Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Reklam

DEM Parti Milas İlçe 3. Olağan Genel Kurulu Yapıldı

DEM Parti Milas İlçe örgütü 3. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Milas Belediyesi Toplantı ve Düğün Salonu’nda yapılan genel kurulda; mevcut başkan Sedat Polat aday olmazken, Mehmet Hanefi Yılmaz yeni ilçe eşbaşkanı oldu. Genel Kurulda parti üyelerinin yanısıra Emek ve Demokrasi Güçlerinin üyeleri ve temsilcileri yer aldı.

Reklam
1

Genel Kurula CHP İlçe Başkanı Zühra Dönmez ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Sol Parti İlçe Başkanı Hüseyin Yorulmaz, TİP İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Zekai Türkmenoğlu, Yeşil Parti adına Mamo Polat, Milas 78’liler adına Nevzat Çağlar Tüfekçi katıldı. Genel Kurulda DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın da bulundu ve bir konuşma yaptı.

Genel Kurulda ilk olarak partinin il ve ilçe eş başkanları birer konuşma yaparak barış, dostluk ve kardeşlik mesajları verdi. Daha sonra Partinin İzmir Milletvekili İbrahim Akın söz aldı ve ülkenin içinde bulunduğu siyasi durumu, barış süreci görüşmelerindeki gelişmeler hakkında bilgi vererek, ABD’nin İran’a saldırısını eleştirdi. Konuşmasında şunları söyledi:

DEM PARTİ İZMİR MİLLETVEKİLİ İBRAHİM AKIN ŞUNLARI SÖYLEDİ:

Yaşadığımız sürecin halâ siyasi tutsaklığını yaşayan Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay, Osman Kavala, Ekrem İmamoğlu gibi bütün dostlarımızı buradan sevgiyle selamlıyorum. Hem dünyada hem ülkemizde olağanüstü dönemlerden geçiyoruz. Bir anlamda hukuk sistemimizin, dünyadaki ve Türkiye’deki sistemin ayaklar altına alındığı, kuralsızlığın egemen olduğu, güçlünün her türlü muktedirliği yapma cesareti gösterdiği bir haydutluk sisteminin neredeyse gerçekleştiği bir dönemden geçerken kongrelerimizi yapıyoruz. DEM Parti olarak hem yaşadığımız bu süreç karşısında ülkede ve dünyada barışı ve demokrasiyi savunan gerçek anlamda halkların kardeşliğini işaretleyen bir çalışmanın içindeyiz.

ABD SALDIRILARI

Öncelikle son iki gündür yaşadığımız durum hakkında bir şeyler söylemeden geçemeyeceğim. İran’a yönelik yapılan saldırılar, gerçekten Venezüella saldırısı ve Maduro’nun kaçırılması sonrası korkunç.  Bu şu anlama geliyor: İsrail’in ve Amerika’nın istediği yerde istediği hükümetleri devirebildiği, onları yok etme potansiyelini kendinde görebilen, uluslararası ve kendi hukukunu yok sayan, içeride ve dışarıda hiçbir hukuksal ilişkiyi kurmayan, daha çok tek adam rejimlerinin gerçekleştiği bir dönemden geçiyoruz. Biz İran Molla rejiminin yaptığı tüm kötülüklerin farkındayız. Yüzlerce insanın idam edilmesini, katledilmesini ve son bir ayda 25 bin insanın katledilmesini biliyoruz ama bu şu anlama gelmiyor: ABD,  İran rejimi karşısında uluslararası hukuku yok sayarak her şeyi yapabilir, bugün İran’a yarın Türkiye’ye, öbür gün başka bir ülkeye yapılabilecek bir saldırı bizim açımızdan kabul edilebilir bir şey değildir. Bu konudaki tutumumuz nettir; kimsenin yanında değiliz; ne Amerika’nın ne de İran’ın. Biz halkaların kardeşliğini, barış içinde demokratik bir ortamda yaşanmasını istiyoruz. Bu süreç böyle devam ederse üçüncü paylaşım savaşının da eşiğinde olduğumuzu ifade ediyoruz.

BARIŞ SÜRECİ

Biz yaklaşık 1,5 yıldır süreç başladığını, bu sürecin de etkisiyle Türkiye’de bir anlamda bu mevcut rejimin her türlü saldırısına maruz kalmış DEM Partili, HDP’li, eski yoldaşlarımızın ve tüm muhalefetin biliyoruz nasıl yaşadığını. Yeni bir dönem başladı. İktidarın anlayışını da anti demokratik uygulamalarına da biliyoruz. Ama uzatılan eli de tutmak, yapılan tartışmaların dışında kalmamak istiyoruz.  Bu süreç tüm olumsuzluklarına rağmen, beklentilerimizin gerçekleşmemesine rağmen, iktidarı kendi çıkarlarına göre plan program yapmasına rağmen, bizim açımızdan vazgeçilmez ve sürdürülmesi gereken bir süreç olduğunu ifade etmek istiyorum.

