
Dostlarım, merhaba.
Muğla ilimizin Küçük Dibekdere köyündeki, bugünkü adıyla mahallesindeki Davul Zurna kültürü, en az 350-400 seneden beri dededen babaya, babadan oğula, oğuldan torunlarımıza devrederek bu günlere kadar varlığını tüm dünyaya duyurmuş olan bir mahallemiz.
Hatta şöyle de diyebilirim ki, bugün Türkiye'de en genç zurnacılar ve davulcular Dibekdere'de olduğunu bütün yetkililer duysun, bilsinler ki bizler bu kültürün devamı için gencecik ustalarımızı şehit verdik. Evet, şehit diyorum. Çünkü çoluk çocuğun rızkını çalmadan, çarpmadan, sanatıyla kazanmaya çalışırken ölen herkes şehittir.
Peki, bu nasıl oldu? Kimisi trafik kazasında, kimisi düğünlerde rastgele atılan silahlardan çıkan kör kurşunlarla, kimisi de kasten öldürüldüler.
İşte bu nedenlerden dolayı bağırıp çağırıyoruz. Ya, bizler bu kültürü bugünlere kadar kolayca getirmedik. Bu kültür bizim için hem bir ata mesleği hem de ekmek kapımız.
İşte bu nedenle, eğer yetkililer Davul Zurna kültürümüzü tanıtmak istiyorlarsa, bu amaçla festivaller düzenleyerek, hatta bunu uluslararası düzeyde yıllarca yapmak istiyorlarsa eğer, mutlaka her Zurnazen Festivali öncesi Dibekdere'de bu işin uzmanı olan ustalarımızdan fikir almaları, onlardan alacakları fikirlerle bu kültürü daha da sevilir hâle getirebilirler. Daha da dünyaya Dibekdere'nin sesini duyurabiliriz.
Mesela Milas'a gelen zurna ustalarını neden Dibekdere'ye getirmiyorlar? Orada, o köydeki daha 7 yaşındaki zurna çalan, davul çalan çocukları göstermediniz? Bu bir eksiklik değil mi? Mesela Davul Zurna kültürü adına yapılan konuşmalar neden Dibekdere'de yapılmıyor? Daha buna benzer birçok eksikliklerimiz var.
Mesela zurna kamışı yapımı... Bugün bütün dünyada zurna çalan ustaların en büyük derdi, ekstra zurna kamışını nasıl elde edebilirim?
Bütün bu oluşmaların başarıyla yerli yerine oturması hiç de zor bir olay değil. Yeter ki “Ben bilirim, ben yaparım.” hastalığından bir an önce kurtulmamız gerekir.
Bu festival adı üstünde zurna festivali ama gel gör ki, klarnetçilerin, ses sanatçılarının, halk oyuncularının bir nevi reklam yeri hâline getirilmiş bir Zurnazen Festivali. Oysa bu güzelim zamanın en az 3/1’i zurnacılara verilmiş olsaydı, mesela 2 veya 3 takım Dibekdereli genç zurnacılar kendi ekipleriyle sahne almış olsalardı, çok daha güzel bir ortam olurdu. En azından zurna festivali olduğu belli olurdu.
Sayın Milas Belediye Başkanım ile Milas Arasta Park'taki CHP kuruluşunun 103. yılı kutlamalarında ben de oradaydım. Kısmet olursa, sadece zurna ve davulculardan oluşan bir zurna-davul festivalinin yapılması için küçük bir sohbet yaptık. Umarım bu sohbetimizin devamı gelir de zurna festivali nasıl olurmuş, tüm dünya seyreder.
Mesela 29 Ekim'de, yani bu sene 29 Ekim 2026'da Milas'ta... Haydi, hayırlısı olsun. İnşallah olur da en azından Zurnazen Festivali'nde zurnaya küsen dostlarımızın da gönüllerini yapmış oluruz.
Değerli dostlar, bu zurna davul kültürü hakkında o kadar çok söylenecek sözümüz var ki... Amacımız bu sanatı nefret ettirmek değil, sevdirmek. Herkes bunu böylece bilsin.
Neşet Ertaş'ın bir türküsü vardır: “Gönül arzu eder dostu görmeyi, engeller bırakmıyor, buna ne dersin?” dediği gibi, senede bir defa olsa da sahnelerde dostlarla görüşmek, onları yöremizin davul ve zurna kültürünü en güzel şekliyle göstermektir.
Haydi dostlarım, hoşça kalın, dostça kalın.
Bir kültür dostu, Zurnacı Dursun Girgin.
Varsa hatalarım, özür dilerim. Amacım gönüller kırmak değil, hoş etmektir.
Tel: 0532 642 05 39



