Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Niyet Mi, Hata Mı (?) 

Reklam
şeytanın gör dediği

YAZIM KURALLARI I VE YAZIM KURALLARI II

Geçen köşemizde yayınlamıştık. Yazım kuralları ihlallerini bundan sonra ele almayacağız. Buradan kural hataları yapılmadığı sonucu çıkarılmasın. Hataların katmerlisi yapılmıştır. Bu münzevi hâl alan kronik vakaların her birini düzeltmeye kalkmak beni bir tekrara vardıracağını düşündüm. Yazım hataları konusunda hiçte cimri davranılmamış olması bende yazıyı “daraltma” düşüncesine yol açtı. Bu mecrada esasa ilişkin eleştirilerime aynen devam edeceğim.

İlk olarak Latin Alfabesi meselesine bakalım.

‘Milaslı Dr. İsmail Hakkı Bey (…) II. Meşrutiyet döneminde, Arap alfabesinin Türkçe için yeterli gelmediği düşüncesiyle yeni bir alfabe oluşturulması çalışmalarına öncülük etmiştir. Bu amaçla İstanbul’da ‘Teceddüt’ adında bir de gazete yayınlamış ve yeni yazı düşüncesini yaymaya çalışmıştır.’  (MİTSO SAYI 48 SAYFA 61)

“Yeni bir alfabe oluşturulması (…) yeni yazı düşüncesini yaymaya çalışmıştır.”

İsmail Hakkı Bey’e münasip görülen bu yeni yazı yeni olmayıp daha önce keşfedilmiş olanın mükerrer keşif girişimidir. Anladığınız gibi İsmail Bey keşfedileni tekrar keşfetme mertebesine nail olmuştur. İsmail Hakkı Bey bir caddeye konan adını fazlasıyla hak etmiş olmalıdır (!)

Gerçeklikte Dr. İsmail Hakkı Bey’in keşfettiği gibi bir şey yoktur. III. Selim dönemine gidelim.

III. Selim ile arası gayet iyi olan, onun sarayında işler yapmış Antoine-Ignace MELLING, 1763 yılında doğmuş bu kişi, III. Selim’in kardeşi Hatice Sultan için de düzenlemeler yapmış ve Hatice Sultan’la Melling, birbirleri ile mektuplaşacak kadar da samimi olurlar. Hatice Sultan ile Ressam Melling arasında ki yazışmalarda Latin harfleri kullanılmış, aşağı yukarı 1800’lü yıllar (Alfabe Devrimi’nden 130 yıl evvel) kullanılan Latin harflerle yazılan mektuplar bugün mevcuttur. İki entelektüel insanın yazdıkları Latin harflerle yazının ilk örneğidir. Dr. İsmail Hakkı Bey’e verilen misyon nedir, bu işte yeri nerededir. II. Meşrutiyet 1908’dedir. Mektuplar 1800 yıllarının başlarına ait. Dr. Hakkı Bey neyin alfabesini keşfetmeye girişmiştir. 100 yıl önce zaten var olanı, nasıl keşfediliyor.

Evet, Milas Ticaret ve Sanayi Odası 56 sayılı Olcay Akdeniz’nin yazısından bir bölüm sayfa 63: “Nitekim Ömer Ağa’nın Sultan tarafından affedildiğine dair ferman Aydın Muhassılı (hasıl eden, meydana getiren, Tanzimat’tan önce vergi tahsildarı) Aydın Bey’e bildirir.”

Aydın muhassılının adı yanlıştır. Burada bahsedilen Aydın muhassılı Hüseyin Bey’dir.

Halil Menteşe, İngiliz donanmasının önünden kaçıp Çanakkale Boğazı’nı geçerek Osmanlılara sığınan Göben ve Breslau adlı iki Alman savaş gemisinin Osmanlı’nın başına çok büyük bir dert açması üzerine İtilaf devletlerine bu gemilerin satın alındığının söylenmesini öneren kişidir. Gerçekten de o çaresizlik içinde Halil Bey’in önerisi kabul görmüş. Sayfa (56) Sayı 48

Ve Osmanlı bu iki gemiyi satın aldığını söyler ve bu işe yarar. Ama Almanlar Karadeniz’e geçip Rus limanlarını bombalayınca 1. Dünya Savaşı’na girdik diye anlatılanlar fıkra olmalı. Haa bir de Halil Menteşe’nin ne kadar zeki, akıllı adam olduğu da es geçilmemiş.

Kocaman bir bütünün, sürecin bir kısmını alıp önümüze konmasıyla bu fıkraya  inanacak değiliz. O günün Osmanlısına bakalım. Osmanlı kendi kararlarını verecek durumda mıydı? İttihat ve Terakki Almanlarla kol kola olup Almanların isteklerini yerine getiriyordu. Almanya, Osmanlı’nın savaşa girmesine karar vermişti. Göben, Breslau gemilerinin başına gelenler veya yaptıkları devede kulaktır.

Osmanlı’nın iradesi İttihat ve Terakki’de… Veya Osmanlı Sultanında mı sanılıyor?

'Almanya 1870’ten itibaren Anadolu’ya çıkmaya başladı.'

Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri bürokrasisinin içinde eğitici ve karar verici Almanlar’dı.

Söz edilen iki gemiden önce Almanlar’la yapılan anlaşmada Alman subaylarından Osmanlı ordusunun emir alacağı, anlaşmada kabul ediliyor ve savaşa dahil olduğu anlaşmada vaki.

Savaşa girileceği kararı verilmişken gemileri ileri sürmek bugünün bilgileriyle eski şarkıları tekrarlamak değil mi?

Birkaç isim soralım:

* Albay Stange

* Leopold von Seeckt

* General Fritz Bronsart von Schellendorf

* Eberhard Graf Waldersee

* General von der Goltz

* Liman von Sanders

* Gustav von Hochwächter

* Yarbay von Lossow

* Albay Veit

Görevleri, niyetleri neydi, neyi, ne yaptılar?

Onlar yaparlarken Osmanlı, İttihat ve Terakki’nin konumu; sahnedeki senaryo Osmanlı’yı nereye götürdü?

Gelecek yanımıza kadar ev ödevi…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!