OTORİTER REJİM İNŞASI

Bu iktidarın 24 yıllık tarihsel döneminde, özellikle son 11 yıldır çok daha şiddetli bir şekilde, başta biz olmak üzere tüm muhalefete karşı neredeyse bir otoriter rejim inşasını sonuna kadar sürdürdüler. Burada da kuralsızlık sonuna kadar sürdü. Anayasayı tanımadılar. Uluslararası hukuku tanımadılar ve her türlü yetkiyi kullanmaya çalıştılar. 19 Mart’tan sonra da bize yapılanların benzerini CHP’ye yapmaya başladılar ve halâ yapıyorlar da. Bu şu anlama geliyor; kendi karşısında bulanan güçlere ben istediğimi yaparım mantığının, nasıl dünyada Amerika ve İsrail tarafından yapıldıysa, Türkiye tarafından da yapılabildiğini gösteren bir durum var. Dünyanın sistemi bir anlamda çökmüş durumda. Kapitalizm kendi kurallarını bile tanımaz hale gelmiş durumda. Evrensel hukuk ve insan hakları değerlerimiz yok edilmiş durumda. Uluslararası yeniden bir insanlık hukukunun ve toplumsal değerlerin yaratılması gibi bir sorunla karşı karşıyayız.

KÜRT SORUNU VE SAVAŞ HARCAMALARI

Komisyonda herkesin konuştuğu temel konu şuydu: Bu ülkede Kürt sorunu var. Kürt sorununun çözümüyle ilgili düşüncelerini söylediler. Sermaye grubundan tutun da bu işin muhatabı olan herkes; Kürt sorunu üzerinde kurdu cümlesini. Kürt sorunu çözülmeden mevcut sermayenin, mevcut birikimlerimizin, aynı zamanda dağılımlarımızın, açlığın, yoksulluğun, asgari ücretin çözülmesinin de mümkün olmadığı gözüküyor. Bu dönem içinde yapılan hesaplara göre Türkiye’nin yaklaşık 3 milyar dolar bütçesi var. On milyar dolarlık bir savaş harcaması olduğu tespiti yapıldığında, barış içinde yaşanması, iç savaşın bitmesinin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor.

O bakımdan bölgedeki savaş politikaları durdurulduğunda, bu ülkenin cennet gibi bir ülke olduğunu eğer sömür sistemi kaldırılırsa, paylaşım adaletli bir şekilde yapılırsa; bu ülkede yoksulluğun, fakirliğin olmayacağını, emeklinin 18-20 bin liralara mahkûm kalmayacağını söylüyoruz. O açıdan barış, sadece Kürtlerle mevcut devlet arasında bir sorun değil ya da PKK ile devlet arasında bir sorun değil; bu ülkenin halklarının temel sorunu olduğunu ifade etmek isterim. O bakımdan silahların susması çok önemli. Biz DEM Parti olarak, bütün sol-sosyalist ve devrimciler olarak zaten meselenin bir şiddet ekseninde çözülemeyeceğini, bunun da o bağlamda demokratik zemini güçlendireceğini biliyoruz.

CHP’YE DÖNÜK SALDIRILAR

CHP’ye dönük son zamanlarda yapılan saldırıları biliyoruz ve önümüzdeki dönemde bu baskıların daha fazla olacağını düşünüyoruz. Mevcut dönemde iki bakanın değişmesiyle bir seçim ortamına girdiğimizi, muhalefeti parçalamak için her türlü siyasal taktiklerin geliştirildiğini, bu taktikler içerisinde bize bir takım avantajlar sağlarken, öbür taraftan CHP’ye dönük saldırıların olabilme ihtimalini görüyoruz. Bu zaten şu anlama geliyor: 2019 yılından bu yana sürdürülen ortaklık, kent uzlaşısı çerçevesinde sürdürdüğümüz mücadeleyi dağıtmak üzerine kurulmuş bir siyasal iktidar planı olduğunu biz biliyoruz.

SEÇİMLER VE YENİ YÖNETİM

Konuşmalardan sonra seçimlere geçildi. Seçimlere tek listeyle gidildi. Mevcut Başkan Sedat Polat aday olmadı. Seçimler sonucunda Mehmet Hanefi Yılmaz; DEM Parti Milas ilçe örgütünün yeni başkanı oldu. Yönetim Kurulu asil üyeler: Berivan İşçi, Yunus Ertaş, Adile Görü, Lütfü Aydın, Berfin Deniz. Yedek Üyeler: Selim Akkuş, Gülfen Çetin, Ekrem Aladağ, Bülent Yılmaz.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?