

Mehmet SARI - Emekli İlköğretim Müfettişi
Gazete haberinde, Milas Zeytin Hasadı Şenliği’nin ikincisi için alt komisyon toplantısı gerçekleştirilmiş. Bu etkinlik için bazı hazırlıklar yapılıyormuş.
Bu düşüncelerin uygulanması, zeytinciliğe hiç yarar getirmez demiyorum ama zeytinlerin, zeytincilerin derdi büyük Milas’ta. Zeytinci aç kalmak üzere…
10-15 yıldır adım adım zeytinlerimizde verim düşüyor. Çok yerde hiç zeytin hasadı olmaz oldu.
Sonra Milas zeytinciliği hastalıklar nedeniyle ölüm yolunda gidiyor, can çekişiyor, zeytinci aç kalıyor. Halkalı leke (yaprak dökümü), sarılık ve kanser hastalıkları Milas zeytinlerini ölüme götürüyor.
Bu hastalıklar daha çok Milas ve Selimiye ovalarında zeytinlerimize zarar vererek mahsul verdirmiyor. Bu yüzden zeytinciler aç kalıyor, Milas halkının geliri azalıyor. Bu azalma ile doğan ekonomik zarar, sonuçta Milas esnafına da yansıyor. Yani esnaf da zarar ediyor.
Ayrıca da Milas’ta işsizlik ve yoksulluğu bu durum arttırmıştır, daha da çoğaltacaktır.
Bu hastalıklar ve zarar Milas ve Selimiye ovalarında çok yaygındır. Hastalıklar buraları kaplamış durumdadır.
Ayrıca bu hastalıklar her yıl adım adım yükseklere doğru yayılıyor. Bir gün bu hastalıklar yüksekleri de saracak, zeytinciliğimizi öldürecek, zeytinyağını daha çok dışarıdan alır olacağız. Birçok tarım ürününü dışarıdan aldığımız gibi samanı, kurbanlığı aldığımız gibi.. Hep alıcı ülke olacağız.
Bu sorunları bir türlü çözemiyoruz. Adım adım ölüme giden zeytinlerimizi kurtaramayanlar, zeytin hasadı şenliğinin ikincisini yapmaya hazırlanıyorlarmış. Keşke her ikisini birden yapabilmeyi başarabilsek ... Ama olmuyor. Bu durumda da şu soru haklılık kazanıyor:
Ölüm yolunun şenliği mi olur?
Şenlik kazanımda olur, zararda olmaz bence…
İlk defa ölüme giden bu zararın önlenmesine çalışmak gerekmez mi? Bunun için neler yapılabileceği konusunda toplantılar ve temaslar yapmak daha faydalı olmaz mı?
Bence Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nden, Ziraat Fakültelerinden uzmanları çağırıp, hastalıkların nedenlerini ve tedavilerini bilimsel olarak ortaya koymakla işe girişmek gerekmiyor mu? Atatürkçülük de bunu gerektirmiyor mu?
Ben bu konuda Milas Kaymakamlığı’na dilekçe verdim.
İlçe Tarım Müdürlüğümüz; "Biz gerekeni yapıyoruz" diye bildirmiş. Ayrıca bu seferki gibi çokça yazılarımı Önder Gazetesi’nde yayınlıyorum. Hatta Milas’ta seçime giren partilere de bu hastalık konusunda araştırma yapmalarını, biz zeytincilerin beklediğini gazetede yayımladım. Nereye başvurdumsa da zeytinlerimize bir çare bulamadım ...


