gözeten ve kamu yararını esas alan yeni bir dönemin başlaması mümkün olacaktır. Bu karar, Muğla’da ve Türkiye genelinde doğa ve kıyı mücadelesinin hukuki zeminde güçlenerek süreceğinin en açık göstergesidir.
Ortak ve net talebimiz şudur:
Muğla kıyıları rant projeleriyle değil; bilimsel veriler, hukuk ve kamu yararı temelinde planlanmalıdır.
Bu, Muğla’nın zaferidir. Bu, kıyıların, doğanın ve kamusal hakkın zaferidir.
Tüm memleketimize hayırlı olsun. Çok mutluyuz, çok gururluyuz.”



It is great news!!! Bravo! It should apply to all coastal zones!!!