
Eğitim sistemlerinin dönüşümü konusunda tüm dünyada bir deneme döneminde olduğumuzu söyleyebiliriz. Çünkü bulunduğumuz çağın özellikleri dikkate alındığında ve gelecek yüzyılın ihtiyaçları göz önünde bulundurulduğunda bu dönüşüm kaçınılmaz olarak karşımızda duruyor. Devletlerin toplumlarını bu değişime hazırlaması gerekiyor.
Bazı ülkeler ile ilgili gelişmeler basında ve sosyal medyada yer alıyor. Görüyoruz ki bir dönüşüm var. Ancak bu dönüşümün sonuçları nasıl olacak ve istenen verim elde edilecek mi bilmiyoruz. Dönüşümün sonuçları doğru yapıldığını gösterebileceği gibi geri dönüş sinyali de verebilir.
Şimdi bazı ülkelerde yapay zeka destekli ve öğretmensiz eğitim modellerinin uygulanmaya başladığını görmekteyiz. Bu durumu bir değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.
Günümüzde her alanda bilgisayar destekli çalışıyoruz. Doksanlardan sonra bu hızla dönüştü. Artık sadece bilgisayar destekli değil yapay zeka destekli çalışıyoruz. Herhangi bir alanda insan eli yerine bilgisayar kullanılmaya başladığında insanların “iş hatasız yapılıyor” algısı oluşmuştu. Hata olmaz, bilgisayar hesaplıyor. Otomatik hesaplanıyor, yanlış olmaz söylemleri ne kadar da yaygınlaştı dilimizde. Oysa o bilgisayarı programlayan, komutlarını yazan insandı. İnsan hata yaparsa bilgisayar da hata yapar. Tabi kontrol edilmesi, düzeltilmesi, hata ayıklaması vs. tabi ki güvenirlik konusunda sorun yaratmadı.
Bilgisayar artık yerini robotik ve yapay zekaya bıraktı. Sağlık alanında robotik çok elzem bir konuma geldi. Doktorların işini tamamen alır mı dersiniz robotlar? Böyle bir durum olumsuz sonuç yaratır mı, sanmam. Çünkü tamamen objektif bir değerlendirme yapılması gereken, duyguların işin içine girmediği bir alan olarak yapay zeka değerlendirmesi belki de en iyisi olacak. Gözden kaçırılmayacak test değerleri, bulgular ve kesin sonuç içeren değerlendirmeler insan sağlığı açısından bir çığır açabilir.
Eğitim için aynı şeyleri söylemek mümkün olmuyor. Dünyada yapay zeka eğitim sistemlerinde kullanılmaya başladığı halde bunlara kuşku ile bakmak gerekiyor. Düz mantıkla düşündüğümüzde her şey süt liman. Her çocuk kendi hızında öğrenir diyoruz. Bir öğretmen sınıfındaki her çocuğun analizini bir yapay zeka kadar ayrıntılı yapamaz. Hele ki bir çok sınıfa öğretmenlik yapan bir öğretmenin bunu yapabilmesi hayaldir. Yapay zeka elbette her çocuğun analizini ayrıntılı bir şekilde yaparak ona gereken desteği verecektir. Ancak bir modelleme yapmak istiyorum; örneğin matematik dersinde sayıların büyüklük küçüklüğünü ayırt edemeyen bir öğrenci yapay zeka tarafından değerlendirilecek ve bir sonraki konuya geçemeyecektir. Yapay zeka o çocuk için öğrenme sürecini devam ettirecektir. Sınıfta gerçek bir öğretmenle devam eden böyle bir çocuk ise aynı durumda sınıf arkadaşları ile birlikte diğer konuyu dinlemeye devam edecektir. Yani öğrenemediği alt konuyu orada bırakıp zorunlu olarak sınıfla birlikte sonraki konuya geçmek zorundadır. Bu durumu doğru kabul etmeyen yapay zeka buna izin vermeyecektir. Oysa öğretmenin başka seçeneği yoktur. Ancak öyle durumlar karşımıza çıkar ki çocuk bir sonraki konuyu daha kolay öğrenebilir ya da bir sonraki konuda öncekini de kavrayabilir. Şimdi yapay zeka ile ilerleyen bir çocuk o bölümde takılıp geçemezse öğrenme isteğine ket vurulmaz mı? Yapamıyorum, başaramıyorum hissi ile kendini kapatmaz mı?
Duygusal olarak bir öğretmenin dokunuşu, bakışı, ilgisi pek çok öğrenciyi harekete geçirip öğrenme isteği doğururken yapay zekanın mekanikliği çocuklarda öğrenme isteği oluşturabilecek mi? Çok örneği vardır öğretmenini sevmediği dersi de sevmeyen çocukların. Elimizde insan var ve işin içinde duygular var, iletişim var, ilişkiler var. Bu nedenle öğretmenin yerini alacak bir zeka geliştirmek de kendi topuğumuza sıkmak gibi olur. Olacaksa öğretmeni destekleyen bir yapay zeka, öğretmenin de öğrencinin de yardımcısı ama öğretmensiz değil.
İLKAY KUMTEPE/22.02.2026




