Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

  • ANASAYFA
  • Uncategorized
  • Muğla’nın Medarı İftarı Mustafa Muğlalı – İçinde “Milas” geçen kitaplar (40/2)

Muğla’nın Medarı İftarı Mustafa Muğlalı – İçinde “Milas” geçen kitaplar (40/2)

Reklam
içinde milas geçen kitaplar

‘Muğla Menteşe Büyükleri’ / Ali Rıza Haksever

Bu yazı İsmail Hakkı Çevik’in manevi varislerine ithaf olunur. (İsmail Hakkı Çevik, hukuk eğitimi almış avukat ve Demokrat Parti’den VIII. ve IX. dönem Eskişehir Milletvekili olarak görev yapmış siyasetçidir. 3 Aralık 1948’de TBMM’de verdiği soru önergesiyle, Van’ın Özalp ilçesinde 1943 yılında yaşanan ve 32 kişinin mahkeme kararı olmaksızın kurşuna dizildiği iddialarını Meclis gündemine taşıdı. Çevik, olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve sorumlular hakkında ne tür işlem yapıldığının Başbakanlık tarafından açıklanmasını istedi. Bu girişim, olayın yıllar sonra TBMM’de yeniden tartışılmasına ve yargı sürecinin gündeme gelmesine yol açtı.)

Yakın zamanda Muğla’daki Mustafa Muğlalı İşhanı yıkıldı. Darısı Muğla’daki Mustafa Muğlalı Caddesi’nin adına… (Konu bina ya da cadde değil; bu ismin kent hafızasında taşınmaya devam etmesidir.)

‘Muğla Menteşe Büyükleri’ kitabında Neyzen Tevfik ne yazık ki yer almazken, General Mustafa Muğlalı, yer bulmuştur. Adı Menemen’deki “Kubilay olayı” ile yıldızı parlamış.  Aslına bakarsak bir memur olarak verilen görevi yerine getirmiştir. (Kitapta 1940’dan sonrası yoktur.) Ve 1943 yılında tek parti döneminde Van’ın Özalp kazasına ait köylerden toplanan 33 kişi İran sınırına yakın bir yere götürülür. Hiçbir yargılama, savunma olmaksızın 33 kişi kurşuna dizilir. Bu konu hakkında Ahmet Arif şöyle der,

“Tenhaydı, tenhaydı vakitler

Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı…” (…)

“Gel haberi nereden verek

Turna sürüsü değil

Gökte yıldız burcu değil

Otuz üç kurşunlu yiğitler

Otuz üç kan pınarı”

Akmaz,

Göl olmuş dağlarda…’

Tek parti döneminde bu olay hasır altı edilir. Faili malum, yargısız infaz yapılır. Emri verdiğini söyleyen Mustafa Muğlalı’nın bilmediği 33 kişiden bir tanesi yaralı kurtulmuştur. 32 kişinin akıbeti hakkında verilen dilekçelerle, öğrenilir.

Yine Ahmet Arif bu konu hakkında da şöyle der,

“Vurulmuşum

Dağların kuytuluk bir boğazında

Vakitlerden bir sabah namazında

Yatarım Kanlı upuzun

Vurulmuşum

Düşüm gecelerden kara

Bir hayra yoranım çıkmaz

 

Canım alır ecelsiz

Sığdıramam dağlara kitaplara

Şifre buyurmuş bir paşa

Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız

Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz

Rivayet Sanılır belki”

1948 yılında Demokrat Parti Eskişehir milletvekili İsmail Hakkı Çevik, olayı TBMM’ne taşır. Bir müddet uğraştan sonra, yıldızımız Mustafa Muğlalı, olayın başı olarak emri verenin mahkemede kendisi olduğunu ve bunu ‘memleketin yüksek menfaatleri için yaptığı’ nakaratını tekrarlar Mahkeme bütün şahitlerin dinlendiği duruşmalarda önce idama, sonra 20 yıl hapis ceza alır. Askerî Mahkeme kararı bozar. Akıl sağlığı raporu ile de tahliye olur. Bir general akıl dengesi yerinde değil ise görevde, hem de ciddi bir noktada, bu da ayrı bir kusurlu durum. 1956 yılında konu tekrar tazeleniyor. Tekrar cezaevine girer ve zaten cezaevinde yaşamı son bulur. Artık melek olan Mustafa Muğlalı olur. Ve mahkemede emri kendisine verenin kim olduğunu söylemez, cezaevinde yatarken bu konuda en ufak bir imada da bulunmaz. Ve gerçekten has bir kapıkulu olduğunu gösterir.

Onun için yazdığımız karalamayı paylaşalım;

MUSTAFA MUĞLALI’NIN HASRETİ

Parada pulda yoktu gözü

Yeterdi apoletleri

Kurtulurdu elinden

Kaçan ile uçan

 

Etmedi kusur kapıkulluğunda

Ne mahkemede ne cezaevinde

Zaten tek “vasiyeti” olsa olsa

Dikilsin heykeli

V.M.

Konu hâlâ 80 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen olay hala tartışılır.

Kitabın künyesi (40/1) verilmiştir.

(Menteşe Beyi yazımız bir yazı sonraya kaydırıldı.)

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!