Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Reklam

SESSİZLİK BAŞARI MIDIR?

Reklam
ilkay kumtepe

Uzmanlar diyor ki; sınıfta sessizlik başarı demek değildir.

Eskiden beri genel bir kanı zardır; iyi öğretmenin sınıfı sessizdir. Öğretmen otoriter olduğu için çocukları disipline eder ve sınıfta herkes sessizce oturmuş öğretmeni dinlemektedir. İyi öğretmenin sınıfı zil çalınca yerine oturmuş ve dersine başlamıştır bile. Hele derste öyle bir düzen vardır ki sınıfta, kimse gereksiz konuşmaz. Hatta kimse konuşmaz. Soru sorulunca çekingen bir iki parmak görülür. Hep de aynı kişiler konuşur ve hep de bilenler konuşur. Öğretmen hep aynı kişilerin konuşmasından yakınır bazen de ama çocukların özgürce soru sormasına ortam hazırlamaz. Çünkü ne kadar sessiz olurlarsa o kadar iyi dinlerler dersi. Oysa derse aktif katılmayan öğrenci öğrenmez. Fiziken ordadır da zihnen değildir.

Ama herkes öyle başarılı sayıyor öğretmeni. Yönetim de veli de sınıfta sessizlik varsa öğretmen çocukları iyi kontrol ediyor diye düşünür. Sınıf yönetiminin sessizlikle alakalı olduğunu düşünürler ve öğretmen üzerinde de böyle bir baskı vardır.

Oysa çıt çıkmayan sınıfta ruh yoktur. Ruh olmayan yerde öğrenme olmaz. Sessizlik çocuğun bastırılması demektir. Çocuğun bastırılması bedensel ve duygusal regülasyonu zayıflatır. Kendine güven duygusunu ezer. Hata yapma cesaretini de azaltır.

Biz öğretmenler de sessiz ve örnek sınıflar oluşturmak için çeşitli yöntemler deneriz. Sınıfta davranış köşesi, yıldızlar, örnek öğrenciler, sınıfın en uslusu gibi. Ancak bunlar çocukta değersizlik hissi oluşturabilir. Değerinin davranışına bağlı olduğu hissine kapılacağı gibi kendini kontrol edemeyen hiç davranışları ile örnek tablosuna giremeyen için de mücadeleden vaz geçme zamanıdır ve belki de olmuyorsa daha fazla sorun çıkarırım anlayışı ile devam edebilir. Başarı sırasına girmiş örnek öğrencilerden intikam alma duygusu gelişebilir. Başarılı olana düşman olma gibi.

Uzun sürede bu çocuklar hep onaylanma gereği duyarlar. Birbirleriyle gereksiz rekabet etmeye, başkasını sürekli şikayet etmeye başlayan çocukların iç motivasyonları gelişmez. Oysa başarı için ve sağlıklı bir kişilik gelişimi için iç motivasyon çok gereklidir.

Ne yapmak gerekir dersek; tabi ki kalabalık ortamlarda kurallar olacak. çocuklar toplum yaşamını deneyimledikleri ortamda kuralları, her istediğini yapamamayı, başkalarının haklarını korumayı, özgürlüklerinin sınırlarını öğrenecekler. Ancak bunları öğrenirken hata yapma paylarını unutmamak gerekir. Hatalarının karşılığında sert ve hızlı müdahaleler, utandırma, korku gibi tavırlar onları risk almaktan korkan, utangaç, duygularını bastıran bireyler olmalarına neden olabilir.

Aslında Maarif Modeli’nin bize sunduğu iyi bir bakış açısı var ve bunu kullanmak gerekir. Çocuk merkezli bir yapıya geçmek gerekir sınıflarda. Bu kuralsız, sınırsız, düzensiz sınıflar demek değildir. Çocukların sürekli ürettiği, merak ettiği, sorumluluk duygusunu geliştirdiği, öğretmene bağlı olmadan öğrenme sürecini yürüttüğü, soru sormayı bırakmadığı sınıflar demektir.

Geleneksel yöntemler ve algılar kötü bir niyetle sürdürülmüyor tabi ki. Adı üstünde geleneksel ve böyle öğrendik böyle öğretiyoruz. Ancak alışılmış ve normalleşmiş yanlışlar bilinçsiz kötülüktür. İyi niyet sonuçları değiştirmiyor.

Bazen “Aferin” demek bile olumsuz bir sonuca hizmet edebilir. Aferin denilen eylemin sadece bu sözcüğü duymak için yapılması sonucunu doğurabilir. Sürekli Aferin alan onaylanma davranışına esir olurken alamayan ümidini kesip çaba sarf etmez. Üstelik başarı iç motivasyonla sağlanmadığı sürece “Aferin” yetersiz kalır.

Öğretmen olarak sessiz sınıflar ve düzen yerine kuvvetli iletişimin sağlandığı bağ kurulmuş sınıflar, sürekli alkışlanma isteği yerine uzun süreli gelişim ve başarıyı hedef alan öğrenciler yetiştirmeliyiz.

İLKAY KUMTEPE/22.02.2026

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?