Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

YILLAR ÖNCESİ YAZDIKLARIM. (AVCILIK AHLAKI VE KONTROL)

Reklam
Screenshot

   Avcılık yüce Türk milletinin var oluşundan bu yana hayatının bir parçası haline gelmiş vazgeçemediği bir spordur.

   Yazılı ve görsel basından arada bir izliyoruz. Geçim sıkıntısı olmayıp hayat şartları düzgün, yetiremedim veya şu veya bunu alamadım sorunu olmayan, bir eli yağda, bir eli balda misali, yapacak işi olmayanlar basının karşısına çıkıp hayvanları avcıların katledip öldürdüklerinden bahsedip şov yapıyorlar…

    Ancak kuruyu yaşla ayırmak lazım!

    Bizim bildiğimiz gerçek avcılar bir kere hayvanı zamansız vurmazlar. Hileli yolla ve kalleş yöntemlerle avlanmazlar. Eti yenmeyen hayvana fişek atmazlar. Kuluçkada veya yavru zamanlarında ava çıkmazlar,  ihtiyaçlarından fazla miktarda da vurmazlar.

   Gerçek avcı sporla birlikte ancak yiyeceği kadar av vurarak avlanır.  

   Çünkü gerçek avcı ahlak sahibidir ve avcılığın asil bir spor olduğunu bilir.

    Tabi bu sözlerim avcılığı kanun ve kurallalar çerçevesinde yapanlar için.  

    Kaçak ve kalleşçe avcılık yapanlar için değil!..

    Bu eli tüfekliler her ortamda bizlere iftira atan sözde çevrecilerin ellerine bir bakıma koz veriyorlar…    

     Bizzat kendim dört yıl üst üste Merkez Av Komisyonu toplantılarına katıldım. Bu toplantılarda iş avlanma günlerine geldi mi avcı üyeler av günleri haftanın yedi günü olsun, bakanlık temsilcileri üç günde kalsın diye ortalık karışır. Halbuki tartışmalar ve verilen mücadele boşuna!..

    Nedenine gelince: Bu yazıyı yazdığım Perşembe günü (Cuma akşamı da ) dâhil Milas’ta Allah’ın her günü av yapılıyor!

   Hem bunlar belgesi pulu olan avcılar olsa yüreğim yanmaz.

   Her gün akşam üzeri evimin balkonundan kendim duymaktayım şehre yakın yerlerde yüzlerce fişek atılıyor. Açıkçası avlanabilmek için yılda bir ton parayı veren biz yasal avcılar kanun ve kurallara uyup adeta avucunu yalarken! Kaçak avcılar yeterli kontrol yapılmaması yüzünden her yerde dilediği gibi at koşturuyor!..

    Bakanlık araç ve personel sayısını arttırmadığı sürece bu işler düzelmez?

    Yazık değil mi? Kontrolsüzlük yüzünden birçok avcılık belgesi sahibi üyem bu yüzden avcılık belgelerini bile iptal ettirdiler.

   Avcılık Belgelerini iptal ettiren dernek üyelerimizin söylevleri hep aynı;

 “ Adamlar bizden fazla avlanıyorlar, bakan eden yok! Bundan sonra ben de bu şekilde avlanacağım…”

    Birde teknoloji ilerledikçe son yıllardaki avlanma yöntemleri bu asil sporun büsbütün içine etti!

    Yıllar önce Avdoğa da yayımlanan köşe yazımın birisinde başlığı şöyleydi: “CEP TELEFONU ÇIKTI, MERTLİK BOZULDU” diye.

     Bu sözüm bu yıl gördüklerimizle ve duyduklarımızla gerçek oluyor!..

    

     Bu gidişle dağlarda keklikte kalmayacak! Tavşan pröjökterle, kınalı keklik kafes, subaşı ve yemleme ile yok ediliyordu. Şimdi de teyple keklik katliamı…

     Bu işin tamamen cılkı çıktı! Vicdansızlar kınalı kekliğin de  kökünü kazısınlar bakalım, bunlarda bitince ne avlayacaklar?..

     Ben hep söylüyorum. Korumada öncelik bizim öz değerlerimiz keklik ve tavşan olmalı. Ama bizim ülkede tam tersi oluyor. “ GÖÇMEN KUŞLAR KORUNURKEN, KINALI KEKLİK VE TAVŞAN ELDEN GİDİYOR”

      Yazın bıldırcın teybi toplamakla korumacılık olmaz? Sulak alanların çıkış yerlerinde arabanın içinde avcı beklemekle hiç olmaz?

      Bu işin çözümü: “ EĞİTİMLE BİRLİKTE KONTROL” mekanizmasının kurulamamış veya kurulu olanın doğru işletilmemiş olmasıdır.

      2026 yılının önce ülkemize sonra tüm insanlığa huzur ve barış getirmesini diliyorum. Mutlu yıllar.

      Saygılarımla.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!