Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Esra Işık Yeniden Hakim Karşısına Çıktı

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy Akbelen’de yürütülen kamulaştırma çalışmaları sırasında keşif ekibine görevi yaptırmamak için direnme ve kamu görevlilerine hakaret ettiği iddiasıyla 31 Mart’ta tutuklanan Esra Işık, 42 gün süren tutukluluğun ardından tahliye edilmişti.

Reklam
efd0b0f5-bc48-41bb-87d9-39b495460579

26 yaşındaki Esra Işık’ın yargılandığı davanın ikinci duruşması dün Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, Işık hakkında uygulanan yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasına karar verirken, davayı 22 Haziran tarihine erteledi.

“Görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla yargılanan Işık’ın davasının ikinci duruşması Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülürken, duruşma öncesinde çevreciler, İkizköylüler ve farklı illerden gelen destekçileri Milas Adliyesi önünde bir araya geldi.

Sloganlar eşliğinde adliye önüne gelen kalabalık, Esra Işık’ın yanında olduklarını belirterek yargılamanın adil şekilde sonuçlanmasını istedi.

İlk duruşmada tutukluluğunun devamına karar verilen Esra Işık, 11 Mayıs’ta verilen kararla adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliye edilmişti.

Milas Adliyesi’nde görülen duruşmada mahkemeden çıkacak karar merakla beklenirken, destekçileri de duruşmayı yakından takip etti.

Milas Adliyesi’nde bugün görülen davaya Esra Işık, annesi İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık, Aydın, Denizli, Muğla ili ve ilçelerinden gelen çevre örgütleri ile Esra Işık’ın avukatları Arif Ali Cangı, İpek Sarıca ve İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz katıldı. Sefa Yılmaz duruşmanın başında yaptığı konuşmada " keşke Esra Işık a yurtdışına çıkış yasağı koyacağınıza, ev hapsi yani köyden çıkış yasağı koysaydınız. Böylece söz konusu şirket Esra’yı evinden, köyünden çıkaramazdı" demesi gülümsemelere yol açtı.

Avukat  Arif Ali Cangı duruşma sonrası adliye önünde yaptığı açıklamada “22 Haziran'da Esra Işık ile ilgili karar duruşması yapılacağını belirterek biz hukuku ve Esra'yı savunmaya devam edeceğiz insanlığın binlerce yıllık kazanımları var insanların yaşadığı bölgede yaşama hakları olduğunu ve bunları savunmaya hakları olduğunu anlattık anlatmaya devam edeceğiz ve bu savunmaların kamu yararına olduğunu anlattık Esra'nın suçlu değil ödülünü ödüllendirilmesi gereken bir yaşam savaşçısı olduğunu söyledik” diye konuştu.

Esra Işık “Köyümüz, memleketimiz ve toprağımız için tertemiz bir mücadele veriyoruz. Buradan soruyorum; memleketimizi sevmek suç mu? Toprağını, yurdunu sevmek suç mu? Evini, barkını, köyünü sevmek suç mu? Yetiştirdiğin zeytin ağacına sahip çıkmak suç mu? Önce bunun cevabını verin bize.

Ben sadece kendi toprağıma ya da kendi memleketime sahip çıkmadım. Bu ülkenin bir karış toprağı için canımı vermeye hazır olduğumu söyledim, bugün de aynı noktadayım.

Yargılamalar bizim için önemli değil. Bizim için önemli olan; bu memleketin dimdik ayakta kalması, toprağının yaşaması, zeytinin yaşaması, köylünün mağdur edilmemesi, yerlerde sürüklenmemesi, yaşadığı topraklardan koparılmaması ve emeğinin çalınmamasıdır.

Ben köylülerimizin hakkına ve emeğine sahip çıktım. Dedem Necati, yıllarca emek verdi. O zeytin ağaçlarını sırtında taşıdığı kovalarla suladı. Ayağında doğru dürüst bir ayakkabı, bir çarık bile yokken o ağaçları büyüttü, yetiştirdi. Şimdi soruyorum; bu emekler bu kadar kolay mı yok sayılacak?”

Işık, açıklamasının devamında ise şu ifadeleri kullandı:

“Bu emeklerimizi, bu nasırlı elleri, yıllardır çektiğimiz çileleri bir anda yok etmek, silmek bu kadar kolay mı? Ben buraya cenazemizin acısıyla da geldim. Köyümüzün 100 yaşındaki ninesini kaybettik. Koca ninemiz, köyümüzün ve zeytinlerimizin talan edilmesini görerek bu dünyadan ayrıldı. Onu toprağın bağrına emanet ettik. Ancak ninemizi defnederken bile bir gün onun kemiklerini başka bir yere taşımak zorunda kalır mıyız diye düşündük, ağladık.

Bu ülkede yaşayan vatandaşlara, bu köylere bunları yaşatmak reva mıdır? Bu topraklarda üretim yapan biz köylülere bu çaresizliği yaşatmak reva mıdır? Biz bunu soruyoruz.

Toprağımızı savunmak suç değildir. Ama yargılayacaksanız yargılayın. Biz toprağımız için canımızı bile veririz. Ben bu ülkenin bir genciyim. Sadece kendi geleceğimi değil, bu memleketin geleceğini de savunuyorum. Benim başka hiçbir derdim yok.

Benim derdim; emeğimizi yok etmeye çalışan, ömrümüzden çalan, geleceğimize, evimize ve yaşamımıza yük olmaya çalışan şirketlerdir. Biz ülkemizin kalkınmasını istemiyor değiliz; tam tersine en çok biz isteriz. Artık bu feryadımızı duyun.” Dedi.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!